Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/2136 E. 2026/1753 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2136
Karar No
2026/1753
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2026/50 E., 2026/145 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. İş Mahkemesi EK KARAR TARİHİ : 02.12.2025 SAYISI : 2025/80 E., 2025/414 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 08.07.2024-31.12.2025 tarihleri arası için belirli süreli iş sözleşmesi imzaladığını, davacının iş sözleşmesinin haklı bir sebep olmadan feshedildiğini, bu kapsamda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 438/1 hükmü uyarınca bakiye süre ücreti tutarında tazminat ve aynı Kanunun 438/3 hükmü uyarınca haksız fesih tazminatı hakkı olduğunu, davalı ... ...'nin ... ... iştiraki olduğunu ve aralarında asıl işveren alt işveren ilişkisi olduğunu, müşterek ve müteselsilen sorumlu olduklarını iddia ederek bakiye süre ücreti tutarında tazminat ile haksız fesih tazminatının davalılardan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının diğer davalı ile imzaladığı sözleşmenin belirsiz süreli iş sözleşmesi olduğunu, belirli süreli sözleşme yapmak için objektif unsurlar olmadığını, bakiye süre ücreti alacağına hak kazanamayacağını, davacının iş sözleşmesine Yönetim Kurulu kararı ile hizmetine ihtiyaç duyulmaması sebebiyle son verildiğini davacının hiçbir alacağı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2. Davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde; davacının imzaladığı sözleşmenin belirsiz süreli iş sözleşmesi olduğunu, belirli süreli sözleşme yapmak için objektif unsurlar olmadığını, bakiye süre ücreti tutarında tazminata hak kazanamayacağını, davacının iş sözleşmesine Yönetim Kurulu kararı ile hizmetine ihtiyaç duyulmaması sebebiyle son verildiğini, davacının hiçbir alacağı olmadığını iddia etmektedir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının yaptığı iş ve çalıştığı işyerinin niteliği de değerlendirildiğinde, belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışılabilecek bir durum olmadığı, belirli süreli iş sözleşmesinin yapılması için gerekli objektif esaslı unsurları barındırmadığı, dolayısı ile davacının iş sözleşmesinin belirsiz süreli olduğu, davacının 4857 sayılı İş Kanunu'na tâbi işçi olması nedeniyle, haksız fesih talep etme hakkı da bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İlk Derece Mahkemesinin 02.12.2025 tarihli ek kararı ile; istinaf başvurusu iki haftalık süre içerisinde yapılmadığından davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; iki haftalık yasal süreden sonra sunulan istinaf dilekçesi dikkate alınamayacağından, süre aşımı nedeniyle istinaf isteminin reddine yönelik ek kararın usul ve esas açısından yerinde olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. İlk Derece Mahkemesi kararının taraflardan birinin talebi olmaksızın tebliğe çıkartıldığından gerekçeli kararın usulüne uygun tebliğ edilmediğini, 2. Mahkeme kararının hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin süresinde olup olmadığına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/2136, K. 2026/1753, T. 02.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-2136-e-2026-1753-k-635b6ce4ce5d