Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2024/12893 E. 2024/14839 K. – Alacak
Konu: Alacak
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/12893
- Karar No
- 2024/14839
- Karar Tarihi
- Konu
- Alacak
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 44. İş Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ... ... San. Tic. AŞ (... AŞ ) tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... AŞ tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... AŞ'nin asıl işveren, diğer davalı ... ... İnşaat ... Tah. San. ve Tic. Ltd. Şti.nin (... Ltd. Şti.) alt işveren olduğunu, Mobese kamera inşaatında 15.02.2017-10.12.2018 tarihleri arasında sorumlu yönetici olarak çalıştığını, işin Mobese kameralarının yeraltı ve yer üstü inşaatına ilişkin olup dikkat ve özen isteyen, hassas, tehlikeli sınıfına giren bir iş olduğunu, iş sahasında ... AŞ'nin çalışanı aracılığıyla kontrol sağlandığını, aynı zamanda davalı ... Ltd. Şti.nin de çalışanlarının bulunduğunu, işin oldukça yorucu teknoloji ve teknik uzmanlık gerektiren bir iş olduğunu, davacının günlük 350,00 TL net ücretle çalıştığını, ancak davacıya hiç ücret ödenmediğini, yönetici sıfatı ile bir takım masraflar için davacının banka hesabına ödemeler yapılmış ise de bunların ücret olarak değerlendirilemeyeceğini, yemek ücretinin giydirilmiş brüt ücret hesabında dikkate alınması gerektiğini, davalılar arasındaki muvazaalı ilişki nedeniyle baştan beri asıl işveren işçisi olarak kabul edilmesi gerektiğini beyanla kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin, ücret, asgari geçim indirimi (agi), fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... AŞ vekili; Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayi Başkanlığı ile ... AŞ arasında ... Güvenlik Yönetim Sistemi (...) ana ve ek sözleşmeleri imzalandığını, projenin 81 il ve 900 ilçede ... alt yapısının genişletilmesi, modernize edilmesi ve eski sistemlerin yeni ... ağına uygun hâle getirilmesi olduğunu, anahtar teslim götürü bedel usulü bu işin ... ve ayrı bir tüzel kişiliği olan ... ... Haberleşme Sistemleri Ltd. Şti.ne (... Ltd. Şti.) devredildiğini, ... Ltd. Şti.nin ilçelerde bulunan görüntüleme ve ... merkezlerindeki tüm projelendirme, altyapı, inşaat ve kurulum faaliyetlerinden sorumlu olduğunu, kurulum-alt yapı işlerinin sipariş usulü ... Ltd. Şti.ne yaptırıldığını, davalı ... Ltd. Şti.nin ... Ltd. Şti.nin alt yüklenicisi konumundaki ... ... AŞ’nin (... AŞ) alt yüklenicisi olduğu bilgisine ulaşıldığını, davacının ... Ltd. Şti.nin işçisi olduğunu, davacının müvekkili ile herhangi bir sözleşmesinin olmadığını, ... Ltd. Şti. ile ... Ltd. Şti. arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinden söz edilemeyeceğini, tüm bu nedenlerle müvekkilinin davacının işçilik alacaklarından herhangi bir sorumluluğunun söz konusu olmadığını, davacının işvereni konumundaki ... Ltd. Şti. bünyesinde yerine getirdiği işin müvekkili ... AŞ'ye ait işyerinde ifa edilmediğini, ayrıca asıl işveren sorumluluğu için işçinin münhasıran hizmetini aynı işverene hasretmesi gerektiğini, davacının iddia ettiği gibi ücretinin günlük 350,00 TL olmasının olağan olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... Ltd. Şti. tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 15.02.2017-14.04.2018 ile 04.09.2018-10.12.2018 tarihleri arasında davalı ... Ltd. Şti.nin alt işveren, davalı ... AŞ'nin ise asıl işveren olduğu işyerinde 1 yıl 5 ay 7 gün hizmetinin bulunduğu, davacı tanıklarının davacının ücretlerin ödenmemesi nedeni ile işten ayrıldığına dair beyanı ve dosya kapsamından davacının ödenmeyen ücret alacağının bulunması dikkate alınarak davacının iş sözleşmesini ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle haklı nedenle feshettiği, iş sözleşmesini davacı tarafça feshedilmesi nedeniyle ihbar tazminatı talebinin reddi gerektiği, davacının aylık net 10.500,00 TL ücret aldığı, yerleşik Yargıtay kararları ve davacı vekilince benzer dosyalarda verilen kararlar dikkate alınarak davacının haftalık 21 saat fazla çalışma yaptığı, haftanın 7 günü ve dinî bayramlar hariç ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... AŞ istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı ... AŞ vekili; davacı ile davalı ... AŞ arasında doğrudan ya da dolaylı iş ilişkisi bulunmadığını, ... AŞ'nin davacının işçilik alacaklarından sorumluluğunun bulunmadığını, davacının diğer davalı Şirketin işçisi olduğunu, dava konusu işin ... AŞ'den tamamen ayrı bir tüzel kişiliği olan ... AŞ'ye verildiğini, ... Ltd. Şti.nin ... AŞ'nin alt yüklenicisi konumundaki ... AŞ'nin alt yüklenicisi olduğunu, 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 2 nci maddesinin yedinci fıkrasındaki şartların tümünün bulunmadığını, ... Ltd. Şti.nin yürüttüğü işin ... AŞ'nin asıl faaliyet alanından farklı bir iş olduğunu, ... AŞ'nin savunma sanayi alanında faaliyet gösterdiğini, mobesa kameralarının yeraltı ve yer üstü inşaatının ... AŞ'nin asıl faaliyet alanıyla ilgili olmadığını, davacı işçinin münhasıran söz konusu işte çalışıp çalışmadığı, bu süreçte başka işverenler nezdinde çalışmasının olup olmadığı ve ... Ltd. Şti.nin başka işverenlere ait işyerlerinde davacıyı değiştirerek çalıştırıp çalıştırmadığının araştırılması gerektiğini, hayatın olağan akışına aykırı şekilde davacının haftalık 21,5 saat fazla çalışma yaptığı ve davacıya hiç ücret ödenmediği kabulü ile fazla çalışma ve ücret alacağına hükmedilmesinin ve bu alacaklara esas alınan ücretin hatalı olduğunu, davacının ücret tespitinin hatalı olduğunu, hafta tatili ve agi hesaplamalarının da hatalı olduğunu, işverene karşı davası bulunan tanık beyanlarına itibar edilemeyeceğini belirterek istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 15.02.2017-14.04.2018 ile 04.09.2018-10.12.2018 tarihleri arasında iki dönem hâlinde toplamda 1 yıl 5 ay 7 gün süreyle çalıştığı, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) kazanç sorgulama raporu, tanık beyanı, davacının vasıfsız işçi olmaması, yaptığı iş dikkate alındığında aylık net 10.500,00 TL ücret ile çalıştığı kabulünün yerinde olduğu, ... Bakanlığı ile davalı ... AŞ arasında imzalanan ... projesi sözleşmesi ana alt yüklenici listesinin bulunduğu, davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin mevcut olduğunun dosya kapsamından anlaşıldığı, bu nedenle davalı ... AŞ vekilinin davacının işçilik alacaklarından sorumlu olmadığı yönündeki istinaf talebinin yerinde olmadığı, her ne kadar dosya kapsamında dinlenen davacı tanıklarının işverene karşı davası bulunduğu davalı tarafça istinaf konusu edilmiş ise de Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesinin 2022/409 Esas, 2023/348 Karar sayılı kararı değerlendirildiğinde, çalışma koşullarının dosyadaki beyanlar ile uyuştuğu, bu kapsamda davalı vekilinin bu istinaf talebinin yerinde olmadığı, fazla çalışma, hafta tatili ve agi alacağına ilişkin değerlendirmelerin hukuka uygun olduğu gerekçeleriyle davalı ... AŞ'nin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... AŞ temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... AŞ vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının alacaklarından davalı ... AŞ'nin sorumlu olup olmadığı ile davacının ücretinin doğru belirlenip belirlenmediği, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının ispatı noktalarında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi. 2. 4857 sayılı Kanun'un 2, 41, 44, 46, 47 ve 63 üncü maddeleri ile aynı Kanun'un 120 nci maddesi atfıyla hâlen yürürlükte olan mülga 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14 üncü maddesi. 3. 4857 sayılı Kanun'un "Ücret ve ücretin ödenmesi" kenar başlıklı 32 nci maddesinin birinci fıkrası şöyledir: "Genel anlamda ücret bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutardır." 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı ... AŞ vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacı ve davalı arasında davacının aylık ücret miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. İlgili Hukuk bölümünün (3) numaralı paragrafında yer verilen 4857 sayılı Kanun'un 32 nci maddesinin birinci fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek ünvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek ünvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir. Ücret tespitinde; TÜİK resmî internet sitesindeki “kazanç bilgisi sorgulama” kısmından da faydalanılması ve emsal ücret araştırması sonucunda elde edilen verilerle birlikte, anılan Kurumun resmî internet sitesindeki bilgiler de dikkate alınarak emsal ücretin belirlenmesi mümkündür. Somut uyuşmazlıkta, davacı davalı işyerinde sorumlu yönetici olarak çalıştığını ve ücretinin günlük net 350,00 TL olduğunu beyan etmiş, davalı taraf ise davacının çalışanları olmadığını, ücretin talep edilen miktar olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu savunmuştur. Davacının talebi gibi ücretinin net 10.500,00 TL olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuştur. Ne var ki varılan sonuç dosya kapsamı ile örtüşmemektedir. Davacı tanıkları olan M.Y. ile İ.Y. davacının kardeşleri olup aynı zamanda işverene karşı davası bulunan tanıklardır. Dolayısıyla sadece bu tanıkların beyanları ile sonuca gidilmesi mümkün değildir. Davacının yaptığı işin niteliği ve dosya kapsamına göre, TÜİK verileri dikkate alınarak davacının net 8.343,37 TL ücret aldığının kabulü gereklidir. Bu husus gözetilmeden hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 3. Taraflar arasında fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı hususunda da uyuşmazlık bulunmaktadır. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır. İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması hâlinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı hâlde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda ise işçinin ihtirazı kayıt ileri sürmesi beklenemeyeceğinden, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının her türlü delil ile ispatı mümkündür. Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dâhilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez. Çalışma sürelerinin ispatı noktasında işverene karşı dava açan tanıkların beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması gerekir. Aynı ilkeler, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerindeki çalışmanın ispatı bakımından da geçerlidir. Fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatında salt davacı ile menfaat birliği içinde olan tanık beyanlarıyla sonuca gidilemez. Bununla birlikte başkaca delil ya da olgularla desteklenmesi durumunda davalıya karşı davası olan tanık beyanlarına itibar edilmelidir. Bu çerçevede; işin ve işyerinin özellikleri, davalı tanıklarının anlatımları, iş müfettişinin düzenlediği tutanak veya raporlar ve aynı çalışma dönemi ile ilgili olarak söz konusu alacakların varlığına ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararları gibi hususlar başkaca delil ya da olgular olarak değerlendirilebilir. Somut uyuşmazlıkta ise; davacı tanıkları olan M.Y. ile İ.Y. yukarıda da ifade edildiği üzere davacının kardeşleri olup işverene karşı davaları da bulunmaktadır. Dosya kapsamında, bu tanıkların beyanlarını destekleyecek başkaca delil ya da olgular da bulunmamaktadır. Nitekim davacı tanıklarından İ.Y'nin açmış olduğu davada da belirtilen gerekçe ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının reddine karar verilmiş olup sözü edilen karar kesinleşmiştir. Yapılan bu açıklamalara göre yöntemince ispatlanamayan fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken bu alacak kalemlerinin hüküm altına alınması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.