Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/1125 E. 2026/3104 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1125
- Karar No
- 2026/3104
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/3085 E., 2025/2153 K. DAVA TARİHİ : 23.12.2019 İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 14. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/995 E., 2021/523 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 25.02.2015-31.12.2018 tarihleri arasında davalı işyerinde üst düzey yönetici olarak çalıştığını, ücretinin net 60.000,00 TL olduğunu, ücretinin bir kısmının elden, bir kısmının banka aracılığıyla ödendiğini, müvekkilinin yıllık izinlerini kullanmadığını, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı olduğunu, iş sözleşmesinin haksız bir şekilde feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili nezdinde 03.04.2015 tarihinde üst düzey yönetici olarak çalışmaya başladığını, 31.12.2018 tarihinde davacının kendi isteğiyle işten ayrıldığını, davacının kendi isteğiyle işten ayrılmasının akabinde müvekkili Şirket ortağı M.K'ya yardımcı olmak amacıyla İngiltere'ye gittiğini, davacının iş sözleşmesi müvekkili tarafından feshedilseydi davacının müvekkili Şirketin ortağın yanına yardımcı olmaya gitmesinin hayatın olağan akışına aykırı olacağını, davacıya yardımları karşısında belli ödemeler yapıldığını, davacının da fatura kestiğini, davacının iş güvencesi kapsamında olmadığını, davacının son ücretinin brüt 7.500,00 TL olduğunu, davacının kimseden izin almaya gerek kalmaksızın kendi istediği tarihlerde yasal izin süresinden çok daha fazla sürede izin kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ... Kurumu (SGK) kayıtları ve tanık beyanları dikkate alınarak davacının 25.02.2015-31.12.2018 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığı, 3 yıl 10... gün hizmet süresi bulunduğunun kabul edildiği, tanık beyanları ile davacının davalı Şirkette CEO olarak çalıştığı, üst düzey yönetici olduğu yaklaşık 4 yıl kıdemi bulunduğu ve banka kayıtları dikkate alınarak davacının ücretinin net 60.000,00 TL olduğu, SGK kayıtlarında işten ayrılış nedeninin Kod (4) olarak bildirildiği, davalı tarafça herhangi bir istifa dilekçesi de sunulmadığı, davacının çalıştığı konum ve kıdemi dikkate alındığında istifa etmesini gerektirir bir nedenin varlığı da dosya kapsamında ispat edilmediği, bu nedenle iş sözleşmesinin davalı tarafça feshedildiğinin kabulü ile davacı işçinin kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, davalı tarafça sunulan yıllık izin belgeleri incelendiğinde, davacının 9 gün yıllık izin kullandığı, bakiye 31 gün yıllık izin hakkı bulunduğu, davacının davalı işyerinde üst düzey yönetici olduğu, bu nedenle fazla çalışma alacağı bulunmadığı kabulü ile bu talep yönünden davanın reddine karar verildiği, tanık beyanlarına göre davacının hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı asılın İstanbul 16. İş Mahkemesinin 2019/453 Esas sayılı dosyasının 2 No.lu duruşmasında tanık olarak dinlendiği, burada alınan beyanında "...biz haftanın 6 günü çalışıyorduk, ancak davacı her pazar şirket sahibinin çiftliğine giderdi, her pazar kendisine iş çıkarılırdı..." şeklinde beyanda bulunduğu, beyanının kendisini bağladığı, hafta tatillerinde çalışmadığı değerlendirilmekle, bu alacak kalemi yönünden talebin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Hafta tatili ücreti alacağının reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin tanık olarak dinlendiği başka bir dosyadaki beyanının davacı olduğu dosya ile hiçbir ilgisi olamayacağını, b. Davalı tanıklarının normal çalışma gününün 5 gün olduğunu beyan ettiklerini, müvekkilinin cumartesi günü çalıştığının sabit olduğunu, davalı tanık beyanlarına göre cumartesi çalışmalarının da hafta sonu çalışma yapma sonucunu doğuracağını ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Tarafların karşılıklı anlaşması ile sözleşmenin sona erme hususunun fesih olarak değerlendirilemeyeceğini, işçinin haksız fesihten kaynaklı alacaklara hak kazanamayacağını, ikalenin yazılı olarak yapılma şartı olmadığını, b. Davacının ücret miktarının hatalı belirlendiğini, c. Davacının işe başladığı tarihin SGK kayıtlarında yer aldığı üzere 03.04.2015 olduğunu, hizmet süresinin başlangıcının 25.02.2015 olarak belirlenmesinin hatalı olduğunu, d. Davacının tüm yıllık izinlerini kullandığını, yıllık ücretli izin alacağı bulunmadığını, e. Davacı tanıklarının beyanları doğrultusunda ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı hesabı yapılmasının hatalı olduğunu, davalı tanıklarının beyanlarının yok sayıldığını, davacının üst düzey yönetici olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hizmet süresi, ücret miktarı, iş sözleşmesinin sona erme şekli ile davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, yıllık ücretli izin, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanmasına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden davalı tarafa yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.