Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/3839 E. 2025/8498 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3839
Karar No
2025/8498
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/846 E., 2025/251 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 7. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/216 E., 2024/25 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalılardan ... Bina Elektronik Sistemleri Tekn. San. Tic. AŞ (... Şirketi) vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... AŞ’nin alt işvereni diğer davalı ... Bina Elektronik Sist. Tekn. San. Tic. AŞ'nin (... Şirketi) ...’da yer alan ... (...) adlı projesi kapsamında 04.05.2018-24.06.2020 tarihleri aralığında elektrik mühendisi ünvanı ile çalıştığını, son aldığı ücretin aylık net 3.750,00 USD olduğunu, davalıların 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, davacının ...’da görev aldığı ... isimli Şirketin davalı ... Şirketinin iştiraki olduğunu, aralarında organik bağ söz konusu olduğunu, iki Şirketin ticaret ünvanlarının bile aynı olduğunu, Türkiye’de ... ofisi bulunan davalı ... Şirketi ile ...’da diğer davalı ... AŞ'nin ana müteahhitliğini üstlendiği projenin bir kısmını tamamlamayı taahhüt eden ... arasında organik bağ söz konusu olduğunu, müvekkilinin iş sözleşmesini 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24/II-(e) hükmü gereği ücretlerin ödenmemesi sebebiyle işçiye tanınan derhal fesih hakkını kullanarak feshetmesi sebebiyle kıdem tazminatına hak kazandığını, fazla çalışma karşılıklarının ödenmediğini, müvekkilinin çalıştığı süredeki kıdemi nazara alındığında yıllık ücretli izin hakkının hepsini kullanamadığını iddia ederek kıdem tazminatı, ücret, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, müvekkili Şirketin davacının çalıştığı ... Şirketiyle hiçbir ilgisi ve bağı bulunmadığını, müvekkili Şirketin yurt içinde faaliyet gösteren bir Şirket olduğunu ve hiçbir zaman ...'nin alt işvereni olmadığını, davacının müvekkili Şirkette hiçbir zaman çalışmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde; davacının ne müvekkili Şirkette ne de diğer davalı Şirkette çalışması olduğunu ispatlayamadığını, davacının belirttiği projede çalıştığını dahi destekler bir delil olmadığını, davacının daha önce bünyesinde çalıştığını iddia ettiği Şirketteki çalışmasını bile ispatlayamamışken bu Şirketle de arasında hiçbir sözleşme olmayan müvekkili Şirketin herhangi bir sorumluluğunun olmasının mümkün olmadığını, davacının Sosyal Güvenlik Kurumu yahut Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü nezdinde müvekkili Şirketle imzalanmış herhangi bir sözleşmesi olmadığı gibi müvekkili Şirketin diğer davalı Şirketle da arasında hiçbir sözleşme ilişkisi bulunmadığını, müvekkili Şirketin davacının işvereni olmadığını, yurt dışında çalışan işçinin Türkiye'de dava ikame etmesi ve söz konusu somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasının kabul edilemeyeceğini, davanın kabulü anlamına gelmemekle birlikte davacının dava konusu tüm alacak kalemleri için zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacı Şirketlerinde çalışmamış olmakla ve son ücreti bilinmemekle birlikte fahiş ücret iddiasının da müvekkili Şirket tarafından kabul edilemeyeceğini, davacının yurt dışında çalıştığı gözönünde bulundurulduğunda ücretinin brüt ücrete çevrilmemesi gerektiğini, müvekkili Şirket bünyesinde çalışmadığından hizmet süresinin bilinmediğini, dolayısıyla davacının iddia ettiği hizmet süresini kabul etmediklerini, dava dilekçesinden dahi davacının proje bazlı çalıştığının anlaşılmakta olduğunu, bu durumda davacının kıdem ve ihbar tazminatı alacağı talebinin reddine karar verilmesi gerekeceğinin tartışmasız olduğunu, davacının herhangi bir alacağının kabulünün mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ... mevzuatı uyarınca davacının alacaklarının zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ... Şirketi vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesine göre dava tarihi itibarıyla 1 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğu ve davacı açısından mahkemeye başvurma süresini objektif olarak engelleyen koşulların (geçerli nedenlerin) dosyada ispatlanmadığı, ayrıca davalı ... Şirketine husumet yönetilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiğini, b. Davalıların yabancı hukuka göre zamanaşımı def’inde bulunmadığından davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, c. ... Federasyonu İş Kanunu’nda belirlenen sürelerin dolmadığını, bu sürelerin mahkemeye erişim hakkı doğrultusunda tekrar başlatılabileceğini ileri sürmüştür. 2. Davalı ... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde; a. İlk Derece Mahkemesince öncelikle husumete ilişkin inceleme yapılması gerekirken zamanaşımı yönünden inceleme yapılarak hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, b. Zamanaşımı sebebiyle davanın reddine karar verilmesi hâlinde maktu vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu hak ve alacaklardan davalı ... Şirketinin sorumlu olup olmadığı, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk ve zamanaşımı noktalarındadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı ve davalılardan ... Şirketi vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/3839, K. 2025/8498, T. 05.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2025-3839-e-2025-8498-k-78ce4931bcbc