Yargıtay · 9. Ceza Dairesi
Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2021/26371 E. 2025/5150 K. – Çocuğun Cinsel
Konu: Çocuğun Cinsel İstismarı
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/26371
- Karar No
- 2025/5150
- Karar Tarihi
- Konu
- Çocuğun Cinsel İstismarı
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2017/1577 E., 2018/542 K. SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, bozma
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi.
Sanık ve müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, İlk Derece Mahkemesinde ve Bölge Adliye Mahkemesinde silahların eşitliği ve çekişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkânın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunmayı kullanabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi uyarınca takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın atılı suçtan beraatine dair hükmün istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Özetle mağdurenin anlatımlarının çelişkili olduğuna, tanık olan öğrencilerinde yanlış anlama ve abartılı anlatımları bulunduğuna, sanığın öğrencisine en ufak bir cinsel kastı olmadan samimi davrandığına, sanığın mağdureyi yanağından öpmediğine, sanığın cinsel amacı bulunmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE A. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20/2. maddesi uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak Mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanun'un 237/2. maddesine göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığı gibi istinaf aşamasında verilen katılma kararı da bu hakkı vermeyeceğinden temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Bölge Adliye Mahkemesinin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Tüm dosya kapsamına göre, sanığın dolabını düzeltmesi için odasına çağırdığı mağdureye sarılması, yanağından öpmesi ve elini ellerinin arasına geçirerek tutması şeklinde gerçekleşen olayda fiziksel temas içeren eylemlerinin kısa süreli, ani ve kesintili gerçekleşmesi nedeniyle eylemin sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu gözetilerek hüküm kurulması gerekirken suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde sarkıntılığı aştığı gerekçesiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyet kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR A. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle şikayetçi Bakanlık vekilinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye farklı gerekçeyle uygun olarak, sayın üyeler ... ve ...'nın karşı oyları ve oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.06.2025 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Dosya kapsamına göre; mağdur çocuk aynı okulda öğrenim görmekte olup sanık okulun müdür yardımcısıdır. Sanık, mağduru idare odasına çağırmış; aynı zaman kesiti içinde ve birbirini tamamlar tarzda mağdura sarılmış, yanağından öpmüş, el parmaklarını mağdurunkilerle geçirip bir süre tutmuştur. Odanın kontrollü niteliği, öğretmen–öğrenci ilişkisinden doğan güven ve otorite asimetrisi ile birleşen bu temaslar, tekil ve izole bir dokunuş görüntüsünden çıkmakta; tanık anlatımları ve dosyaya yansıyan görüntü unsurlarıyla desteklenen bütünsel bir davranış dizisine dönüşmektedir. Kapının kimi anlarda açık olduğuna dair anlatımlar bulunsa da, temasların mahremiyet derecesi ve ardışık örgüsü karşısında bu husus belirleyici bir hafifletme sağlamamaktadır.
Uyuşmazlık, fiilin hukuki vasfına ilişkindir. Çoğunluk, temasların “kısa, ani ve kesintili” olduğu gerekçesiyle TCK m.103/1’in ikinci cümlesindeki sarkıntılık rejimine göre bozma yoluna gitmiştir. Kanaatimizce vasıflandırma, sürenin salt niceliğine indirgenemez; temasın yeri ve biçimi, mahremiyet derecesi, ardışık örgüsü, yoğunluğu ve failin yönelimi birlikte tartılmalıdır. Öğretide baskın görüş ve uygulamada yerleşik ölçütler, sarkıntılığın ayırt edici vasfını “anlık, kesik ve çoğu kez bir defaya mahsus” kısa temas olarak belirler; bu rejim, mahremiyeti derinleştiren ve yoğunluk eşiğini aşan davranış dizilerini kapsamaz. Aynı süreçte birden fazla cinsel davranışın art arda ve birbirini tamamlar şekilde icrası, özellikle fail–mağdur ilişkisi ve mekânın özellikleri gözetildiğinde, sarkıntılık sınırını aşar.
Somut olayda sarılma ve öpme, çocuğun kişisel alanına doğrudan ve yoğun müdahaledir; buna eşlik eden parmakların geçirilerek elin tutulması, yakınlaşmayı pekiştiren ve bedenî hâkimiyet iradesini görünür kılan tamamlayıcı bir davranıştır. Bu bütünsel akış, sarkıntılıkta aranan “ani ve kesik” karakterle bağdaşmamakta; mahremiyet ihlalinin ağırlığını artıran ardışık bir davranış dizisine işaret etmektedir. Öğretide sarkıntılığın, bazı hâllerde birden çok hareketi kapsayabileceği kabul edilse dahi, bunun sınırı hareketlerin hâlâ tekil kısa temas düzeyini aşmamasıdır; oysa burada mahremiyet, katmanlı biçimde ve failin cinsel yakınlık kurma yönelimiyle ilerlemektedir. Kapının zaman zaman açık oluşu, yukarıda açıklanan ardışıklık ve yoğunluk karşısında sonucu değiştirmez; zira kontrollü bir odada, otorite asimetrisinin sunduğu imkânla kısa fakat mahremiyeti derinleştiren bir seri davranışın peş peşe icrası söz konusudur. Hareketlerin aynı süreçte ardışık ve bütünlüklü icrası, önceden seçilmiş mekân-zaman ve odasına çağırma olgularıyla birlikte değerlendirildiğinde, tesadüfî değil planlı bir yakınlaşma kurgusuna işaret etmektedir. Bu bütünsel akış sarkıntılıkta aranan “ani ve kesik” karakterle bağdaşmamakta; mahremiyet ihlalinin ağırlığını artıran bir davranış dizisini ortaya koymaktadır.
Açıklanan nedenlerle, çoğunluğun sarkıntılık kabulüne dayalı bozma gerekçesine katılmıyoruz; hükmün 5237 sayılı TCK’nın 103/1 ilk cümle uyarınca kurulan mahkumiyet hükmünün ONANMASI gerektiği kanaatindeyiz.