Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/426 E. 2026/2597 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/426
Karar No
2026/2597
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2412 E., 2025/2611 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 74. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/200 E., 2025/127 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı .. Grup İnş. Nak. Madencilik İth. İhr. San. ve Tic. AŞ (.. Grup AŞ) ve grup şirketleri nezdinde 22.09.2012- 28.03.2019 tarihleri arasında servis şoförü ve kamp amiri olarak .. Yol Yapımı Projesi, ..-.. Yol Yapımı Projesi, ..-.. Yol Yapımı Projesi, .. Yol Yapımı Projesi ve ..-.. Hızlı Tren Hattı Projesinde çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshedildiğini, son ücretinin net 3.000,00 TL olduğunu, üç öğün yemek ve barınmanın işverence karşılandığını, şantiyeden iş sahasına servis ile gidip geldiğini, dinî bayramlar hariç, resmî tatiller dâhil olmak üzere haftanın yedi günü 07.00-19.00 saatleri arasında çalıştığını, bazı günler 19.00'dan sonra çalışmaya devam ettiğini, yıllık ücretli izinlerini kullanmadığını, asgari geçim indirimi alacaklarının ödenmediğini iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, asgari geçim indirimi, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; görev, yetki, husumet, dava şartı, kesin hüküm itirazlarında bulunduklarını, taleplerin de zamanaşımına uğradığını, davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davacının iddialarının somut olmadığını, davalılar arasında organik bağ bulunmadığını, davacının 24.05.2014-17.04.20 15... .04.2017-21.06.2018 tarihleri arasında .. Grup AŞ'de, 22.06.2018-27.03.2019 tarihleri arasında .. Limited Şirketinde çalıştığını, bu nedenle .. İnşaat Nakliyat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine (.. İnşaat Şirketi) husumet yöneltilemeyeceğini, davacının çalışmasının kesintili olduğunu ve birleştirilemeyeceğini, davacının 17.04.2015 tarihinde istifa ederek işten ayrıldığını, daha sonra tekrar işe başladığını, 27.03.2019 tarihinde artık emekliye ayrılmak istediğini ve çalışmak istemediğini söyleyerek 26.03.2019 tarihli dilekçe ekinde ... Kurumu (SGK) kıdem tazminatına esas yazısını şantiye yetkilisine vererek işyerini fiilen terk ettiğini, davacının sadece kıdem tazminatına hak kazandığını, davacının haftalık 45 saati geçmeyecek şekilde çalıştığını, ulusal ... ve genel tatil günlerinde, hafta tatillerinde çalışmadığını, ücretinin asgari ücret olduğunu asgari geçim indirimi alacaklarının ücretinin içinde ödendiğini, yıllık ücretli izin alacağının sonradan ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkemenin davacının ihbar tazminatı ve asgari geçim indirimi alacakları dışındaki taleplerinin bilirkişi raporundaki hesaplama ve davacı talebi doğrultusunda kabulüne dair 23.06.2022 tarihli kararının davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 10.11.2023 tarihli kararı ile; davalı tarafça dosyaya bir kısım imzalı bir kısım imzasız ücret bordrosu sunulmuş olup bordrolarda fazla çalışma ücreti tahakkuku bulunduğu, ayrıca davacının davalı işyerinde bir dönem şoför bir dönem ise kamp amiri olarak çalıştığı tespit edildiğinden İlk Derece Mahkemesince davacının hangi tarihler arasında şoför hangi tarihler arasında kamp amiri olarak çalıştığı tespit edildikten sonra, aylık ücret miktarının yaptığı iş dikkate alınarak belirlenmesi, davacının bordroda yazan ücretten farklı bir ücret aldığının anlaşılması hâlinde ise imzalı ücret bordrolarında yer alan fazla çalışma saati ile bağlı kalınarak fazla çalışma ücret hesabı yapılması, imzalı olmayan ücret bordrolarındaki dönem yönünden ise davacı tanıklarının davalıya karşı açılmış davalarının bulunması nedeniyle beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması, davacı tanıklarının dosyalarının akıbeti(emsal) araştırıldıktan sonra bir karar verilmesi, öte yandan İlk Derece Mahkemesince davalılar arasındaki hukuki ilişkinin tespitine yönelik olarak öncelikle Rekabet Kurumu Başkanlığının 05.03.2015 tarihli ve 15-10/141-63 Karar sayılı kararının getirtilmesi, daha sonra davalı Şirketlerin adresleri, faaliyet alanları, ortakları ve temsilcilerinin yöntemince araştırılarak belirlenmesi, sonucuna göre davalılar arasındaki hukuki ilişkinin ortaya konması, aralarında organik bağ bulunup bulunmadığı tespit edilerek ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesi gerektiği gerekçeleriyle ortadan kaldırılmasına karar verilerek dosyanın Mahkemeye iadesi üzerine yapılan yargılama sonucunda; davacının iş sözleşmesini yaş dışında emeklilik şartlarının oluştuğuna dair SGK yazısı nedeniyle haklı nedenle feshettiği, kullandırılmayan 88 gün yıllık ücretli izin hakkı bulunduğu, davacının 22.06.2018 tarihine kadar şoför sonrasında ise kamp amiri olarak çalıştığı, bilirkişi tarafından 14.03.2025 tarihli raporda yapılan tespit yerinde görülmekle hükme esas alındığı, davacının ücret tespitinden sonra kaldırma ilâmı doğrultusunda fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacağı yönünden imzalı ücret bordrolarındaki fazla çalışma saatleri esas alınarak oluşan ücret farkları üzerinden, aynı fazla çalışma saatleri için oluşan fazla çalışma ücret farkları imzalı olmayan ücret bordroları ve bordro ibraz edilmeyen dönemler için ise tanık beyanlarından davacının fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil çalışmaları tespit edilerek tespit tanık anlatımına dayandığından %30 indirim uygulanarak karar verilmesi gerektiği, sigorta hizmet cetveli, Rekabet Kurumu kararı ve Ticaret Sicil kayıtlarından davalı Şirketlerin arasında organik bağ bulunduğu, davacıyı birlikte istihdam ettikleri kanaatine varılmış ve işçilik alacaklarından dolayı tüm davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarına dair davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalıların birlikte istihdam şeklinde davacının hizmetinden faydalandığı, bu nedenle davacının hizmet süresinin birleştirilerek talep edilen alacaklar hakkında hüküm kurulmasında bir aykırılık bulunmadığı, davacının ücretinin ve giydirilmiş ücretinin dosya kapsamına uygun belirlendiği, davacının fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil çalışması yaptığının sabit olduğu, karşılığı ücretinin ödendiğinin ispatlanamadığı, zamanaşımı def’inin Mahkemece dikkate alındığı, istinaf aşamasında yeni delil sunulamayacağı, davacının yıllık izin belgesi sunulmayan dönem yönünden yıllık izin ücretinin hüküm altına alınmasının da isabetli olduğu anlaşılmış, tarafların istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacının ücretinin hatalı belirlendiğini, ücret araştırmasına yönelik taleplerinin reddedildiğini, b. Giydirilmiş ücretin hatalı belirlendiğini, c. Davalı lehine hükmedilen vekâlet ücretinin de hatalı olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; a. İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçe içermediğini, b. Taleplerin zamanaşımına uğradığını, c. Bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, d. Borcu sona erdiren belgelerin yargılamanın her aşamasında dikkate alınması gerektiğini, davacının sunulan yıllık izin belgelerine göre davacının yıllık izinlerini kullandığını, davacının yıllık izin hakkı bulunmadığını, isticvabının gerektiğini, e. ... İnşaat Şirketi yönünden davanın husumetten reddi gerektiğini, davalı Şirketler arasında organik bağ olduğu gerekçesiyle müştereken ve müteselsilen sorumluluklarına karar verilmesinin usule uygun olmadığını, f. Giydirilmiş brüt ücretinin hatalı belirlendiğini, g. Davacının davalı Şirkette kesintisiz çalıştığının kabulünün yerinde olmadığını, davacının devamsızlık yapması nedeniyle kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamadığını, h. Tanıkların işverene karşı davası olduğunu ayrıca hizmet süreleri dikkate alınmadan fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil hesaplaması yapılmasının ve bu doğrultuda hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, hesaplamaların mükerrer olduğunu, yapılan indirimin düşük olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalılar arasındaki hukuki ilişki ve hüküm altına alınan alacaklardan sorumluluklarının bulunup bulunmadığı, temel ve giydirilmiş ücret, davacının fazla çalışma, hafta tatili, ulusal ... ve genel tatil çalışması yapıp yapmadığı, yıllık ücretli izin alacaklarının ispatı ve hesaplanmasına ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Kural olarak, yargılama aşamasında dayanılıp sunulmayan deliller, kanun yolu aşamasında sunulamazlar; sunulmuş olsalar bile, bu aşamalardaki incelemeler sırasında dikkate alınamazlar. Bu kuralın tek istisnası, dayanılıp sunulan delillin, o davaya konu borcu söndüren bir nitelik taşıması; örneğin, davaya konu borcun ödenmiş olduğunu gösteren makbuz, ibraname gibi bir belge olmasıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 114/1-(h) bendinde “davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması” dava şartları arasında sayılmıştır. Ödenmiş alacak hakkında davacının dava açmakta hukuki yararı yoktur. Bu hâlde, 6100 sayılı Kanun’un 115. maddesi gereğince, dava şartının varlığı ya da yokluğunun incelenmesi, doğrudan mahkemeye verilmiş ödevlerden olması karşısında, önceden ileri sürülmemiş olsa bile kanun yolu aşamasında dava şartının var olup olmadığını kendiliğinden gözetilmesinde bir usuli engel bulunmamaktadır. Davanın hukuksal niteliği ve somut olayın özelliği gereği davalı, kanun yolu aşamasında dava konusu borcu söndüren nitelikte bir belge vermiş ise; bu belge üzerinde gerekli inceleme yapılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekir. Diğer bir anlatımla, yargılama aşaması henüz tamamlanmamış ise böyle durumda, borcu itfa eden belge değerlendirmeye alınmalıdır. Gerçekten de yargılamada davayı inkâr eden davalının savunması, borcun bulunmadığı savunmasını da kapsar. O nedenle, davalının borcun ne sebeple bulunmadığını açıklama ve iddianın aksine delillerini ikame etme hakkının ortadan kalktığından söz edilemez. Belirtilen nedenlerle, kanun yolu aşamasında sunulan ve borcu söndüren bir belgenin varlığı karşısında savunmanın genişletilmesi yasağından söz edilemeyeceğinin kabulü de zorunludur (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2016 tarihli ve 2014/22-735 Esas, 2016/166 Karar sayılı kararı). Dairemiz uygulamasına göre ibraname veya yıllık izin belgesi gibi borcu söndürebilecek nitelikte belgelerin de kanun yolu aşamasında dahi ileri sürülebilmesi mümkündür. Somut uyuşmazlıkta işverence sunulan davacı tarafından imzalı yıllık izin talep ve kullanım formları, ilk kez istinaf aşamasında sunulmuş ise de bu tür belgelerin, borcu söndüren nitelikte belge mahiyetinde kabul edilmesi ve hakkı ortadan kaldıran özelliği nedeni ile yargılamanın her aşamasında dikkate alınması gereklidir. Belirtilen sebeple işverence sunulan davacı tarafından imzalı yıllık izin talep ve kullanım formlarına karşı davacı tarafa diyecekleri de sorularak sonucuna göre bir karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.03.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

K A R Ş I O Y

Somut olayda davacı ihbar tazminatı, kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin ile bir kısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınması istemiyle işbu davayı açmıştır. İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesince istinaf aşamasında sunulmuş olan yıllık izin belgelerinin süresinde ibraz edilmemesi nedeniyle dikkate alınamayacağı belirtilerek davalılar vekilinin istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. 6100 sayılı Kanun’un 127. maddesinde cevap dilekçesi verme süresinin dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki hafta olduğu ve belirli şartlar dâhilinde bir ayı geçmemek üzere ek bir süre verilebileceği de düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 129. maddesinde cevap dilekçesinde savunmanın dayanağı olarak ileri sürülen her bir vakıanın hangi delille ispat edileceğinin belirtilmesi gerektiği; 121. madde hükmünün cevap dilekçesi hakkında da uygulanacağı öngörülmüştür. Kanun’un 121. maddesi uyarınca cevap dilekçesinde gösterilen ve davalının elinde bulunan belgelerin asıllarıyla birlikte harç ve vergiye tâbi olmaksızın dilekçeye eklenerek, mahkemeye verilmesi ve başka yerden getirtilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayıcı açıklamanın dilekçede bulunması gerekir. Kanun’un 145. maddesine göre “Taraflar, Kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremezler. Ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir”. Somut olayda davalı işveren elinde bulunan belgeleri, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından ve İlk Derece Mahkemesinin kısmen kabul kararı vermesinden sonra istinaf aşamasında dosyaya sunmuştur. İstinaf dilekçesinin ekinde sunulan yıllık izin belgesinin yargılamanın devamı sırasında gerek davacı işçinin beyanlarında gerekse davalının savunmalarında yer almadığı, kaldı ki davalı işveren tarafından yıllık izin belgesinin yargılama aşamasında sunulmamasına yönelik bir mazeret de ileri sürülmediği anlaşılmıştır. Diğer taraftan yıllık izinlerin kullanıldığını gösteren belgelerin işçinin imzasını taşıması durumunda bu nitelikteki belgeler ile yıllık izinlerin kullanıldığı ortaya konulacağından fesih ile birlikte muaccel bir borç hâline gelen yıllık izin hakkı doğmayacaktır. Bu itibarla, yıllık izinlerin kullanıldığını gösteren belge borcu söndüren nitelikte bir belge olmayıp hakkın doğmadığını kanıtlayan nitelikte belgedir. Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler karşısında, uyuşmazlığın çözümünde istinaf aşamasında sunulan belgelerin dikkate alınması mümkün değildir. Kaldı ki delilin hakkı ortadan kaldıran nitelikte olup olmaması sonucu değiştirmez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.11.2021 tarihli ve 2019/637-2021/1387 sayılı kararında da belirtildiği üzere, kanun yolu aşmasında ibraz edilen delil dikkate alınamaz. Davalı tarafın elinde bulundurduğu ve istinaf aşamasında sunduğu delillerin dikkate alınması mümkün olmadığından, aksi yöndeki Sayın Çoğunluğun görüşüne katılamıyoruz.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/426, K. 2026/2597, T. 25.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-426-e-2026-2597-k-8d1a5e5aecac