Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/2583 E. 2026/5289 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2583
- Karar No
- 2026/5289
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1810 E., 2025/2509 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 32. İş Mahkemesi SAYISI : 2025/89 E., 2025/237 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait 34... plakalı takside 01.01.1992-01.02.2017 tarihleri arasında şoför olarak çalıştığını, hiçbir sebep olmaksızın işten çıkartıldığını, ödenmeyen ücret alacakları olduğunu ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile kötüniyet tazminatı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkiline ait olan ticari taksiyi 1994 yılında kiraladığını, kendi nam ve hesabına ticari taksi olarak işlettiğini, aralarında kira ilişkisi olduğunu, işçi işveren ilişkisi olmadığını, aralarındaki kira ilişkisinin 2014 yılında sona erdiğini, davacının müvekkiline haber vermeden 2012 yılında aracı E.T. isimli kişiye kiraya verdiğini, E.T'den aldığı kirayı kendi kirası olarak müvekkiline verdiğini, müvekkilinin E.T. ile görüşerek mağdur olmaması için kirayı kendisine vermesi konusunda anlaştığını, o tarihten sonra davacının E.T'nin işletmesindeki takside şoför olarak E.T'ye bağlı olarak 02.01.2017 tarihine kadar çalıştığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin 26.03.2025 tarihli yargı yerinin belirlenmesine ilişkin kararı sonrasında yapılan yargılama neticesinde, davacının hasılat kirası kapsamında çalıştığı hususunun özellikle E.T'nin beyanları ile anlaşıldığı, davacı tanığı T.Ş'nin 2008 yılından sonra çalışmasının olmadığı, E.T'yi tanımamış olmasında da beis olmadığı, ayrıca E.T'nin beyanında aracı davacının işlettiğini ve kendisinin yevmiye ile çalıştığı hasılatı davacıya verdiğini, davacının da ticari plaka sahibine verdiğini beyan ettiği, bu beyan uyarınca aracın bizzat davacı tarafından işletildiği, taksi sahibi ile davacı arasındaki ilişkinin de taksimetreye zam gelince hasılat kirası kapsamında taksi sahibinin istediği yevmiye artışını davacı kabul etmediği için çalışma ilişkisinin sona erdiği, sonuç olarak davacının iş sözleşmesi kapsamında bir çalışmasının olmadığı, aksi hâlde dahi bu ilişkinin davacının haklı olmayan gerekçe ile davacı tarafından ilişkinin sonlandığı ve davacının talep ettiği fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları bakımından da görgüye dayalı tanık beyanı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tanıklar M.G., F.M. ve E.T'nin beyanları birlikte değerlendirildiğinde, İlk Derece Mahkemesinin taraflar arasındaki hukuki ilişkinin nitelendirilmesine ilişkin kabulünün yerinde olduğu, Mahkemenin taraflar arasındaki hukuki ilişkinin sona ermesine ilişkin değerlendirmesinin de yerinde olduğu, davacının çalışma ilişkisini haklı bir gerekçe bulunmadığı halde kendisinin sonlandırdığı, bu nedenle tazminat hakkı bulunmadığı, davacının fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili çalışmaları bulunduğu da ispatlayamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Dosyada dinlenen diğer tanık beyanları dikkate alınmaksızın ve başkaca delille desteklenmeyen sadece bir tanığın aleyhe tanıklık yapması karşısında müvekkilinin çalışmış olduğu onlarca yıllık emeklerinin zayi olduğunu, 2. Gerek davacı tanıkları gerekse de davalı tanıkları müvekkilin zorlu şartlar altında çalıştığı iddialarını destekler hatta teyit edecek mahiyette beyanlarda bulunduğunu, 3. Tüm alacaklarının kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu alacakların ispatı ve hesaplanmasına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.