Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/79 E. 2026/5348 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/79
- Karar No
- 2026/5348
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1704 E., 2025/1717 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 35. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/318 E., 2023/73 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 09.06.2026 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü davalı vekili Avukat ... ... ile davacı vekili Avukat ... ... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin iş sözleşmesinin feshi sonrasında ikame edilen işe iade davasının kabul edildiğini ve kararın kesinleştiğini, akabinde işe başvuru ihtarında bulunulduğunu, davalı işveren tarafından keşide edilen cevabi ihtarnamede işe iade başvurusunun kabul edildiği fakat davacının ...-İstanbul'daki işyeri adresine değil de Derebucak/Konya adresine davet edildiğini, davalı işverenin faal adresi olan ve davacının da 4 yılı aşkın süre görev yaptığı Genel Müdürlük adresi yerine Derebucak/Konya'daki işyerine davet edilmesinin işe başlatmama iradesini ortaya koyduğunu, davalı işverenin İstanbul'daki genel merkezin kapanması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, emsal ücret üzerinden yapılan hesaplamalar doğrultusunda İstanbul 37. İcra Müdürlüğü 2022/7789 Esas sayılı takip dosyasında icra takibi başlatıldığını ancak davalı işveren itirazı üzerine takibin durdurulduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; kesinleşen işe iade kararı sonrasında davacı tarafından yapılan işe iade başvurusuna cevaben keşide edilen ihtarname ile davacının fesihten önceki aynı şart ve haklarla, ücret ve mevcut yan haklar tesis edilerek işe davet edildiğini, davalı Şirketin işçilerini Konya'da bulunan işyerinde istihdam etme kararı aldığını, davacının İstanbul'da işe başlatılmasının mümkün olmadığını, davalı Şirketin .../İstanbul adresindeki işyerinin gayrifaal olduğunu, davalı Şirket tarafından pandemi dönemi ile beraber oluşan ekonomik gerekçeler nedeniyle İstanbul'da bulunan işyerinin gayrifaal konuma getirilmesine karar verildiğini, bu kararın alınmasındaki en önemli nedenlerden birinin İstanbul' da bulunan işçilerin sürekli olarak Konya' ya seyahat etmesi gerekliliği ve pandemi döneminde yaşanan seyahat kısıtlılığı ve sağlık sorunları olduğunu, Konya'da bulunan maden sahasının yönetiminin İstanbul'dan idare edilmesinin efektif olmaması, mali risklerin bertaraf edilmesi, Şirket ticari yapısının ve kaynaklarının etkin, verimli ve doğru bir şekilde yönetilebilmesi adına işletmesel ve operasyonel karar doğrultusunda işverenin yönetim ve denetim yetkisi kapsamında alınmış olan karar uyarınca davalı Şirketin iki yılı aşkın süredir genel müdür/genel müdür yardımcısı pozisyonundaki işçileri ile diğer işçilerini Konya'da bulunan işyerinde istihdam ettiğini, davacının Konya' da olduğunu bildiği maden sahasında işe başlamasının istenmesinin çalışma koşullarında esaslı değişiklik olarak da kabul edilemeyeceğini, davacının çalışma süresinin büyük kısmında Konya'da çalıştığını, davacının işe başlama iradesinin gerçek ve samimi olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının ...-İstanbul olan önceki işyeri yerine Derebucak/Konya adresine davet edildiği ... Sicil kayıtlarının tetkikinde Şirket merkezinin hâlen .../İstanbul olduğunun anlaşıldığı, davalı işveren tarafından yapılan davetin samimi olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının fesih tarihinde davalı Şirketin .../İstanbul adresinde çalıştığı, ... Kurumu (SGK) kayıtlarına göre işyerinin Kanun kapsamından çıkarılmış olmakla birlikte iz yapılmamış olduğu, bu nedenle aylık prim ve hizmet belgesi verilmek suretiyle aktif hâle getirilebileceği, ... Sicil kayıtlarına göre Şirketin güncel adresinin hâlen .../İstanbul olduğu hususları gözetildiğinde ve davalı işveren tarafından davacının usulünce işe başlatılıp 4857 sayılı İş Kanunu’nun (4857 sayılı Kanun) 22. maddesi uyarınca değişiklik teklifi yapılıp sonuçlarına göre davranılmadığı anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesinin kabulünde isabetsizlik görülmediği ancak davacı lehine vekâlet ücretinin hatalı belirlendiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ve davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. İlk Derece Mahkemesince hukuki dinlenilme haklarının kısıtlandığını ve davanın esasını etkileyecek delillerin toplanmadığını, 2. Davacının işe başlama talebinde samimi olmadığını, işe davet edildiği Konya'daki işyerine haftanın birkaç günü gittiğini, 3. Davacının talep konusu işe iade sonrası alacaklara hak kazanmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının itirazın iptaline konu edilen işe iade sonrası işçilik alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından feshedilmesi üzerine ikame edilen işe iade davasında, Mahkemece davanın kabulü ile davacının işe iadesine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, davacının yasal süresi içerisinde davalı işverene müracaat ederek işe başlatılma isteminde bulunduğu, davalı işverenin talebi kabul ettiği ancak Konya'da bulunan maden sahasının yönetiminin İstanbul'dan idare edilmesinin efektif olmaması sebebiyle iki yılı aşkın süredir işçilerin Konya'da bulunan işyerinde istihdam edildiği ve İstanbul'da bulunan SGK işyeri uygulamaları ekranının da pasif olduğu belirtilerek davacının Konya ilinde işe başlayabileceğine karar verildiği, davacıya yapılan bildirime rağmen usulüne uygun olarak işe başlatılmadığından bahisle işyerine gitmediği ve feshin kesinleştiği gerekçesi ile işe başlatılmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti alacağı dâhil diğer işçilik alacaklarının tahsili için icra takibi yaptığı, davalının takibe itirazı üzerine takibin durduğu ve iş bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Dosya kapsamından davacının fesihten önce görev yaptığı .../İstanbul adresindeki işyerinin SGK kayıtlarına göre 31.08.2018 tarihinde gayri faal işyeri olarak tespit edildiği ve işçi çalıştırılmadığı, davacı tarafından işçilik alacağı talepli açılan İstanbul 5. İş Mahkemesinin 2017/617 Esas sayılı dosyasındaki belge ve bilgilerden davacının haftanın en az iki günü Konya'daki işyerine gittiğine dair beyanda bulunduğu şeklindeki olgularının birlikte değerlendirilmesi suretiyle davalı işverenin işe başlatma iradesinin mevcut olmadığı sonucuna varılmamalıdır. Ancak davalı işveren tarafından teklif edilen Konya'daki işyeri de iş sözleşmesinde esaslı değişiklik teşkil ettiğinden, teklifin davacı tarafından kabulü zorunlu değildir. Hâl böyle olmakla; davacı boşta geçen süre ücreti alacağının tamamına hak kazanırken, işe başlatmama tazminatına hak kazanamaz. Mahkemece, davacının boşta geçen süre ücreti alacağı yeniden hüküm altına alınmalı ancak işe başlatmama tazminatının reddine karar verilmelidir. Bu yönler gözetilmeden sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 3. Diğer taraftan 4857 sayılı Kanun'un "Geçersiz Feshin Sonuçları" başlığını taşıyan 21. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında işçinin işe başlatılmaması hâlinde ödenmesi gereken tazminat belirtilmiş; üçüncü fıkrasında ise kararın kesinleşmesine kadar işçinin çalıştırılmadığı en çok dört aylık ücret ve diğer haklar düzenlenmiştir. Maddenin beşinci fıkrasında işçinin işe başlatılması hâlinde varsa peşin ödenen ihbar ve kıdem tazminatının işçiye yapılması gereken ödemelerden mahsup edileceği belirtildikten sonra devamında "İşe başlatılmayan işçiye bildirim süresi verilmemiş veya bildirim süresine ait ücret peşin ödenmemişse, bu sürelere ait ücret tutarı ayrıca ödenir" hükmüne yer verilmiştir. Buna göre işçiye geçersiz sayılan fesih bildirimi ile bildirim süresi verilmemiş veya geçersiz fesih tarihinde bildirim süresine ait ücret peşin ödenmemişse ihbar tazminatının ödenmesi gerekecektir. Bir başka anlatımla işçiye geçersiz fesih tarihindeki koşullara göre bildirim süresi tam ve eksiksiz olarak kullandırılmışsa başlatmama suretiyle fesih tarihinde yeniden bildirim süresi kullandırılması veya ihbar tazminatı ödenmesi yahut bildirim süresinin arttığı gerekçesiyle fark ihbar tazminatı ödenmesi söz konusu olmaz (HGK, 2018/9-241 E., 2018/768 K.). Aynı durum geçersiz sayılan fesih tarihinde ihbar tazminatının tam ve eksiksiz ödenmesi için de geçerlidir. İşçinin geçersiz fesih tarihindeki giydirilmiş ücreti üzerinden tam ve eksiksiz olarak ihbar tazminatı ödenmesi hâlinde işverenin başlatmama suretiyle fesih tarihindeki giydirilmiş ücret üzerinden fark ihbar tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmamaktadır. Somut uyuşmazlıkta davacı vekili itirazın iptaline konu icra takibinde müvekkilinin işverence işe başlatılmaması üzerine gerçekleşen fesih tarihindeki ücrete göre ödenmesi gereken fark ihbar tazminatı alacağını talep etmiştir. Davacıya geçersiz sayılan fesih tarihinde yapılan sulh ve ibraname uyarınca brüt 42.689,10 TL ihbar tazminatı ödemesi yapıldığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davacıya 4857 sayılı Kanun'un 17. maddesinde belirtilen şekilde usulüne uygun olarak bildirim süresine ait ücretin fesih sırasında peşin olarak ödendiği ve aksinin iddia edilmediği anlaşıldığından, ihbar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur.
VI. KARAR Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davalı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.