Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/1328 E. 2026/3551 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1328
Karar No
2026/3551
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1808 E., 2025/1827 K. DAVA TARİHİ : 16.04.2019 İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/108 E., 2025/540 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait eczanede çalıştığını, iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, hafta tatili ücreti, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, asgari geçim indirimi ile ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; talep konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının iş sözleşmesini haksız ve tek taraflı feshettiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 09.12.2010-05.01.2019 tarihleri arasında en son brüt 4.221,36 TL ücret ile çalıştığı, davalı tarafça, davacının iş sözleşmesini haksız ve tek taraflı feshettiği iddiasına karşın ... Kurumuna Kod(29-işveren tarafından işçinin ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı davranışı nedeni ile fesih) olarak bildirim yapıldığı, davalının iddiası ile yaptığı bildirimin çelişkili olduğu, bu nedenle kıdem ve ihbar tazminatının kabul edildiği, davacının bakiye 107 gün izin hakkı bulunduğu, tanık beyanları doğrultusunda fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının hesaplandığı, hafta tatili alacağının ise bulunmadığının tespit edildiği, davacının ödenmeyen ücreti ile asgari geçim indirimi alacaklarının hüküm altına alındığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesi yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Hizmet süresinin hatalı belirlendiğini, 2. Yıllık izin hesaplamasında matematiksel hata yapıldığını, 3. Tanıkların üç elemandan bir tanesinin nöbete kaldığını belirtmesine karşın bu beyanın dikkate alınmayarak fazla çalışma hesaplandığını, 4. Hesaplamaya esas alınan ücretin hatalı olduğunu, 5. Davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğine dair somut bir delil ortaya koyamadığını, 6. Vekâlet ücretinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; hizmet süresi, ücretin tespiti, iş sözleşmesinin feshi ile kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin alacağı, fazla çalışma alacağı ve vekâlet ücretine ilişkindir. 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) "Taleple bağlılık ilkesi" kenar başlıklı 26/1 hükmü de şöyledir: "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir." Davacı dava dilekçesinde, fesih tarihini tam olarak açıklamaksızın, davalının kendisine üç iş günü (20.12.2018-21.12.20 18... .12.2018 tarihlerinde) izinsiz ve mazeretsiz olarak işe gelmediği ve bu nedenle iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedileceğine dair ... 1. Noterliği 25.12.2018 tarihli ve ... yevmiye No.lu ihtarname gönderildiğini ancak iş sözleşmesinin belirtilen tarihlerden önce sona erdirildiğini, devamsızlık yapıldığını iddia edilen tarihlerde işe gelme yükümlülüğünün olmadığını belirtmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda hizmet dökümü cetvelinde çıkış tarihi olan 05.01.2019 tarihi esas alınarak hizmet süresi belirlenmiştir. Davacının iddiasından iş sözleşmesinin 20.12.2018 tarihinden önceki bir tarihte sona erdirildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacının iddiası dikkate alınarak, iş sözleşmesinin sona erdirilme tarihi netleştirildikten sonra kıdeme esas hizmet süresi belirlenmesi gerekirken taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak Kuruma bildirilen tarihin dikkate alınması hatalıdır. Diğer yandan dava dilekçesinin "ödenmeyen ücret alacağımız yönünden" başlıklı paragrafında iş sözleşmesinin 2019 yılında sona erdiğini iddia edilmiş olup Mahkemece iddia doğrultusunda 2019 yılında alması gereken ücret tespit edilerek alacaklar hüküm altına alınmıştır. Ancak yukarıda da bahsedildiği üzere dilekçenin feshe ilişkin bölümünde çelişkili olarak iş sözleşmesinin 2018 yılında işveren tarafından sona erdirildiği ifade edilmiştir. Hâl böyle olunca iş sözleşmesinin fesih tarihi açıklığa kavuşturulmadan ve dilekçe içerisinde yer alan çelişkiler giderilmeden sonuca gidilmesi yerinde değildir. Mahkemece yapılması gereken, 6100 sayılı Kanun'un 31. maddesinde yer alan hâkimin davayı aydınlatma yükümlülüğü çerçevesinde davacı asılın bu konudaki beyanını almak, bundan sonra oluşacak sonuca göre dosya kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle bir karar vermektir. Eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.

2. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır. Çalışma düzenin ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır. İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ücretlerinin ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması hâlinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. Bordrolarda tahakkuk bulunmasına rağmen bordroların imzasız olması hâlinde ise varsa ilgili dönem banka ve tüm ödeme kayıtları celp edilmeli ve ödendiği tespit edilen miktarlar yapılan hesaplamadan mahsup edilmelidir. Fazla çalışma alacaklarının yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dâhilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez. Somut uyuşmazlıkta; hükme esas alınan bilirkişi raporu ile tanık beyanları ve nöbet çizelgeleri doğrultusunda; davacının her nöbette çalıştığının kabulü ile hafta sonu çalışmalarında 14 saat, hafta içi çalışmalarında ise 4 saat fazla çalışma yaptığı tespiti ile hesaplama yapılmıştır. Davacı tanıkları davacı ile aynı işyerinde çalışan kişiler olmayıp davacının çalışma şekline ilişkin görgüye dayalı bilgileri bulunmadığından beyanlarının hesaba esas alınması mümkün olmamakla birlikte, davalı tanıkları, davalı işyerinde üç kişi birlikte çalışıldığını, nöbete ise 1 kişinin kaldığını beyan etmişlerdir. Şu hâlde dosyadaki ispat durumuna göre davacının nöbetlerin 1/3 ünde çalıştığı kabul edilmeli ve belirlenecek alacaktan makul oranda bir indirim yapılmak suretiyle fazla çalışma alacağı hüküm altına alınmalıdır. Belirtilen hususlar gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/1328, K. 2026/3551, T. 21.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-1328-e-2026-3551-k-d65930861946