Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/2038 E. 2025/6859 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2038
Karar No
2025/6859
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2444 E., 2024/4081 K. DAVA TARİHİ : 28.08.2020 İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 57. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/4 E., 2024/273 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının yurt dışındaki grup şirketi olan ...işyerinde 07.03.2016-20.08.2019 tarihleri arasında demirci olarak çalıştığını, iş bitimi nedeniyle iş sözleşmesinin feshedildiğini, ücretinin net 1.600,00 USD olduğunu, iki vardiya hâlinde 07.00-19. 00... .00-07.00 saatleri arasında haftanın 7 günü çalıştığını, 15... vardiya değişimi olduğunu 15... pazar izin kullandığını belirterek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ve hafta tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı definde bulunduklarını, davacı ile müvekkili Şirket arasında hukuki bağ olmadığını, husumet itirazında bulunduklarını, uyuşmazlığa mutad işyeri hukukunun uygulanması gerektiğini, Türk hukukuna göre karar verilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 07.03.2016-31.10.20 17... .07.2018-20.08.2019 tarihleri arasında toplam 2 yıl 8 ay 29 gün çalıştığı, iş sözleşmesinin 30 günlük süreye uyulmadan 16 gün sonra feshedildiği, bu durumda davacının ihbar tazminatına hak kazandığı, Gürcistan iş hukukunda kıdem tazminatı ile ilgili olarak düzenleme bulunmadığı, davacının Gürcistan İş Kanunu'na göre hafta tatillerinde çalıştığı, fazla çalışma yaptığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, brüt 800,00 USD ihbar tazminatının, brüt 1.313,16 USD fazla çalışma ücretinin, brüt 145,91 USD hafta tatili ücretinin hüküm altına alınmasına, kıdem tazminatı talebinin ise reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerine istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda Gürcistan hukukunun uygulanmasının doğru olduğu, davacının 07.03.2016-31.10.20 17... .07.2018-20.08.2019 tarihleri arasında davalının Gürcistan şantiyesinde çalıştığı, iş sözleşmesinin Gürcistan İş Kanunu'nun 36. maddesinin (B), (İ) ve (N) bentlerine göre feshedildiği, davacının ihbar tazminatına hak kazandığı, hükmedilen miktarda hata olmadığı, davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçeleriyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Vekâlet ücretinin hatalı belirlendiğini, 2. Türk hukukunun uygulanması gerektiğini, 3. İhbar tazminatının eksik hüküm altına alındığını, bilirkişi raporunda 1.600,00 USD olarak hesaplanmasına rağmen 800,00 USD olarak hüküm altına alınmasının hatalı olduğunu ileri sürmüşlerdir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, ihbar tazminatının miktarı ve vekâlet ücretine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.09.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

K A R Ş I O Y

Davacı işçi en son aylık net 1.600,00 USD ücretle davalı işveren nezdinde Gürcistan'da çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini iddia ederek bir kısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiştir. Dosya içeriğine göre davacının yurt dışında çalıştırılması, Türkiye İş Kurumu aracılığıyla gerçekleşmemiştir. Taraflar arasında imzalanan iş sözleşmeleri ile sözleşmelerin uzatılmasına ve değiştirilmesine dair ek ve anlaşmalara göre davacının demirci olarak çalışacağı, 07.03.2016-31.10.2017 tarihleri arasındaki tüm çalışmasına karşı aylık toplam 1.600,00 USD ödeneceği, ancak bunun 800,00 USD'lik kısmının aylık temel ücret, 800,00 USD'lik kısmının ise haftalık 20 saat (aylık 80 saat) fazla çalışma ücreti ve ayda iki pazar çalışma karşılığı, aylık 20 saatlik hafta tatili ücreti olduğu düzenlenmiştir. Sonraki iş sözleşmeleri ile sözleşmelerin uzatılmasına ve değiştirilmesine dair ek ve anlaşmalarda da aynı şekilde 17.07.2018-31.08.2018 tarihleri arasındaki tüm çalışmasına karşılık aylık toplam ücretinin 1.500,00 USD, aylık ücretinin 750,00 USD ve saatlik ücretinin ise 4,69 USD olduğu; 01.09.2018-20.08.2019 tarihleri arasındaki tüm çalışmasına karşılık aylık toplam ücretinin 1.400,00 USD, aylık ücretinin 700,00 USD ve saatlik ücretinin ise 4,38 USD olduğu belirtilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bilirkişi raporunda Gürcistan hukukuna göre yapılan hesaplama seçeneği dikkate alınarak davacının son aylık ücretinin 800,00 USD olduğu kabul edilmek suretiyle hesaplanan işçilik alacakları hüküm altına alınmıştır. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, vekâlet ücreti yönünden İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilerek yeniden hüküm kurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmiş ve Dairemizce kararın oy çokluğu ile onanmasına karar verilmiştir. Yabancı unsurlu uyuşmazlıklarda kamu düzeni, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 5. maddesi uyarınca uygulama alanı bulmakta olup söz konusu hüküm "Yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz; gerekli görülen hâllerde, Türk hukuku uygulanır." şeklindedir. Yabancılık unsuru taşıyan hukuki uyuşmazlığa uygulanacak hukuk yabancı devletin hukuku ise kural, yabancı hukukun uygulanmasıdır. Bununla birlikte yabancı hukukun uygulanmasının sınırı, doğacak hukuki sonuçların Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmamasıdır. Bir yabancı hukuk kuralı Türk hukukunun temel değerlerine, genel adap ve ahlak anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı temel adalet anlayışına ve hukuk siyasetine, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda (Anayasa) yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak ve kabul görmüş hukuk prensiplerine, ahlâk ve adalet anlayışına, medeniyet seviyesine siyasi ve ekonomik rejimine aykırı olması hâlinde kamu düzenimize aykırılığı söz konusu olabilir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı, 10.02.2012 tarihli ve 2010/1 Esas, 2012/1 Karar sayılı kararı). Avrupa Adalet Divanının bir kararında belirtildiği üzere azami çalışma süresi işçi sağlığı ve güvenliği ile ilgilidir (14.10.2010, Günter Fuß v Stadt Halle, Case C-243/09, EU:C:2010:609, p. 32-33). Ülkemizde de çalışanların sağlık ve güvenliğini korumak amacıyla çalışma süreleri sınırlandırılmıştır. Bu kapsamda 4857 sayılı İş Kanunu'nda (4857 sayılı Kanun) günlük çalışma için en çok 11 saat, haftalık çalışma için ise en çok 45 saatlik bir süre öngörülmüştür. İşçinin onayı ile yılda 270 saati geçmemek üzere fazla çalışma yapılabileceği göz önünde bulundurulduğunda 4857 sayılı Kanun'a tâbi işçiler bakımından haftalık azami çalışma süresinin 50 saat olduğu söylenebilir. Dairemiz uygulamasına göre aylık ücretin asgari ücretten ayda en az 22,5 saatlik fazla çalışmayı karşılayacak miktarda yüksek olması kaydıyla fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dâhil olduğuna yönelik sözleşme hükmü geçerlidir. Böyle bir durumda yılda 270 saat fazla çalışma karşılığının aylık ücret içinde ödendiği kabul edilmektedir. Yine Dairemiz uygulamasına göre aylık ücretin fazla çalışmayı da kapsadığı şeklinde bir düzenleme olması durumunda temel ücret yılda 270 saatlik fazla çalışmayı de içine alan ücrettir. İşçilik alacakları bu temel ücret üzerinden hesaplanmaktadır. Yani temel ücret belirlenirken fazla çalışma karşılığı olarak ödenen miktar ayrıştırılmamaktadır. Gerçekten işçiye, fazla çalışma yapmasa dahi aynı ücretin ödenmesi, ayrıştırma yapılmamasını gerektirir. Somut olayda sözleşmede davacı işçiye her ay 1.600,00 USD (sonraki dönemlerde 1.500, 00... .400,00 USD) ödeneceği ve bunun içinde davacının ayda iki hafta haftalık 57 saat, iki hafta ise haftalık 67 saat çalışacağı düzenlenmiştir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda 1.600,00 USD (sonraki dönemlerde 1.500, 00... .400,00 USD) ücretin içinde aylık 80 saatlik fazla çalışma ücreti ve ayda 2 hafta tatili çalışması karşılığı 20 saatlik hafta tatili ücreti olduğunun kabulü ile Gürcistan İş Kanunu'nda Türk hukukundaki gibi 270 saatlik yıllık bir sınır bulunmadığı, tanık beyanlarına göre hesaplanan haftalık 63 saat çalışmanın 40 saati aşan 23 saatlik kısmının fazla çalışma olduğu, ödenen aylık 80 saatlik fazla çalışma ücretinin mahsubu ile işverence ödenmeyen haftalık 3 saatlik fazla çalışma ücreti ile davalı tarafça çalışılan hafta tatilleri için 10 saat üzerinden ödeme yapıldığı ancak 10,5 saatlik bir fiilî çalışma olmasından kaynaklık 0,5 saat eksik ödeme bulunduğunu belirterek davacının yurt içinde geçirdiği süreler de dikkate alınmak suretiyle hafta tatili ücreti hesaplanarak hüküm altına alınmıştır. Davacının sürekli biçimde bu şekilde çalıştırılması Türk hukukunda öngörülen azami çalışma süresini ihlal eden bir durumdur. Türk hukuku bakımından da azami çalışma sürelerine ilişkin kurallar iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanabilmesinin bir gereğidir. Azami çalışma süresi, ihlali hâlinde ortaya çıkabilecek kazalar dikkate alındığında, sadece işçinin değil üçüncü kişilerin de sağlık ve güvenliğini ilgilendirdiğinden Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı ve vücut bütünlüğünün dokunulmazlığı ile doğrudan bağlantılıdır. Bu nedenle kamu düzenine ilişkin bir düzenleme olarak kabul edilmelidir. Yukarıda belirtildiği üzere 5718 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca belirli bir uyuşmazlığa uygulanacak yabancı hukuk hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması hâlinde, gerekli görülen hâllerde, o kural yerine Türk hukuku uygulanmalıdır. Davacı işçinin her ay sürekli olarak iki hafta 57 saat, iki hafta ise 67 saat çalışması gerektiğinin kararlaştırılması, Türk hukukunda yer alan ve kamu düzenine ilişkin azami çalışma süresini açıkça ihlal ettiğinden, uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması ve davacı tarafından kanıtlanan 270 saati aşan fazla çalışma alacağının temel ücret olan 1.600,00 USD (sonraki dönemlerde 1.500, 00... .400,00 USD) üzerinden hesaplanıp hüküm altına alınması gerekir. Bu durumda aylık temel ücretin 1.600,00 USD (sonraki dönemlerde 1.500, 00... .400,00 USD) olduğu ve bunun sadece yıllık 270 saat fazla çalışma ücretini kapsadığı kabul edilmeli, işçilik alacakları da buna göre hesaplanmalıdır. Belirtilen nedenlerle kararın bozulması gerektiği kanaatinde olduğumuzdan Sayın Çoğunluğun onanma yönündeki görüşüne katılamıyoruz.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/2038, K. 2025/6859, T. 24.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-2038-e-2025-6859-k-6468745a53b1