Yargıtay · Ceza Genel Kurulu

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2023/583 E. 2026/374 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2023/583
Karar No
2026/374
Karar Tarihi

KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 386-434

I. HUKUKÎ SÜREÇ Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103/2-2. cümlesi, 43/1, 62, 53... . maddeleri uyarınca 18... hapis; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı Kanun'un 109/2, 109/3-f, 109/5, 43/1, 62... . maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 05.03.2019 tarihli ve 85-125 sayılı, kısmen resen de istinafa tabi hükümlerin katılan mağdure vekili, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili ile sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesince 08.05.2019 tarih ve 1261-1258 sayı ile; istinaf başvurusunun esastan reddine; bu kararın da katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 11.05.2022 tarih ve 3216-4317 sayı ile; "...Olayın intikal şekli ve zamanı, sınırda hafif mental retarde olan mağdurenin aşamalardaki başka delille desteklenmeyen soyut beyanları, eylemin anal ve vajinal yoldan gerçekleştiğine dair iddiaları desteklemeyen Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Dairesinin 23.07.2018 tarihli raporu, savunma, tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, sanığın, değişik tarihlerde yaşı küçük mağdureye karşı atılı suçları işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesi ise 16.11.2022 tarih ve 386-434 sayı ile; "...sanığın yaşı ve zekâ geriliğine rağmen olayı ana hatları ile istikrarlı şekilde anlatabildiği, mağdurun istikrarlı anlatımlarının tanıkların anlatımı ile desteklendiği, cinsel istismar suçlarında birebir görgüye dair delilin aranamayacağı, mağdurun tüm dosya kapsamına göre kendisine iyi davrandığı, para verdiği, markete götürdüğü söylenen sanığa suç isnat etmesi için bir sebep bulunmadığı, aileler arasında da olay öncesinde bir husumet olmadığı, olayın ortaya çıkış şekline ilişkin tanıklar ... ve ...'nın anlatımları değerlendirildiğinde tüm olayları olayı kurgulayamayacağının açıkça anlaşılabildiği, bununla birlikte Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas kurulu 23.07.2018 tarihli rapora göre, olayın geniş bir zaman diliminde çok kez meydana gelmiş olduğu ve livata eylemlerinin hemen akabinde yapılmış anal muayenesi olmadığından, mevcut verilerle küçüğün anal yoldan cinsel istismara maruz kalıp kalmadığının tespitine tıbben imkan bulunmadığı, olayın adli tahkikatla aydınlatılmasının uygun olacağı belirtildiği," şeklindeki gerekçeyle bozmaya direnerek önceki hükümler gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir. Direnme kararına konu bu hükümlerin de katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 13.02.2023 tarihli ve 1119 sayılı onama istekli tebliğnamesiyle dosya, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 03.10.2023 tarih ve 2294-5829 sayı ile katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmiş, sanık müdafiinin temyiz istemi bakımından yapılan incelemede ise direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire ile İlk Derece Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat olunan çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarının sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Katılan mağdurenin intikal tarihinde 9 yıl 11... günlük, ilkokul 5. sınıf öğrencisi, sanığın ise 36 yaşında, evli, 2 çocuklu ve ortaokul mezunu olduğu, 21.11.2017 tarihinde müdür yardımcısı tanık ...tarafından düzenlenen tutanakta; okuldaki bir çocuğun velisi olan tanık...'in gelerek katılan mağdureye birilerinin para vererek cinsel tacizde bulunduğunu söyleyip bu hususta araştırma yapılmasını istediğini, katılan mağdurenin komşuları olan sanığın kendisini zorla bazen evlerinin önündeki odunluğa bazen de karısının olmadığı zamanlarda evine çekerek kıyafetlerini açıp cinsel eylemlerde bulunduğunu ifade ettiğinin belirtildiği, 21.11.2017 tarihinde kadın hastalıkları ve doğum, peritanoloji yan dal uzmanı tarafından düzenlenen raporda; jinekolojik muayenede saat 12... hizasında ince septum, 9 hizasında çentiklenme izlendiği, vajinal sürüntü örneği alındığı, kati raporun adli tıp tarafından verilmesinin uygun olduğunun bildirildiği, 21.11.2017 tarihinde İstanbul Esenyurt Çocuk Devlet Hastanesinde görevli çocuk cerrahi uzmanı tarafından düzenlenen raporda; litotomi pozisyonunda yapılan incelemede, hymenin saat 8 yönünde lasere izlendiği, anal muayenede; perianal ekimoz ya da akut anal fissür izlenmediği, anal sfinkterin parmakla muayenesinde parmağı gevşek olarak sarmakta olup kronik fiili livata ile uyumlu bulunduğunun belirtildiği, 28.11.2017 tarihli çocuk izlem merkezi adli görüşme değerlendirme raporunda; hafif düzeyde zihinsel geriliği olabileceği, mağdurenin olayları oluş sırasına göre anlatmadığı, dağınık ifadeler kullandığı, olaylardan etkilendiği ve utandığı için ayrıntı vermekte zorlandığı ve ağladığının görüldüğü, genel olarak katılan mağdurenin verdiği bilgilerin tutarlı ve güvenilir olduğunun düşünüldüğü, cinsel istismara uğradığı kanaatinin oluştuğunun bildirildiği, 23.07.2018 tarihinde Adli Tıp 6. İhtisas Kurulunca düzenlenen raporda; ruhsal durum muayenesinde; kaçınma ağırlıklı travma sonrası stres bozukluğu ve sınır-hafif derecede zekâ geriliği tespit edildiği, diz dirsek pozisyonunda yapılan anal muayenesinde; anal mukoza ve sfinkter tonusun doğal olduğu, genital incelemede; hymenin yırtılmaksızın duhule müsait olmadığı, hymende eski ya da yeni travmatik lezyon tespit edilemediği, sonuç olarak; dosyada 21.11.2017 tarihli çocuk cerrahi uzmanı tarafından düzenlenen rapor ve Kurulca iddia edilen olaylardan yaklaşık 8 ay sonra yani 13.07.2018 tarihinde yapılan muayenenin bulunduğu, ifadelere göre olayın geniş bir zaman diliminde çok kez meydana gelmiş olduğu ve livata eylemlerinin hemen akabinde yapılmış anal muayenesi olmadığından mevcut verilerle mağdurenin anal yoldan cinsel istismara maruz kalıp kalmadığının tespitine tıbben imkân bulunmadığı, olayın adli tahkikatla aydınlatılmasının uygun olacağının belirtildiği, 14.11.2018 tarihinde Adli Tıp 6. İhtisas Kurulunca düzenlenen raporda; beyanlarına ana hatlarıyla itibar edilebileceğinin mütalaa edildiği, Anlaşılmaktadır. Katılan mağdure çocuk izlem merkezinde; 5. sınıfa gittiğini, ailesiyle arasının iyi olduğunu, sıkıntılarını kimseye anlatmadığını, binanın en alt katında oturduklarını, sanığın kendisine evinde kendisine tecavüz ettiğini, bir defasında kıyafetinin içinden elleriyle göğsüne ve vajinasına dokunduğunu, sanığa vurduğunu ancak sanığın çıkarmaya devam ettiğini, vajinasının içine ve kenarlarına eliyle dokunduğunu, sıvı görmediğini, anal bölgesine krem sürerek cinsel organıyla içinden dokunduğunu, 3 ve 4. sınıflarda da yaşandığını, 23 Nisan'dan önce, yaz mevsiminden beri de olduğunu, ilk dokunmasını hatırlamadığını, sanığın odunluğa giderken de kendisini çağırdığını, orada da gerçekleştiğini, sanık kendisine dokunduğunda evde karısının ve çocuklarının da olduğunu, karısı namaz kılarken ya da mutfakta olduğunu, çocukların annelerinin yanında olduklarını, olayın salonda gerçekleştiğini, eşinin kendilerini görmediğini, çok korktuğu için bağırmaya çalıştığını ancak bağıramadığını, dokunmalarının 3-4 saat sürdüğünü, karısının namazı bitene kadar devam ettiğini, gündüz ve gece de yaşandığını, sanığın 2-3 kez yatak odasında olduğunu, eşi olmadığı zamanlarda zorla evine aldığını, zorla evine götürdüğünü, 3-4 kez de bu şekilde olduğunu, sanığın da kimseye söylememesini tembihlediğini, sanığın kendisine 5-10 TL para ve yiyecek verdiğini, dokunmalar sırasında sanığın cinsel organının sert olduğunu, bir sıvı gelmediğini, mahkemede; hem önden hem arkadan cinsel organını kendisine soktuğunu, sonrasında "Anneni, babanı öldürürüm. Kimseye söyleme." diyerek korkuttuğunu, bu nedenle ailesine anlatamadığını, neredeyse her gün sanığın kızlarının kendisini oyun oynamak için çağırdıklarını, haftada yaklaşık bir kez, yaklaşık 30 kez sanığın bazen önden bazen arkadan olmak üzere kendisine bu şekilde cinsel hareketlerde bulunduğunu, kendisinin üzgün olduğunu gören sınıf öğretmeninin müdür yardımcısıyla bu durumu paylaştığını öğrendiğini, müdür yardımcısının kendisini odasına çağırdığını, "Birisi sana karışıyor mu?" dediğini, konuştuklarını, kendisinin de sanığın yaptıklarını anlattığını, sanıkla ya da çocuklarıyla herhangi bir husumetinin olmadığını, önceki ifadesinin okunup sorulması üzerine; doğru olduğunu, sanığın evinde birkaç gece kaldığını, Hazır bulunan adli görüşmeci; bilinçsel gelişiminin yaşına uygun olmadığını ancak beyanlarına itibar edilebileceğini düşündüğünü, Katılan ...; çalıştığı için katılan mağdureye kızı tanık ...'nın baktığını, sanığın yan dairede ikamet ettiğini, onlarla aile gibi olduklarını, gidip geldiklerini, böyle bir şeye ihtimal vermediklerini, katılan mağdurenin sanığın kendisini korkuttuğunu, "Seni, anneni, babanı öldürürüm." şeklinde tehditlerde bulunduğunu, para verdiğini ve kandırdığını söylediğini, arkadan yaptığını, önden parmak soktuğunu, yine krem sürmek suretiyle istismarda bulunduğunu, bir iki sene boyunca birçok kez yaptığını anlattığını, katılan mağdurenin yalan söyleme huyunun olmadığını, muayeneye gittiklerinde her şeyin ortaya çıktığını, katılan mağdurenin sanığın çocuklarıyla oynadığı ve sanığın olmadığı zamanlarda onlarda kaldığını, Katılan ...; sanıkla ailece görüştüklerini, yedikleri ve içtiklerinin ayrı gitmediğini, böyle bir şey yapacağını düşünmediğini, şikâyetçi olduğunu, Tanık ... mahkemede; hâlen müdür yardımcısı olarak görev yaptığını, katılan mağdurede zihinsel olarak biraz gerilik bulunduğunu, katılan mağdurenin komşusu olduğunu söyleyen bir kadının gelerek sanığın bazen katılan mağdureye para verdiğini gördüğünü, çocukların da sanığın katılan mağdureye bir şeyler yaptığını ve para verdiğini anlattığını, katılan mağdurenin öğretmeni olması nedeniyle durumla ilgilenmesini kendisinden istediğini, kendisinin de son birkaç yıl içinde katılan mağdurenin durumunda olumsuz yönde değişiklik olduğunu fark ettiğini, içine kapanık bir hâl aldığını, katılan mağdure destek eğitimindeyken onu çağırdığını, doğrudan konuya girmeden katılan mağdureye ona ait özel bölgeler olduğunu, o bölgelere kimsenin dokunmaması gerektiğini söyleyerek herhangi birisinin dokunup dokunmadığını sorduğunu, katılan mağdurenin aşırı tepki verdiğini, titreyip ağladığını, biraz yatıştıktan sonra katılan mağdurenin anlatmaya başladığını, doğrudan sanığın ismini verdiğini, sanığın, evinde odunlukta eylemlerde bulunduğunu anlattığını, katılan mağdureye "Girdi mi?" dediğinde katılan mağdurenin "Evet." şeklinde cevap verdiğini ancak katılan mağdurenin verdiği cevaptan tam olarak emin olamadığını, katılan mağdurenin "Canım yanıyordu." dediğini, katılan mağdurenin yalan söylediğini görmediğini, ödev yapmama konusu gibi durumlarda ufak tefek yalan söylemiş olabileceğini, çocuksu bahaneleri bulunabileceğini ancak yalan söylememesinden kastının bu boyutta şeyler olduğunu, böyle bir durumda yalan söyleyeceğini düşünmediğini, beyanlarına itibar edilmeyecek boyutta olmadığını, kendisini net ve doğru bir şekilde ifade edebileceğini, zaten anlattığı şeylerin bir çocuğun başına gelmeksizin uyduracağı şeyler olmadığını, birileri özellikle öğretirse anlatabileceğini, sanık müdafisinin sorusu üzerine; son 2-3 yıl içinde katılan mağdurenin durumunda gerileme olduğunu fark ettiğini, katılan mağdurenin bazen odanın kapısına gelip içeri girmediğini, ona birkaç kez "Kızım bir şey mi söyleyeceksin?" dediğini ancak katılan mağdurenin "Yok öğretmenim." şeklinde cevap verdiğini, katılan mağdurenin sanki bir şeyler anlatmak istiyor ama anlatamıyor gibi olduğunu, olay kendisine intikal edene kadar katılan mağdurenin kendisine bir şey anlatmadığını, Tanık... mahkemede; iki tarafla da komşu olduğunu, katılanlar ile sanık ve ailesinin samimi görüşen aileler olduklarını, saf bir çocuk olan katılan mağdurenin sanığın çocuğunu oynatmak için gittiğini ve geç saatlere kadar orada olduğunu bildiğini, birkaç kez sanığın markete giderken katılan mağdureyi yanında götürüp onu sevindirmek için bir şeyler aldığını gördüğünü, iyi niyetle yaptığını düşünüp kötü niyetle bakmadıklarını, sorulması üzerine; kuşku duyduğu iki nokta olduğunu, oğlunu sanığın evine kumanda istetmek için bir kez gönderdiğini, oğlunun kumandayı alıp geldiğini, intikalden sonra katılan mağdureyle konuştuğunda katılan mağdurenin "Senin oğlun bir kere ...'ın evine kumanda istemeye gelmişti, ben de oradaydım." dediğini, oğlunun sanığın evine kumanda istemeye gittiğinde evde katılan mağdureyi görmediğini, sanığın eşinin o sırada kayınvalidesinde olduğunu bildiğini, sanığın eşi tanık ...'e evde olmadığında katılan mağdureyi eve almamasını söylediğini tanık ...'den öğrendiğini, bu olaylar çıktıktan sonra katılan mağdurenin orada boş bulunup ağzından bir şey kaçırır diye söylemiş olabileceğini düşündüğünü, tanık ...ile görüştüğünü, o görüşmelerine kadar sanığın isminin geçmediğini, okuldan bir öğrencinin olduğunu bildiklerini, daha sonra tanık ...'nın gereğini yapacağını söyleyerek kendisini gönderdiğini, Tanık ... mahkemede; intikalden sonra katılan mağdurenin kendisine sanığın eylemlerini anlattığını, önceki tarihlerde sanığın kendisine "Büyük olsaydın seni kaçırmazdım" dediğini fakat sanığın sarfettiği bu sözleri ailesine söylemediğini, o tarihlerde sanığın eşinin kendilerinden katılan mağdureyi evlerine çocuklarıyla oynaması için zaman zaman çağırdığını, dolayısıyla katılan mağdurenin sanığın çocuklarıyla oynamak için gündüz, gece sanığın evine gittiğini, odunluğun anahtarının sanıkta bulunduğunu, bu nedenle odunluktan bir şey alacakları zaman odunluğun anahtarını sanıktan istediklerini, kendisinin de katılan mağdurenin de bu şekilde ayrı ayrı sanıkla odunluğa gittiklerini, Tanık ... mahkemede; evde zamanının çoğunu mutfakta ve salonda geçirdiğini, zaman zaman katılan mağdurenin evlerine geldiğini ancak katılan mağdurenin hiçbir zaman tek başına gelmediğini, sanığın sabah işe gidip eve 18.30 sıralarında döndüğünü, sanığın çalışıyor olması nedeniyle eylemin gündüz saatlerinde gerçekleşmiş olmasının mümkün olmadığını, akşam saatlerinde de genelde salonda oturduklarını ve ailece salonda bulunmaları nedeniyle eylemin salonda da gerçekleşemeyeceğini, salon kapısının anahtarlı olmadığını, binanın sığınağının olduğunu, iki anahtarın birisinin sanıkta bulunduğunu, bugüne kadar katılan mağdurenin hiçbir şekilde kendisinden veya sanıktan sığınağın anahtarını istemediğini, katılan mağdurenin sanıkla sığınağa birlikte gittiklerini görmediğini, Beyan etmişlerdir. Sanık kollukta; dört yıldır komşu olduklarını, 2 ve 5 yaşlarında iki çocuğunun olduğunu, çocuklarıyla katılan mağdurenin oynayıp arkadaşlık yaptığını, evine katılan mağdure yalnız geldiğinde eve almadığını, katılan mağdurenin neden böyle bir iddiada bulunduğunu bilmediğini, sorguda; katılan mağdurenin ödevlerini yapmasında ailesinden çok kendisinin yardımcı olduğunu, bir süre önce katılan mağdurenin kendisini sevdiğini fark ettiğini, ona karşılık vermediğini, başkalarıyla görüştüğünde katılan mağdurenin kendisini kıskandığını, başkalarıyla konuştuğunda yanına gelip ağlamaya başladığını, hatta vurmaya çalıştığını, mahkemede birinci celsede; katılan mağdurenin annesiyle bazen tartıştıklarını ancak adli mercilere yansıyacak bir husumetlerinin olmadığını, ailesi katılan mağdurenin dersleriyle ilgilenmediği için ya kendisini çağırdıklarını ya da kendisine gönderdiklerini, katılan mağdureyle yakından ilgilenmesi nedeniyle başkalarının yaptığı suçtan dolayı üzerine suç attığını düşündüğünü, ikinci celsede; tanık...'in öncesinde kendisine gelip katılan mağdurenin başkalarıyla görüştüğünü gördüğünü ve bunu kendisinden katılan mağdurenin babasına söylemesini istediğini, tanık...'e böyle bir şey söyleyemeyeceğini, karışmak istemediğini ifade ettiğini, eve geldiğinde katılan mağdurenin erkek arkadaşı olduğunu anlattığını, katılan mağdureye "Kız daha yaşın ne? Baban emek sarf etti." şeklinde uyarıda bulunduğunu, dördüncü celsede; tanık...'in oğlu kumanda istemek için geldiğinde eşinin de katılan mağdurenin de evde olmadığını, beşinci celsede sunduğu dilekçesinde; katılan mağdurenin annesinin katılan mağdureye ezberleterek ifade verdirdiğini, son zamanlarda katılan mağdurenin annesinin yanlış hareketlerini görüp uyardığını, tersleştiklerini, ona hareketlerini düzeltmediği takdirde eşine söyleyeceğini ve aile ilişkilerini keseceğini söylediğini, katılan ...'nin "Elinden geleni ardına koyma. Seninle görüşeceğiz." şeklinde cevap verdiğini, bu nedenle katılan ...'nin katılan mağdureye öğrettiğini düşündüğünü, katılan mağdureye anne babasının kendisini okutmak için sıkıntılara katlandığını anlatıp bir daha erkek arkadaş edinmek gibi davranışlarda bulunursa kendilerine gelmemesini söylediğini, anne babasına söyleyeceğini düşünüp bu nedenle kendisinin adını öğretmenine vermiş olabileceğini savunmuştur. IV. GEREKÇE A. Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Ayrıntıları Yüksek Ceza Genel Kurulunun 11.06.2013 tarih ve 36-294; 12.09.2024 tarihli ve 367-244; 22.5.2024 tarihli ve 423-162; 18.09.2024 tarihli ve 296-249 sayılı kararları başta olmak üzere birçok kararında da açıkça belirtildiği üzere; Amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, suçun işlenmesi ile bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ve vicdani kanaat esasını benimseyen ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de doktrin ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Aynı zamanda bir güvence de olan bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmı gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan maddi gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir. Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez. B. Somut Olayda Hukuki Değerlendirme Sanığın, komşusunun kızı olan katılan mağdureyi oyun oynama bahsiyle kandırarak evine çağırıp kendi hâkimiyet alanına soktuğu ve farklı zamanlarda anal yoldan ilişkiye girerek çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği Derece Mahkemelerince kabul edilen olayda; Sanık aşamalarda katılan mağdureye karşı herhangi bir eylemde bulunmadığını, yalnız kalmadıklarını, katılan mağdureyle yakından ilgilenmesi, katılan mağdureyi erkek arkadaşı, katılan ...'yi ise uygunsuz ilişkileri nedeniyle uyarması nedenleriyle kendisine iftira atılmış olabileceğini savunmuş, aşamalarda suçlamaları kabul etmemiştir. Zekâ geriliği bulunan ve beyanlarına ana hatlarıyla itibar edilebileceği belirtilen katılan mağdurenin sanığın yaklaşık 30 kez bazen önden bazen arkadan olmak üzere kendisine cinsel hareketlerde bulunduğunu belirtmesine karşın adli tıp raporunda anal mukoza ve sfinkter tonusun doğal olduğu, hymenin yırtılmaksızın duhule müsait olmadığı, hymende eski ya da yeni travmatik lezyon tespit edilemediği ve olayın adli tahkikatla aydınlatılması mütalaa edilmiştir. Katılan mağdurenin tanık ...'ün mutfaktayken ya da namazın kıldığı sırada sanığın eylemlerini gerçekleştirdiği ve eylemlerinin üç-dört saat sürdüğüne ilişkin beyanı da hayatın olağan akışına uygun değildir. Tanık beyanlarının da herhangi bir görgüye dayanmadığı görülmektedir. Katılan mağdure aşamalarda sanığın önden de kendisiyle ilişkiye girdiğini belirtmesine rağmen bu beyan adli tıp raporuyla da doğrulanmamıştır. Tüm bu hususlar dikkate alındığında; mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması ve sanığın müsnet çocuğun cinsel istismarı ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği yönünde vicdani kanaat oluşması için yeterli olmadığı anlaşılmakla in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince ispat edilemeyen suçlardan beraat kararı verilmesi gerektiği kabul edilmelidir. Bu itibarla direnme kararına konu mahkûmiyet hükümlerinin, sanığa isnat olunan çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarının sabit olmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu ...; "Maddi vâkıânın kabulüne ilişkin vicdani kanaatini, doğrudan muhatap olduğu takdirî deliller ve dosya kapsamına uygun, ilgili, özgün ve yeterli gerekçelere dayandıran İlk Derece Mahkemesinin müsnet çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarının sabit olduğu yönündeki takdir ve değerlendirmelerinde bir isabetsizlik bulunmadığından Sayın Çoğunluğun görüşüne muhalifim.", Çoğunluk görüşüne katılmayan altı Ceza Genel Kurulu Üyesi; İlk Derece Mahkemesinin direnme gerekçesinin isabetli olduğu, Düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.

V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.11.2022 tarihli ve 386-434 sayılı direnme kararına konu mahkûmiyet hükümlerindeki gerekçelerinin İSABETLİ OLMADIĞINA, söz konusu hükümlerin, sanığa isnat olunan çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarının sabit olmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 2- Dosyanın, İlk Derece Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.05.2026 tarihinde yapılan birinci müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından 10.06.2026 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi

Atıf: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2023/583, K. 2026/374, T. 10.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-ceza-genel-kurulu-2023-583-e-2026-374-k-18d68ecda77a