Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/3821 E. 2025/6634 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3821
- Karar No
- 2025/6634
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/194 E., 2025/77 K. DAVA TARİHİ : 15.03.2019
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı Şirketin Gürcistan'ın Özerk ... bölgesinde yapımını üstlendiği "... İnşaatı" hidroelektrik projesinde 15.10.2014 tarihinde robot operatörü olarak çalışmaya başladığını, davacının 31.12.2016 tarihine kadar çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız feshedildiği hâlde davacıya ihbar ve kıdem tazminatının ödenmediğini, davacının işçilik haklarının ödenmemesi amacıyla da sigorta işlemlerinin Batum'da kurulu ... adlı Şirket üzerinden yapıldığını, bu Şirket ile davalı Şirket arasında organik bağ olduğunu, davacının hafta tatili yapmadan haftanın 7 günü 07.30-19.30 saatleri arasında ikili vardiya sisteminde çalıştırıldığını ancak hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile fazla çalışma ücretinin zamlı ödenmediğini ileri sürerek ihbar ve kıdem tazminatları ile hafta tatili, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'i ileri sürdüklerini, davacının kendi işçileri olmadığını, davacının yabancı bir ülkede o ülkenin yasalarına göre kurulmuş bir başka Şirketin işçisi olarak çalıştığını, husumet itirazlarının olduğunu, bu itirazlarına rağmen dava dışı Şirketten temin ettikleri davacıya ait belgeleri ekte dosyaya sunduklarını, uyuşmazlığa çalışılan yer hukukunun uygulanması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 20.06.2023 tarihli kararı ile; 05.04.2023 tarihli bilirkişi ikinci ek raporunun gerekçeli ve denetime elverişli olduğu belirtilerek kıdem ve ihbar tazminatları ile ulusal bayram ve genel tatil alacakları yönünden taleple bağlılık ilkesi, fazla çalışma ücreti ve hafta tatili ücreti yönünden 03.05.2023 tarihli talep artırım dilekçesi göz önüne alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 20.06.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesinin 33. Hukuk Dairesinin 26.10.2023 tarihli kararı ile; dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının, davalı Şirket ile organik bağ içerisinde bulunan ve Gürcistan kanunlarına göre kurulan ... isimli Şirket bünyesinde Gürcistan’da 15.12.2014–31.12.2016 tarihleri arasında en son aylık net 2.300,00 USD ücretle çalıştığı, iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız olarak feshedildiği, davacının genel tatil çalışması, ayda iki pazar çalışması ve haftalık 19,5 saat fazla çalışma yaptığını tanık beyanıyla ispat ettiği, iş sözleşmesinde davacının ücretinin 2.300,00 USD olduğu, bunun 1.150,00 USD kısmının ücreti olduğu, kalan kısmın ise fazla çalışma ve hafta tatili çalışması olduğunun kararlaştırıldığı, fazla çalışmanın ücrete dâhil olduğu kabul edilip haftalık 5,2 saatlik fazla çalışma düşülmek suretiyle davacının fazla çalışma alacağı, ayda iki pazar çalışması ve genel tatil çalışma alacağının hesaplandığı, davalı Şirket ile dava dışı Şirket arasında organik bağ bulunmakta olup Gürcistan’da inşaat işi yapabilmek için kurulmuş olan bir Şirket olduğundan davacının talep ettiği işçilik alacaklarından davalının sorumlu tutulmasında bir hata bulunmadığı, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin 14. maddesinde Gürcistan kanunlarının uygulanacağının belirtildiği ancak davalı tarafça daha önceki verilen karar üzerine sunulan istinaf dilekçesinde bu yönde bir savunma yapılmadığı, Dairelerince verilen kaldırma-gönderme kararında Türk kanunları uygulanarak hüküm kurulmasında bir hata bulunmadığının belirtildiği gerekçeleriyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 20.06.2023 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; taraflar arasına hukuk seçimi anlaşması bulunduğundan Gürcistan hukuku hükümlerine göre yeniden esas hakkında bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, Gürcistan hukuku hükümlerine göre alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Uyuşmazlığa yabancı hukuk hükümlerinin uygulanmasının hatalı olduğunu, b. Ücretin hatalı belirlendiğini, c. Fazla çalışma, hafta tatili alacakları ile ihbar tazminatı taleplerinin reddinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Zamanaşımı def'inin dikkate alınmadığını, b. Davalı lehine vekâlet ücreti takdir edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; uygulanacak hukuk, ücretin tespiti ile buna bağlı olarak alacakların hesap yöntemi ve vekâlet ücreti noktalarındadır. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Somut olayda İlk Derece Mahkemesince, emsal nitelikteki Bölge Adliye Mahkemesi kararına atıf yapılarak taraflar arasında yapılan iş sözleşmesinde fazla çalışma ücreti ile hafta tatili ücretlerin ücret içinde yer aldığı ve bordroya yansıtılarak ödendiğinin kabulü ile anılan taleplerin reddine karar verilmiştir. Ne var ki tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre davacının değişen vardiyalarda 12 saat çalışarak 1,5 saat ara dinlenmesi ile haftada 63 saat çalışma yaptığı, ayrıca ayda iki hafta tatilinde çalıştığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasında imzalan iş sözleşmelerinde haftalık çalışma saatinin 40 saat olduğu, aylık 80 saat fazla çalışma ücretinin ise ücrete dâhil olduğu belirtilmiştir. Hâl böyle olunca; davacının haftalık çalışma saatinin 40 saat olduğu, tanık beyanlarına göre davacının haftalık 63 saat çalışma yaptığı, iş sözleşmelerine göre ödenen haftalık 20 saat fazla çalışmanın düşülmesi ile davacının ödenmeyen haftalık 3 saat fazla çalışma ücretinin bulunduğu kabul edilerek sonuca gidilmelidir. Hafta tatili bakımından ise iş sözleşmelerinde ayda 2 günlük hafta tatili ücretinin (günlük 10 saat olmak üzere) ödeneceği belirtilmiş olup sözleşmede belirtilen miktar ücret ile birlikte ödenmiştir. Ancak davacının hafta tatili günlerinde, ara dinlenme süresinin düşümü ile günlük 10,5 saat çalıştığı anlaşılmaktadır. Buna göre her çalışılan hafta tatili gününde ödenmeyen yarım saat hafta tatili ücreti bulunduğu kabul edilmelidir. Yukarıda yapılan açıklamalara göre fazla çalışma ve hafta tatili alacağının hesaplanması gerekirken, yazılı gerekçeyle anılan alacakların reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 18.09.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
D E Ğ İ Ş İ K G E R E K Ç E Davacı işçi aylık net 2.300,00 USD ücretle davalı işveren nezdinde Gürcistan'da çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini iddia ederek işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiştir. Taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinde davacıya her ay 2.300,00 USD ödeneceği ancak bunun 1.150,00 USD'lik kısmının aylık ücret (temel ücret) karşılığı olduğu, saat ücretinin ise 7,18 USD olduğu belirtilmiştir. Dairemiz bozma kararına uyan İlk Derece Mahkemesince, bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda; bilirkişi raporunda Gürcistan hukukuna göre yapılan hesaplama seçeneği dikkate alınarak davacının aylık temel ücretinin 1.150,00 USD olduğu kabul edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar taraf vekillerince temyiz edilmiş, Dairemizce davalının temyiz itirazlarının reddine karar verilerek davacı temyizi yönünden, fazla çalışma ve hafta tatili alacaklarının hüküm altına alınması gerektiği belirtilerek oy çokluğu ile kararın bozulmasına karar verilmiştir. Yabancı unsurlu uyuşmazlıklarda kamu düzeni, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun (5718 sayılı Kanun) 5. maddesi uyarınca uygulama alanı bulmakta olup söz konusu hüküm "Yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz; gerekli görülen hâllerde, Türk hukuku uygulanır." şeklindedir. Yabancılık unsuru taşıyan hukuki uyuşmazlığa uygulanacak hukuk yabancı devletin hukuku ise kural, yabancı hukukun uygulanmasıdır. Bununla birlikte yabancı hukukun uygulanmasının sınırı, doğacak hukuki sonuçların Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmamasıdır. Bir yabancı hukuk kuralı Türk hukukunun temel değerlerine, genel adap ve ahlak anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı temel adalet anlayışına ve hukuk siyasetine, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda (Anayasa) yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak ve kabul görmüş hukuk prensiplerine, ahlâk ve adalet anlayışına, medeniyet seviyesine siyasi ve ekonomik rejimine aykırı olması hâlinde kamu düzenimize aykırılığı söz konusu olabilir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı, 10.02.2012 tarihli ve 2010/1 Esas, 2012/1 Karar sayılı kararı). Avrupa Adalet Divanının bir kararında belirtildiği üzere azami çalışma süresi işçi sağlığı ve güvenliği ile ilgilidir (14.10.2010, Günter Fuß v Stadt Halle, Case C-243/09, EU:C:2010:609, p. 32-33). Ülkemizde de çalışanların sağlık ve güvenliğini korumak amacıyla çalışma süreleri sınırlandırılmıştır. Bu kapsamda 4857 sayılı İş Kanunu'nda (4857 sayılı Kanun) günlük çalışma için en çok 11 saat, haftalık çalışma için ise en çok 45 saatlik bir süre öngörülmüştür. İşçinin onayı ile yılda 270 saati geçmemek üzere fazla çalışma yapılabileceği göz önünde bulundurulduğunda 4857 sayılı Kanun'a tâbi işçiler bakımından haftalık azami çalışma süresinin 50 saat olduğu söylenebilir. Dairemiz uygulamasına göre aylık ücretin asgari ücretten ayda en az 22,5 saatlik fazla çalışmayı karşılayacak miktarda yüksek olması kaydıyla fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dâhil olduğuna yönelik sözleşme hükmü geçerlidir. Böyle bir durumda yılda 270 saat fazla çalışma karşılığının aylık ücret içinde ödendiği kabul edilmektedir. Yine Dairemiz uygulamasına göre aylık ücretin fazla çalışmayı da kapsadığı şeklinde bir düzenleme olması durumunda temel ücret yılda 270 saatlik fazla çalışmayı de içine alan ücrettir. İşçilik alacakları bu temel ücret üzerinden hesaplanmaktadır. Yani temel ücret belirlenirken fazla çalışma karşılığı olarak ödenen miktar ayrıştırılmamaktadır. Gerçekten işçiye, fazla çalışma yapmasa dahi aynı ücretin ödenmesi, ayrıştırma yapılmamasını gerektirir.
Somut olayda; iş sözleşmesinde davacı işçiye her ay 2.300,00 USD ücret ödeneceği ve bunun için davacının ayda iki hafta haftalık 57 saat, iki hafta ise haftalık 67 saat çalışacağı düzenlenmiştir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda; 2.300,00 USD'nin içinde aylık 80 saat fazla çalışma ücreti ve ayda 2 hafta hafta tatili çalışması karşılığı 20 saatlik hafta tatili ücretinin bulunduğu, davacının aylık net ücretinin 1.150,00 USD olduğu, davacının fazla çalışma ve hafta tatili çalışması karşılığı ücretlerin ücretle birlikte ödendiği ve anılan alacakların bulunmadığı belirtilmiş; İlk Derece Mahkemesince de emsal nitelikteki Bölge Adliye Mahkemesi kararına atıf yapılarak taraflar arasında yapılan iş sözleşmesinde fazla çalışma ücreti ile hafta tatili ücretlerin ücret içinde yer aldığı ve bordroya yansıtılarak ödendiğinin kabulü ile anılan taleplerin reddine karar verilmiştir. Davacının sürekli biçimde bu şekilde çalıştırılması Türk hukukunda öngörülen azami çalışma süresini ihlal eden bir durumdur. Türk hukuku bakımından da azami çalışma sürelerine ilişkin kurallar iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanabilmesinin bir gereğidir. Azami çalışma süresi, ihlali hâlinde ortaya çıkabilecek kazalar dikkate alındığında, sadece işçinin değil üçüncü kişilerin de sağlık ve güvenliğini ilgilendirdiğinden Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı ve vücut bütünlüğünün dokunulmazlığı ile doğrudan bağlantılıdır. Bu nedenle kamu düzenine ilişkin bir düzenleme olarak kabul edilmelidir. Yukarıda belirtildiği üzere 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca belirli bir uyuşmazlığa uygulanacak yabancı hukuk hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması hâlinde, gerekli görülen hâllerde, o kural yerine Türk hukuku uygulanmalıdır. Davacı işçinin her ay sürekli olarak iki hafta 57 saat, iki hafta ise 67 saat çalışması gerektiğinin kararlaştırılması, Türk hukukunda yer alan ve kamu düzenine ilişkin azami çalışma süresini açıkça ihlal ettiğinden, uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması ve davacı tarafından kanıtlanan 270 saati aşan fazla çalışma alacağının temel ücret olan 2.300,00 USD üzerinden hesaplanıp hüküm altına alınması gerekir. Bu durumda aylık temel ücretin 2.300,00 USD olduğu ve bunun sadece yıllık 270 saat fazla çalışma ücretini kapsadığı kabul edilmeli, işçilik alacakları da buna göre hesaplanmalıdır. Kararın, belirtilen nedenlerle bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, Sayın Çoğunluğun, ücretin 1.150,00 USD olarak kabul edilmesinin isabetli olduğu yönündeki görüşüne ve yazılı şekildeki bozma kararına katılamıyorum.