Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/3048 E. 2026/3581 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/3048
Karar No
2026/3581
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1731 E., 2025/3708 K. İHBAR OLUNAN : ... ..................... DAVA TARİHİ : 25.05.2023 İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 5. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/174 E., 2024/136 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı asıl işveren Sağlık Bakanlığına (Bakanlık) bağlı ... Numune Hastanesi işyerinde 10.05.1998-08.03.2023 tarihleri arasında garson olarak kesintisiz bir şekilde ihale ile hizmet satın alınan alt işverenler nezdinde çalıştığını, davacının emeklilik nedeniyle iş sözleşmesini feshettiğini, davacının çalışma süresi boyunca yıllık izinlerinin eksik kullandırıldığını, kullandırılmayan yıllık izne ilişkin herhangi bir ücret ödemesi de yapılmadığını ileri sürerek kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; husumet ve zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının kıdem tazminatı ve işçilik haklarından doğan alacaklarından yüklenici firmaların sorumlu olduğunu, davacının çalıştığı yemek pişirme, dağıtım ve bulaşık yıkamaya ilişkin hizmet alım ihalelerinin personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı kapsamında olmadığını, davacının işçilik alacaklarından davalı Bakanlığın asıl işveren sıfatıyla sorumlu tutulamayacağını, emekliliğe hak kazanıldığına ilişkin yazının müvekkil Kuruma ibraz edilmediğini, talep edilen faiz oranlarının da fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda, davacının iş sözleşmesinin emeklilik sebebiyle feshedildiğinden davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, sunulan bordrolarından fesih tarihi itibarıyla davacının 01.11.2020 tarihinde toplu iş sözleşmesi tarafı ... Sendikası üyesi olduğu ve iş sözleşmesinin emeklilik nedeniyle sona erdiği 08.03.2023 tarihine kadar devam ettiği, işyerinde uygulanan son toplu iş sözleşmesinin yürürlüğünden önce üye olmakla, toplu iş sözleşmesinden yararlandığı, bakiye yıllık izin alacağı olduğu, dava konusu kıdem tazminatı ve yıllık izin alacaklarının zamanaşımına uğramadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 2/6 hükmü uyarınca davalı asıl işverenin alt işverenle sorumluluğu bulunduğu, iş sözleşmesini emeklilik nedeniyle sona erdiren davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, bakiye yıllık izin ücret alacağının bulunduğu hususlarına ilişkin olarak İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davalı müvekkilinin ihale makamı olduğunu, davacının ihaleyi alan şirketlerin işçisi olduğunu, 2. Davacı ile İdare arasında imzalanan bir hizmet sözleşmesi bulunmadığını, 3. Yüklenici firmaların davalı idareden temizlik işlerini ihale aldığını, idarenin ihale makamı konumunda olduğunu, 4. Davacının ... Kurumu (SGK) tarafınca verilecek kıdem tazminatına esas yazıyı ibraz etmediğini, 5. 26.05.2016 tarihinden önce yüklenici firmalar ile yapılan sözleşmelerin hizmet alım ihalesi olmadığını, malzeme dâhil yemek hazırlama ve dağıtım sonrası hizmetleri ihalesi olduğunu, 26.05.2016 tarihinden 14.03.2023 tarihine kadar olan ise personel çalışmasına dayalı hizmet alımı olduğu, ancak burada kıdem tazminatının davalı idarece ödenebileceği, bu dönemin de emeklilik hak kazanma belgesinin EYT yoğunluğundan dolayı Kuruma ulaşılamadığından ödeme yapılamadığını, 6. Davacının tüm hizmet süresi boyunca yıllık izin kullanmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, 7. Faiz ve faiz başlangıç tarihlerinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının yıllık izin ücreti alacağının bulunup bulunmadığı, kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı ve kıdem tazminatı alacağına işletilecek faizin başlangıç tarihine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 4857 sayılı Kanun'un 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir sebeple sona ermesi hâlinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı olup olmadığının önemi bulunmamaktadır. Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü, işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile ispatlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 31. maddesinde, hâkimin davayı aydınlatma ödevi düzenlenmiş olup madde uyarınca, hâkim uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabileceği, soru sorabileceği ve delil gösterilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta, davacı davalı Kuruma bağlı hastane işyerlerinde 01.04.2007-02.11.2023 tarihleri arasında 16... ay 1 gün süre ile çalışmış olup, Mahkemece 16 tam yıl hizmeti nedeniyle 302 gün ücretli izne hak kazandığı, dosyaya 2017-2023 yılları arasına ilişkin sunulan 110 günlük yıllık izin kullanıldığına dair belgeler dikkate alınarak bakiye 192 gün yıllık izin hakkı bulunduğu kabul edilerek yıllık izin ücreti hüküm altına alınmıştır. Davacının dava dilekçesinde yıllık izinlerinin hiç kullandırılmadığını iddia etmeyip eksik kullandırıldığını ileri sürdüğü dikkate alınarak, hâkimin davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde; Mahkemece, davacı asılın izin formu bulunmayan 1998-2009 yılları arası dönemdeki çalışma süresi boyunca kaç gün yıllık izin kullandığı konusundaki beyanı alınıp sonucuna göre yıllık ücretli izin alacağının hüküm altına alınması gerekirken belirtilen husus yerine getirilmeden yazılı şekilde verilmiş olan karar isabetli olmayıp bozmayı gerektirmiştir. Davalı taraf yargılama aşamasında dosya kapsamında eksik kalan davacıya ait evrakların çalıştığı ... Numune Hastanesinden istenerek dosya arasına alınmasını talep etmiştir. Yapılması gereken yıllık izin hususunda değerlendirilmek üzere davacının Hastanede çalıştığı döneme ait imzalı izin defteri veya eşdeğer belgelerin dosya arasına alınması ve davacının yıllık izin hususundaki beyanı ile birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerektiğidir. 3. Kıdem tazminatının gününde ödenmemesi durumunda ödenmesi gereken faiz mevduata uygulanan en yüksek faizdir. Faiz başlangıcı fesih tarihi olmalıdır. Yaşlılık, malullük aylığı ya da toptan ödeme almak için işyerinden ayrılma hâlinde işçinin bağlı bulunduğu Kurum ya da sandığa başvurduğunu belgelemesi şarttır. Bu hâlde faiz başlangıcı da anılan belgenin işverene verildiği tarihtir.

Somut uyuşmazlıkta, davacının emeklilik için SGK'ya başvurduğunu ve emekli olabilmek için yasal şartları haiz olduğunu davalı işverene belgelediğine dair bir delile dosya içerisinde rastlanılmamış olup bu durumda kıdem tazminatına fesih tarihinden değil arabuluculuk son tutanak tarihinden itibaren faiz yürütülmelidir. Bu yön gözetilmeden kıdem tazminatına fesih tarihinden faiz yürütülmesi yerinde değildir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/3048, K. 2026/3581, T. 21.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-3048-e-2026-3581-k-9c8ed69630db