Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/3990 E. 2025/7170 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3990
Karar No
2025/7170
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/254 E., 2025/540 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 20. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/120 E., 2024/542 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin Gürcistan’da bulunan şantiyesinde 17.11.2015-26.09.2016 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız şekilde feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile davalı arasında imzalanmış bir sözleşme olmadığını, ücretinin davalı tarafından ödenmediğini ve davalının Batum-Gürcistan'da bir işyerinin olmadığını, bu nedenle davalıya husumet yöneltilemeyeceğini, ayrıca davacının işvereni olan dava dışı ... isimli Şirketin Gürcistan'da kurulu olması nedeniyle Mahkemenin uyuşmazlığın çözümünde yetkili olmadığını, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun (5718 sayılı Kanun) gereği sözleşmenin tarafların seçtikleri hukuka tâbi olduğunu, somut uyuşmazlığa 4857 sayılı İş Kanunu (4857 sayılı Kanun) ile diğer yasal mevzuatlarımızın uygulanma olanağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararlarında davalı Şirket ile dava dışı şirket arasında organik bağ bulunduğu kabul edildiğinden davalının husumete ilişkin itirazının yerinde görülmediği, davacının 17.11.2015-26.09.2016 tarihleri arasında davalı işveren ile aralarında organik bağ bulunduğu tespit edilen dava dışı Şirketin Gürcistan'da bulunan şantiyesinde çalıştığı, davacının imzaladığı bireysel iş sözleşmesinde taraflarca sözleşmeden doğan uyuşmazlıklara çalışılan ülke hukukunun uygulanacağının kararlaştırıldığı, bu hâliyle tarafların imzaladıkları sözleşme ile bir hukuk seçimi anlaşması yaptıklarının kabulü gerektiği, uyuşmazlık hakkında Gürcistan hukukunun uygulanması gerektiği, Gürcistan İş Kanunu'nun 1/2 hükmü ve Gürcistan Medeni Kanunu'nun 129/1 hükmüne göre sözleşmeden kaynaklı alacak taleplerinde zamanaşımı süresinin 3 yıl olarak dikkate alınması gerektiği, iş sözleşmesinde belirtilen işin yerine getirilmesi nedeniyle davalı işveren tarafından iş sözleşmesinin feshedildiği, söz konusu fesih sebebinin Gürcistan İş Kanunu'na göre ihbar tazminatına hak kazandırmadığı, davacının ödenmeyen fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkemelerinin ilk kararları doğrultusunda uyuşmazlıkta Gürcistan hukukunun uygulanmasının isabetli olduğu, Gürcistan iş mevzuatında Türk kamu düzenine aykırı bir yön görülmediği, Gürcistan Medeni Kanunu'nun 129/1 hükmünde sözleşmeden kaynaklı alacak taleplerinde zamanaşımı süresinin 3 yıl olarak belirlendiği, hükme esas bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaların Gürcistan hukukuna, taraflar arasındaki sözleşmeye ve dosya içeriğine uygun olduğu, tarafların istinaf nedenlerinin yerinde görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Anayasa Mahkemesinin 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün iptaline ilişkin kararı dikkate alındığında somut uyuşmazlığa Gürcistan hukuku uygulanmasının yasal dayanağının ortadan kalktığını, somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiğini, 2. Gürcistan İş Kanunu'nda zamanaşımı düzenlemesi bulunmadığını, 3. Gürcistan hukukuna göre düzenlemeler içeren iş sözleşmelerinin Türk kamu düzenine açıkça aykırı olduğunu, 4. Hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, 5. Müvekkilin aldığı en son aylık ücretin 2.000,00 USD olduğunu, 6. Müvekkilinin ayda 80 saati aşan süredeki fazla çalışmaları, ayda 10 saati aşan sürede yaptığı hafta tatili çalışmaları ve Gürcistan ülkesindeki bayram ve resmî tatillerdeki çalışmaların karşılığının ödenmediğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, zamanaşımı def’i, aylık ücret ve dava konusu alacakların hesaplanmasına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.10.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

K A R Ş I O Y

Taraflar arasında yapılan 18.11.2025 tarihli ilk sözleşmede aylık çalışma karşılığı ücretinin 1.650,00 USD olduğu bunun 825,00 USD'lik kısmının temel ücret, 825,00 USD'lik kısmının ise haftada 20 saat fazla çalışma ve ayda iki hafta tatilinde 20 saatlik çalışma karşılığı olduğu düzenlenmiştir. 01.04.2016 tarihli ek sözleşmede ise aylık çalışma karşılığı ücreti 2.000,00 USD'ye yükseltilmiş; bunun 1.000,00 USD'lik kısmının temel ücret, 1.000,00 USD'lik kısmının ise haftada 20 saat fazla çalışma ve ayda 20 saat iki hafta tatili çalışması karşılığı olduğu düzenlenmiştir. Davacı işçi son aylık ücretinin 2.000,00 USD olduğunu iddia ederek işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiştir. İlk Derece Mahkemesince Gürcistan İş Kanunu'na göre yapılan hesaplamaya itibar edilerek ve davacının temel ücretinin 1.000,00 USD olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce oy çokluğuyla onanmasına karar verilmiştir. Yabancı unsurlu uyuşmazlıklarda kamu düzeni, 5718 sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca uygulama alanı bulmakta olup söz konusu hüküm, “Yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz; gerekli görülen hâllerde, Türk hukuku uygulanır.” şeklindedir. Yabancılık unsuru taşıyan hukuki uyuşmazlığa uygulanacak hukuk yabancı devletin hukuku ise kural, yabancı hukukun uygulanmasıdır. Bununla birlikte yabancı hukukun uygulanmasının sınırı, doğacak hukuki sonuçların Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmamasıdır. Bir yabancı hukuk kuralı Türk hukukunun temel değerlerine, genel adap ve ahlak anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı temel adalet anlayışına ve hukuk siyasetine, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda (Anayasa) yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak ve kabul görmüş hukuk prensiplerine, ahlak ve adalet anlayışına, medeniyet seviyesine siyasi ve ekonomik rejimine aykırı olması hâlinde kamu düzenimize aykırılığı söz konusu olabilir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 10.02.2012 tarihli ve 2010/1 Esas, 2012/1 Karar sayılı kararı). Avrupa Adalet Divanının bir kararında belirtildiği üzere azami çalışma süresi işçi sağlığı ve güvenliği ile ilgilidir (14.10.2010, Günter Fuß v Stadt Halle, Case C-243/09, EU:C:2010:609, p. 32-33). Ülkemizde de çalışanların sağlık ve güvenliğini korumak amacıyla çalışma süreleri sınırlandırılmıştır. Bu kapsamda 4857 sayılı Kanun’da günlük çalışma için en çok 11 saat, haftalık çalışma için ise en çok 45 saatlik bir süre öngörülmüştür. İşçinin onayı ile yılda 270 saati geçmemek üzere fazla çalışma yapılabileceği göz önünde bulundurulduğunda 4857 sayılı Kanun'a tâbi işçiler bakımından haftalık azami çalışma süresinin 50 saat olduğu söylenebilir. Dairemiz uygulamasına göre aylık ücretin asgari ücretten ayda en az 22,5 saatlik fazla çalışmayı karşılayacak miktarda yüksek olması kaydıyla fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dâhil olduğuna yönelik sözleşme hükmü geçerlidir. Böyle bir durumda yılda 270 saat fazla çalışma karşılığının aylık ücret içinde ödendiği kabul edilmektedir. Yine Dairemiz uygulamasına göre aylık ücretin fazla çalışmayı da kapsadığı şeklinde bir düzenleme olması durumunda, temel ücret yılda 270 saatlik fazla çalışmayı da içine alan ücrettir. İşçilik alacakları bu temel ücret üzerinden hesaplanmaktadır. Yani temel ücret belirlenirken fazla çalışma karşılığı olarak ödenen miktar ayrıştırılmamaktadır. Gerçekten işçiye, fazla çalışma yapmasa dahi aynı ücretin ödenmesi, ayrıştırma yapılmamasını gerektirir. Somut olayda sözleşmede davacı işçiye her ay son sözleşmeye göre 2.000,00 USD, ilk sözleşmeye göre 1.650,00 USD ücret ödeneceği ve bunun için davacının ayda iki hafta haftalık 57 saat, iki hafta ise haftalık 67 saat çalışacağı düzenlenmiştir. Davacının sürekli biçimde bu şekilde çalıştırılması Türk hukukunda öngörülen azami çalışma süresini ihlal eden bir durumdur. Türk hukuku bakımından da azami çalışma sürelerine ilişkin kurallar iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanabilmesinin bir gereğidir. Azami çalışma süresi, ihlali hâlinde ortaya çıkabilecek kazalar dikkate alındığında, sadece işçinin değil üçüncü kişilerin de sağlık ve güvenliğini ilgilendirdiğinden Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı ve vücut bütünlüğünün dokunulmazlığı ile doğrudan bağlantılıdır. Bu nedenle kamu düzenine ilişkin bir düzenleme olarak kabul edilmelidir. Yukarıda belirtildiği üzere 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca belirli bir uyuşmazlığa uygulanacak yabancı hukuk hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması hâlinde, gerekli görülen hâllerde, o kural yerine Türk hukuku uygulanmalıdır. Davacı işçinin her ay sürekli olarak iki hafta 57 saat, iki hafta ise 67 saat çalışması gerektiğinin kararlaştırılması, Türk hukukunda yer alan ve kamu düzenine ilişkin azami çalışma süresini açıkça ihlal ettiğinden, uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerekir. Bu durumda dönemsel olarak aylık temel ücretin 1.650,00 USD ve 2.000,00 USD olduğu, bunun yıllık 270 saat fazla çalışma ücretini kapsadığı kabul edilmeli, işçilik alacakları da buna göre hesaplanmalıdır. Belirtilen nedenlerle kararın bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, Sayın Çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılamıyorum.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/3990, K. 2025/7170, T. 01.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-3990-e-2025-7170-k-515d9c734ea4