Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/1512 E. 2026/4009 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1512
- Karar No
- 2026/4009
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1252 E., 2025/2881 K. DAVA TARİHİ : 11.12.2023 İLK DERECE MAHKEMESİ : Tokat 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/371 E., 2024/141 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin miktardan reddi ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 20.11.2014-22.11.2023 tarihleri arasında davalı işveren bünyesinde çalıştığını; haftalık çalışma sürelerini aşacak şekilde uzun mesailer yaptığını, mağaza ve envanter sayımları ile denetim dönemlerinde gece geç saatlere kadar çalıştırıldığını, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının karşılığının tam olarak ödenmediğini, ayrıca işyerinde sistematik baskı ve mobbinge (psikolojik taciz) maruz kaldığını, sağlık sorunlarına rağmen ağır işlerde çalıştırıldığını ve yetersiz personel nedeniyle iş yükünün artırıldığını ve bu nedenlerle iş sözleşmesini noter ihtarnamesiyle haklı nedenle feshettiğini iddia ederek kıdem tazminatı ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil, asgari geçim indirimi ve yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle zamanaşımı def’inde bulunduklarını, dava dilekçesinin kanun hükümlerine uygun olmadığını, belirsiz alacak davası şartlarının oluşmadığını ve alacak kalemlerinin kötüniyetle düşük gösterildiğini, davacının iş sözleşmesini istifa ederek sona erdirdiğini, bu nedenle kıdem tazminatına hak kazanamayacağını ve herhangi bir işçilik alacağının bulunmadığını, ücretlerin banka aracılığıyla eksiksiz ödendiğini, fazla çalışma yapılmadığını, vardiya ve denkleştirme sistemi uygulandığını, gerektiğinde serbest zaman kullandırıldığını, yıllık ücretli izin, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin bordrolarla ödendiğini, davacının sağlık sorunları ve haklı fesih iddialarını kanıtlayamadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği, talep edilen alacaklara kısmen hak kazanıldığı belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden yerinde olduğu gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Kıdem tazminatının kabulüne ilişkin değerlendirmenin hukuka aykırı olduğunu ve davacının ödenmemiş herhangi bir işçilik alacağının bulunmadığını, 2. Hükmün yalnızca davacı tanıklarının beyanlarına dayandırıldığını, ücret tespitinin hatalı yapıldığını ve çalışma sürelerinin tanıkların fiilen bildirdikleri dönemlerle sınırlı olarak değerlendirilmesi gerektiğini, 3. Fazla çalışma ücretinden prim ve ek ödemelerin mahsup edilmesi ile yıllık 270 saate kadar fazla çalışmanın ücrete dâhil olduğunun kabul edilmesi gerektiğini; ayrıca ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili ile yıllık ücretli izin alacaklarının da bulunmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş sözleşmesinin feshi ile davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesap yöntemine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Kural olarak, yargılama aşamasında dayanılıp sunulmayan deliller, kanun yolu aşamasında sunulamazlar; sunulmuş olsalar bile, bu aşamalardaki incelemeler sırasında dikkate alınamazlar. Bu kuralın tek istisnası, dayanılıp sunulan delillin, o davaya konu borcu söndüren bir nitelik taşıması; örneğin, davaya konu borcun ödenmiş olduğunu gösteren makbuz, ibraname gibi bir belge olmasıdır. 6100 sayılı Kanun’un 114/1-(h) hükmünde "davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması" dava şartları arasında sayılmıştır. Ödenmiş alacak hakkında davacının dava açmakta hukuki yararı yoktur. Bu hâlde, 6100 sayılı Kanun’un 115. maddesi gereğince, dava şartının varlığı ya da yokluğunun incelenmesi, doğrudan mahkemeye verilmiş ödevlerden olması karşısında, önceden ileri sürülmemiş olsa bile kanun yolu aşamasında dava şartının var olup olmadığını kendiliğinden gözetilmesinde bir usuli engel bulunmamaktadır. Davanın hukuksal niteliği ve somut olayın özelliği gereği davalı, kanun yolu aşamasında dava konusu borcu söndüren nitelikte bir belge vermiş ise; bu belge üzerinde gerekli inceleme yapılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekir. Diğer bir anlatımla, yargılama aşaması henüz tamamlanmamış ise böyle durumda, borcu itfa eden belge değerlendirmeye alınmalıdır. Gerçekten de yargılamada davayı inkâr eden davalının savunması, borcun bulunmadığı savunmasını da kapsar. O nedenle, davalının borcun ne sebeple bulunmadığını açıklama ve iddianın aksine delillerini ikame etme hakkının ortadan kalktığından söz edilemez. Belirtilen nedenlerle, kanun yolu aşamasında sunulan ve borcu söndüren bir belgenin varlığı karşısında savunmanın genişletilmesi yasağından söz edilemeyeceğinin kabulü de zorunludur (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 24.02.2016 tarihli ve 2014/22-735 Esas, 2016/166 Karar sayılı kararı). Somut uyuşmazlıkta; 26.11.2018-22.11.2023 tarihlerini kapsayan hesap döneminde yalnızca 2022 yılı Temmuz ayı ve sonrasına ait bordrolar değerlendirilerek hüküm altına alınan alacaklar hesaplanmış ve ödenenler mahsup edilmiştir. Ancak temyiz dilekçesi ekinde sunulan ve tüm hesap dönemini kapsadığı anlaşılan bordroların banka kayıtlarıyla uyumlu olduğu ve bir kısım aylarda ulusal bayram ve genel tatil ücreti tahakkuku içerdiği görülmektedir. Bu itibarla söz konusu bordrolar da değerlendirmeye alınarak, ödendiği anlaşılan ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin hesaplamadan mahsup edilmesi gerektiğinden hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.