Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/4058 E. 2026/4426 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/4058
- Karar No
- 2026/4426
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1291 E., 2026/389 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Tokat 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/317 E., 2024/133 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı asıl işveren Sağlık Bakanlığına (Bakanlık) bağlı Tokat Devlet Hastanesi işyerinde 15.12.1993-14.09.2023 tarihleri arasında ihale ile hizmet satın alınan alt işverenler nezdinde çalıştığını, davacının emeklilik nedeniyle iş sözleşmesini feshettiğini, davacının çalışma süresi boyunca yıllık izinlerinin eksik kullandırıldığını, kullandırılmayan yıllık izne ilişkin herhangi bir ücret ödemesi de yapılmadığını, kıdem tazminatı ödemesinin eksik yapıldığını, toplu iş sözleşmesi gereği meslekte yirmi (20) yılını doldurması sebebiyle teşvik primine hak kazandığını ileri sürerek kıdem tazminatı, maaş ikramiye alacağı ile yıllık izin ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Bakanlık vekili cevap dilekçesinde; husumet ve zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacıya kıdem tazminatı ödemesinin eksiksiz yapıldığını, teşvik primi alacağı ile ilgili başvurunun iş sözleşmesinin feshinden sonra yapıldığını ve toplu iş sözleşmesi kapsamı dışında kaldığından talep edilemeyeceğini, yıllık izin ücret alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ... Kurumu (SGK) kayıtları ve dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde davacının değişen alt işverenler nezdinde çalışmasına Tokat Devlet Hastanesinin bünyesinde devam ettiği, davacının çalıştığı işyerinin aynı olduğu, SGK kayıtlarında işyeri adreslerinin aynı olduğu, bu kapsamda belirtilen durumun alt işverenler arasında işyeri devri olarak değerlendirileceği ve değişen alt işverenler nezdindeki hizmetlerin birleştirilmesi gerektiği, davalı Bakanlığın ise asıl işveren olarak tüm çalışma döneminden sorumlu olduğu, davacının iş sözleşmesinin emeklilik nedeniyle sona erdiği, iş sözleşmesinin kıdemi gerektirir şekilde sona erdiği konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, davacı tarafça 01.01.2003 tarihinden önceki çalışma dönemine ait kıdem tazminatının talep edildiği, davalı Bakanlık tarafından dosyaya sunulan kıdem tazminatı bordrolarında tespit edildiği üzere davacının 01.01.2003 - 14.09.2023 tarihleri arasına ait kıdem tazminatı ödemesinin yapıldığı, önceki dönem bakımından bilirkişi raporundaki hesaplamaların denetime elverişli ve usulüne uygun olduğu, raporda yıllık izin alacaklarının bulunduğu, temerrüt tarihinin arabuluculuk son tutanak tarihi olarak kabul edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 2/6 hükmü uyarınca davalı asıl işverenin alt işverenle sorumluluğu bulunduğu, iş sözleşmesini emeklilik nedeniyle sona erdiren davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, bakiye yıllık izin ücret alacağının bulunduğu ve teşvik primine hak kazandığı hususlarına ilişkin olarak İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Bakanlık vekili temyiz dilekçesinde; 1. Zamanaşımı definin dikkate alınmadığını, 2. 2003 yılı öncesine ilişkin kıdem tazminatı ödemesinden müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını, 2003 yılı sonrasına ilişkin kıdem tazminatı ödemesinin eksiksiz yapıldığını, 3. Davacının tüm hizmet süresi boyunca yıllık izin kullanmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda tespit edilen miktarın fahiş olduğunu, 4. Davacı için hükmedilen vekâlet ücretinin hesabının Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine aykırı olduğunu 5. Kıdem, yıllık izin ve ücret alacakları ile ilgili brüt olarak karar verilmesinin hatalı olup bozulması gerektiğini, 6. Davacıya toplu iş sözleşmesinin 47. maddesi gereği teşvik primi ödemesinin yapılmasının mümkün olmadığını, davacının 14.09.2023 tarihinde emekli olduğunu, teşvik primi talep dilekçesini ise 26.09.2023 tarihinde verdiği, çalıştığı süre boyunca bu yönde başvuruda bulunmadığını, emekli olduktan sonra başvurduğu ve toplu iş sözleşmesi kapsamı dışında kaldığından isteyemeyeceğini, 7. Faiz ve faiz başlangıç tarihlerinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının yıllık izin ücreti ve teşvik prim alacağının bulunup bulunmadığı, kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı ve faiz başlangıç tarihi ile faiz türüne ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 4857 sayılı Kanun'un 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir sebeple sona ermesi hâlinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı olup olmadığının önemi bulunmamaktadır. Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü, işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile ispatlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 31. maddesinde, hâkimin davayı aydınlatma ödevi düzenlenmiş olup madde uyarınca, hâkim uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabileceği, soru sorabileceği ve delil gösterilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta, davacı davalı Kuruma bağlı hastane işyerlerinde 15.12.1993-14.09.2023 tarihleri arasında 29... ay 15 gün süre ile çalışmış olup, Mahkemece 29 tam yıl hizmeti nedeniyle 630 gün ücretli izne hak kazandığı, dosyaya 2012-2023 yılları arasına ilişkin sunulan 345 günlük yıllık izin kullanıldığına dair belgeler dikkate alınarak bakiye 285 gün yıllık izin hakkı bulunduğu kabul edilerek yıllık izin ücreti hüküm altına alınmıştır. Davacının dava dilekçesinde yıllık izinlerinin hiç kullandırılmadığını iddia etmeyip buna ilişkin ödeme yapılmadığını ileri sürdüğü dikkate alınarak, hâkimin davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde; Mahkemece, davacı asılın izin formu bulunmayan 1993-2012 yılları arası dönemdeki çalışma süresi boyunca kaç gün yıllık izin kullandığı konusundaki beyanı alınıp sonucuna göre yıllık ücretli izin alacağının hüküm altına alınması gerekirken belirtilen husus yerine getirilmeden yazılı şekilde verilmiş olan karar isabetli olmayıp bozmayı gerektirmiştir. 3.Kıdem tazminatının gününde ödenmemesi durumunda ödenmesi gereken faiz mevduata uygulanan en yüksek faizdir. Faiz başlangıcı fesih tarihi olmalıdır. Yaşlılık, malullük aylığı ya da toptan ödeme almak için işyerinden ayrılma hâlinde işçinin bağlı bulunduğu Kurum ya da sandığa başvurduğunu belgelemesi şarttır. Bu hâlde faiz başlangıcı da anılan belgenin işverene verildiği tarihtir. Somut uyuşmazlıkta, davacının emeklilik için SGK'ya başvurduğunu ve emekli olabilmek için yasal şartları haiz olduğunu davalı işverene belgelediğine dair bir delile dosya içerisinde rastlanılmamış olup bu durumda kıdem tazminatına fesih tarihinden değil arabuluculuk son tutanak tarihinden itibaren faiz yürütülmelidir. Bu yön gözetilmeden kıdem tazminatına fesih tarihinden faiz yürütülmesi yerinde değildir. 4. Bakanlıkla ... ve ... ... Sendikası (...) arasında imzalanan 01.01.2023-31.12.2024 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesinin "Kıdemli İşçiliği Teşvik Primi" başlıklı 47. maddesinde "Kurumda bilfiil (Başka kamu kurum ve kuruluşlarında geçen süreler de dahil) 20 yıl hizmeti olan kadın ve 25 yıl hizmeti olan erkek işçilere müteakip ay bir aylık ücreti tutarında teşvik primi ve bir hizmet plaketi verilir." düzenlemesi bulunmaktadır. Davacıya ait SGK kayıtları ve tüm dosya kapsamına göre davacının 29 tam yıl çalışma süresinin bulunduğu, bu çalışma süresinin 02.04.2018 tarihinden önceki sürenin alt işverenler nezdinde gerçekleştiği, sözü edilen tarihten sonra ise davalı Bakanlığın kadrolu işçisi olarak gerçekleştiği ve davacının davalı bünyesinde ve nezdinde geçen çalışmalarından dolayı davalının asıl işveren olarak sorumluluğunun bulunduğu anlaşılmıştır. Somut olayda hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının 05.04.2014 tarihinde 20 yıllık kıdem süresini doldurduğu şeklindeki tespiti hatalı olup, işe başladığı tarihin 15.12.1993 olduğu gözönüne alındığında müteakip ay olan 01.01.2014 tarihi itibarıyla davacı kadının ilgili toplu iş sözleşmesinin 47. maddesinde düzenlenen kıdemli işçiliği teşvik primine hak kazandığı açıktır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda; 01.01.2023-31.12.2024 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesinin yürürlük başlangıç tarihinin 01.01.2023 olduğu, teşvik prim ücret hesaplaması yapılırken Ocak 2023 dönem ücreti esas alınmış ise de Mahkemece de hükme esas alınan bu hesaplama isabetli değildir. Davacının teşvik priminden en erken yararlanabileceği tarih davalı Bakanlığın üyesi bulunduğu ... ile ... Sendikası arasında imzalanan 01.01.2019-31.12.2020 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesi ile olacaktır. Yapılması gereken; Ocak 2019 bordrosunun dosya arasına kazandırılması ile yapılacak hesaplamaların bu dönem bordrosu esas alınarak yapılmasıdır. Aksi yönde yapılan değerlendirmeler hatalı olup kararın bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.