Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/3355 E. 2026/3110 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/3355
- Karar No
- 2026/3110
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/67 E., 2025/369 K. DAVA TARİHİ : 23.03.2016
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde inşaat mühendisi olarak işe başlayıp şantiye şefi olarak işe devam ettiğini, davalı işyerinde kesintisiz olarak çalıştığını, iki aylık ücretini alamadığını ve iş sözleşmesine haklı olarak son verdiğini, işyerinde 07.00-19.00 saatleri arasında 7 gün çalıştığını, yıllık ücretli izinlerini kullanmadığını, ücretinin Kurum kayıtlarına eksik bildirildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili ve yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının müvekkili Şirkette belli tarihler arasında dönem dönem çalıştığını, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığını, alacağı bulunmadığını, müvekkilini ibra ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 29.03.2018 tarihli kararı ile; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 29.03.2018 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 13.02.2020 tarihli kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 13.02.2020 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, davalı vekilinin diğer temyiz itirazları reddedilerek; davacının işe inşaat mühendisi olarak başladığı ve daha sonra şantiye şefi olarak çalışmaya devam ettiği belirtilmiş olmasına karşın dosya kapsamı ve tanık beyanlarından bu iki dönemin ayrıştırılamadığı, bu nedenle tarafların beyanları yeniden alınarak dinlenen tanıklar da tekrar dinlenmek suretiyle davacının çalışma süresinin ne kadarında inşaat mühendisi ne kadarında şantiye şefi olarak görev yaptığının belirlenmesi gerektiği; şantiye şefi olarak çalışılan dönem tespit edildiğinde davacının o dönemde üst düzey yönetici konumunda olduğu ve çalışma düzenini kendisinin belirlediği kabul edilerek bu dönemle sınırlı olmak üzere fazla çalışma talebinin reddedilmesi, inşaat mühendisi olarak çalışılan dönem için ise dosya kapsamı ve tanık beyanlarına göre fazla çalışma ücretinin hesaplanarak hüküm altına alınması gerektiği; ayrıca davacının fesih gerekçesi olarak ücretlerinin ödenmediğini ileri sürmesine karşın dava dilekçesinde ücret alacağı talebinde bulunmadığı ve bu hususta herhangi bir değerlendirme yapılmadan kıdem tazminatı talebinin kabulüne karar verildiği, ücretlerin ödenip ödenmediğinin araştırılarak kıdem tazminatı talebi hakkında buna göre hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının fazla çalışmasının bulunduğu ve karşılığının ödenmediği, tek başına bu alacak kalemlerinin ödenmemesi dahi davacıya haklı fesih imkânı vereceğinden davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, yeniden dinlenen tanık beyanları ve davalı vekili tarafından dosyaya ibraz edilen resmî belge niteliğindeki taahhütname ile davacı tarafından imzası inkâr edilmemiş olan istifa dilekçesine göre davacının 30.06.2011 tarihinden sonraki dönemde davalı bünyesinde şantiye şefi olarak çalıştığı, şantiye şefi olarak çalıştığı dönem bakımından fazla çalışma ücreti alacağının reddine karar verildiği, davacının 30.06.2011 tarihine kadarki çalışma dönemi açısından fazla çalışma ücreti hesabı yapıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Bozma kararının gereklerinin tam ve denetlenebilir bir şekilde yerine getirilmediğini, 2. Gerekçe ile hüküm arasında çelişki olduğunu, fesih tarihi netleştirilmeden kıdem tazminatına ilişkin faiz hükmünün kurulduğunu, 3. Ücretin ödendiği kabul ediliyorsa fesih gerekçesinin çöktüğünü, bu kez fazla çalışma üzerinden haklı fesih kabul edilecekse bunun için fazla çalışmanın varlığı ve ödenmediği olgusunun yazılı deliller ve dönem ayrımlarıyla netleştirilmesi gerektiğini, bu çelişki giderilmeden hüküm kurulduğunu, 4. Organik bağ ve husumet yönünden hükmün hatalı olduğunu, 5. Davacının haklı fesih iddiasını ispatlayamadığını, 6. Davacının ücretinin yazılı belge ile ispatlandığını, yüksek ücret tespiti ile yapılan hesaplamaların hatalı olduğunu, 7. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu dönemine ait ibranamelerin ve ikale sözleşmesinin geçerli olduğunu, 8. Davacının hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı bulunmadığını, 9. Davacı tanıklarının bordroları getirtilmeden fazla çalışma ücreti hesaplanmasının hatalı olduğunu, davacı idareci ise fazla çalışma ücreti alacağı olmayacağını, davacı bordrolarının imzalı olup yazılı delil olduğunu, 10. Yıllık ücretli izin alacağının kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, fazla çalışma ücreti alacağının ispatı ve hesaplanması ile davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.