Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2010/28640 E. 2012/17413 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2010/28640
- Karar No
- 2012/17413
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ (BEYOĞLU 1. İŞ) DAVA : Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin ile ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I A) Davacı İsteminin Özeti Davacı, davalı işyerinde şef garson olarak çalıştığını, noter ihtarına konu tutanakların düzmece bir şekilde yazılıp imzalandığını, davacının işyerinde sorumsuz davrandığı, yetkililerden izin almadan işyerini terk ettiğini, izinsiz mesaiye gelmediğini, servis yapmadığı gibi iddialarla tutulan tutanaklardaki kimi imzaların birbirini tutmadığının görüleceğini, davacının 4 yıl boyunca problemsiz çalışması ve aleyhinde hiçbir işlem yapılmamış olmasının ihtarnamede belirtilen durumların ne kadar mesnetsiz olduğunun göstergesi olduğunu, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini belirterek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ve ücret alacaklarının tahsilini talep etmiştir. B) Davalı Cevabının Özeti Davalı, davacının iş sözleşmesinin 4857 sayılı Yasanın 25/2-g bendi uyarınca noter ihtarı ile derhal feshedildiğini, söz konusu ihtarnamede ayrıntılı olarak belirtildiği üzere davacının, 2006 yılı Haziran ayı içinde işe gelmeme, izin almadan ve hatta bildirmeden işyerini terk etme, işyerinde bulunduğu sırada çalışmama, uyarılması üzerine de çalışmamaya devam etme ve tekrar uyarıldığına ise idari sorumluya "benim sınırlarımı zorlama yoksa kötü olur" şeklindeki tehditte bulunma vb davranışları nedeniyle işten çıkarıldığını, işçinin bu tip davranışlarından sonra her seferinde tutanak tutulduğunu ve işçiye imzası karşılığı teslim edilerek yazılı savunması ve/veya açıklaması istenmiş olduğu halde işçinin herhangi bir cevap vermediğini,davacının salon şefi, vardiyaları ve izinleri düzenleyen kişi olarak çalıştığı dönemde işyerinde personele eşit muamele etmeyen, arkadaşlarını kayırıp işyerinde çalışan personel arasında ikilik yaratan davranışlar içinde olduğunu, fakat personelden sorumlu işletme müdürünün davacının yarattığı bu ikiliği sona erdirmek için davacıyı salon şefliğinden almasından sonra davacının, çalışma düzeni ile bağdaşmayacak hal ve davranışlar sergilemeye başladığını, bu nedenle hala yetkili biri olduğunu kanıtlamak adına fevri hareketlerde bulunarak işe gelmeme, istediği zaman işyerini terk etme, işyerinde bulunduğu zaman çalışmama vb hal ve hareketler sergilemeye başladığını, işçinin bu hareketlerinin 4857 sayılı Yasanın 25/2-e/g/h hükümlerine aykırı olduğunu bu nedenle iş sözleşmesinin feshinin haklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. C)Yerel Mahkeme Kararının Özeti Mahkemece toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak iş sözleşmesinin tazminat gerektirmeyecek şekilde sona erdiğinin ispat külfetinin işverene ait olduğnuu, dosyada bulunan tutanaklardan davacının 02.06.2006, 05.06.2006, 14.06.2006, 16.06.2006 ve 21.06.2006 tarihlerinde keyfi olarak işe gelmediği, işe geç geldiği, işten erken ayrıldığı, yemek saati dışında işini bırakarak yemeğe gittiği, işini yapması yönünde uyarılmasına rağmen uyarıları dikkate almadığı, böylelikle davacının iş sözleşmesinin haklı nedenlerle feshedildiğinden bahisle davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddine, diğer taleplerin ise kabulüne karar vermiştir. D)Temyiz Kararı davacı taraf temyiz etmiştir. E) Gerekçe Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshi uyuşmazlık konusudur. Davacı, işyerinde sorumsuz davrandığı, yetkililerden izin almadan işyerini terk ettiğini, izinsiz mesaiye gelmediğini, servis yapmadığı gibi iddialarla tutulan tutanaklardaki kimi imzaların birbirini tutmadığının görüleceğini, 4 yıl boyunca problemsiz çalışması ve aleyhinde hiçbir işlem yapılmamış olmasının ihtarnamede belirtilen durumların ne kadar mesnetsiz olduğunun göstergesi olduğunu, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini iddia etmiştir. Davalı, davacının iş sözleşmesinin 4857 sayılı Yasanın 25/2-g bendi uyarınca noter ihtarı ile derhal feshedildiğini, söz konusu ihtarnamede ayrıntılı olarak belirtildiği üzere davacının, 2006 yılı Haziran ayı içinde işe gelmeme, izin almadan ve hatta bildirmeden işyerini terk etme, işyerinde bulunduğu sırada çalışmama, uyarılması üzerine de çalışmamaya devam etme ve tekrar uyarıldığına ise idari sorumluya "benim sınırlarımı zorlama yoksa kötü olur" şeklindeki tehditte bulunma vb davranışları nedeniyle işten çıkarıldığını, işçinin bu tip davranışlarından sonra her seferinde tutanak tutulduğunu ve işçiye imzası karşılığı teslim edilerek yazılı savunması ve/veya açıklaması istenmiş olduğu halde işçinin herhangi bir cevap vermediğini,davacının salon şefi, vardiyaları ve izinleri düzenleyen kişi olarak çalıştığı dönemde işyerinde personele eşit muamele etmeyen, arkadaşlarını kayırıp işyerinde çalışan personel arasında ikilik yaratan davranışlar içinde olduğunu, fakat personelden sorumlu işletme müdürünün davacının yarattığı bu ikiliği sona erdirmek için davacıyı salon şefliğinden almasından sonra davacının, çalışma düzeni ile bağdaşmayacak hal ve davranışlar sergilemeye başladığını, bu nedenle hala yetkili biri olduğunu kanıtlamak adına fevri hareketlerde bulunarak işe gelmeme, istediği zaman işyerini terk etme, işyerinde bulunduğu zaman çalışmama vb hal ve hareketler sergilemeye başladığını, işçinin bu hareketlerinin 4857 sayılı Yasanın 25/2-e/g/h hükümlerine aykırı olduğunu bu nedenle iş sözleşmesinin feshinin haklı olduğunu savunmuştur. Davacı tanıkları davacı iddiasını, davalı tanıkları ise davalı savunmasını destekler beyanda bulunmuşlardır. Mahkemece, iş sözleşmesinin tazminat gerektirmeyecek şekilde sona erdiğinin ispat külfetinin işverene ait olduğnuu, dosyada bulunan tutanaklardan davacının 02.06.2006, 05.06.2006, 14.06.2006, 16.06.2006 ve 21.06.2006 tarihlerinde keyfi olarak işe gelmediği, işe geç geldiği, işten erken ayrıldığı, yemek saati dışında işini bırakarak yemeğe gittiği, işini yapması yönünde uyarılmasına rağmen uyarıları dikkate almadığı, böylelikle davacının iş sözleşmesinin haklı nedenlerle feshedildiğinden bahisle davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddine karar vermiştir. Mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile hüküm kurulmuştur. Şöyle ki; davacının başvurusu üzerine yapılan Bölge Çalışma Müdürlüğü incelemesi neticesinde davacının iş sözleşmesine, 02.06.2006 ve 21.06.2006 günleri izinsiz-mazeretsiz işe gelmediği gerekçesiyle 07.07.2006 tarihi itibariyle 4857 sayılı Yasanın 25/2-g maddesi uyarınca fesih işleminin yerinde olmadığı, haksız yapıldığı tespit edilmiştir. Davalı tarafından ibraz edilen fesih ihtarında davacının iş sözleşmesinin dosyada mübrez tutanaklar nedeniyle çalışma ahlakı ve şirket prensiplerine aykırı davranışların fesih için haklı nedenle teşkil ettiğinden 4857 sayılı Yasanın 25. maddesi uyarınca feshedildiği belirtilmiştir. Davalı işveren tarafından tanzim edilen işten çıkış bildirgesinden ise davacının 07.07.2006 tarihinde 4857 sayılı Yasanın 25/2-g bendi uyarınca iş sözleşmesinin sona erdiği anlaşılmıştır. Dosyada ibraz edilen tutanaklardan 02 Haziran 2006 ve 21 Haziran 2006 tarihli tutanaklarda davacının mazeretsiz olarak işe gelmediği belirtilmiş, 5 Haziran, 14 Haziran ve 16 Haziran 2006 tarihli diğer tutanaklar da ise davacının uyarılmasına rağmen görevini yapmaması, yemek saati dışında izinsiz yemek yemeye gitmesi, mesai saati dolmadan kimyese haber vermeden işyerini terk etmesi gibi hususlar belirtilmiştir. Söz konusu tutanaklardan 2 ve 5 Haziran tarihli olanlar yönünden 5 Haziran 2006 tarihinde; 14-16 ve 21 Haziran 2006 tarihli tutanaklar yönünden ise 27 Haziran 2006 tarihinde savunma talep edilmiştir. Davacının söz konusu savunma istemli tutanaklarda teslim aldığına ilişkin isim ve imzası bulunmakta ise de dosyada savunma yaptığına dair belge ibraz edilmemiştir. Tutanaklardan da görüleceği üzere davacının 4857 sayılı Yasanın 25/2-g bendi uyarınca izin almaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki iş günü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç iş günü işine devam etmemesi şeklindeki seçenekli durumlar söz konusu değildir. Ayrıca dosyada mübrez feshe dayanak tutanakların ve savunma talepli tutanaklardaki davacı imzaları karşısında ve özellikle davacının şahsi dosyasında Haziran 2006 ayından önce tutum ve davranışları ile ilgili olumsuz herhangi bir belge de ibraz edilememesi karşısında söz konusu tutanakların işveren tarafından tek taraflı olarak tanzim edildiği izlenimi oluşmuştur. Kaldı ki 5, 14 ve 16 Haziran 2006 tarihli tutanaklara konu hususlar yönünden 4857 sayılı Yasanın 26. maddesi uyarınca 6 iş günlük hak düşürücü sürenin de geçtiği açıktır. Ayrıca aksi ispat edilinceye kadar geçerli olan iş müfettişi raporunda da davalı işverenin devamsızlık nedeniyle yapılan feshin 1 ay içinde değişik tarihlerde 3 gün devamsızlığı bulunmadığından haklı nedene dayanmadığı tespit edilmiştir. Yine davalı işveren tarafından tanzim edilen işten çıkış bildirgesinde de açıkça iş sözleşmesinin 07.07.2006 tarihinde 4857 sayılı Yasanın 25/2-g bendi uyarınca sona erdiği belirtilmiştir. Davalı cevap dilekçesinde davacının iş sözleşmesinin 4857 sayılı Yasanın 25/2-g bendi uyarınca feshedildiğini de belirtmiştir. Bu nedenlerle, davalı işveren tarafından davacının iş sözleşmesinin 4857 sayılı Yasanın 25/2-g bendi uyarınca devamsızlık nedenine dayalı olarak feshedildiği, ancak davacının bir ay içinde ardı ardına iki iş günü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü yahut bir ayda üç işgünü süren bir devamsızlığının söz konusu olmadığı, iş müfettişi raporunda da davalı feshinin haklı nedene dayanmadığının tespit edildiği, işten çıkış bildirgesinde davalı işverenin fesih nedeni olarak Yasanın 25/2-g bendini gösterdiği hususları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davalı işveren feshinin haklı nedene dayanmadığının kabulü ile talep edilen kıdem ve ihbar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile bu taleplerin reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16.05.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.