Yargıtay · 9. Ceza Dairesi

Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/17 E. 2013/3620 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Ceza Dairesi
Esas No
2013/17
Karar No
2013/3620
Karar Tarihi

Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Suç : Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, 2911 sayılı Kanuna aykırılık, silahlı terör örgütünün propagandasını yapma Hüküm : 1- TCK'nın 314/3, 220/6-son maddeleri yollamasıyla 314/2, 53/1-2-3, 58/9, 63, 3713 sayılı Kanunun 5. maddeleri uyarınca mahkumiyet 2- 2911 sayılı Kanunun 32/1, TCK'nın 50/1-a, 58/9, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet (2 kez) 3- 2911 sayılı Kanunun 33/1, TCK'nın 50/1-a, 58/9, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet (2 kez) 4- 3713 sayılı Kanunun 7/2-a sevkiyle 7/2, TCK'nın 50/1-a, 58/9, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Hükmedilen cezaların süresine göre şartları bulunmadığından, sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteğinin 1412 sayılı CMUK'nın 318. maddesi uyarınca REDDİNE, 1- Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme ve silahlı terör örgütünün propagandasını yapma suçlarından kurulan hükümlere yönelik incelemede; Sanık hakkında, 14.02.2009 ve 06.12.2009 tarihlerinde hukuki kesinti olmaksızın işlediği ve silahlı örgüte üye olma suçunun temadi etmesi nedeniyle bir kez cezalandırıldığı, örgüt adına suç işleme bakımından TCK'nın 220/6. maddesine 6352 sayılı Kanunla eklenen 2. cümle uyarınca yapılan indirim oranında dosya kapsamı da nazara alındığında bir isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; a- Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan öncelikle temel ceza tayin edilip sonrasında aynı maddedeki indirim uygulandıktan sonra devamında 3713 sayılı Kanunun 5. maddesi gereğince arttırım yapılması gerekirken, yazılı şekilde uygulama yapılması suretiyle fazla ceza tayini, b- Silahlı terör örgütünün propagandasını yapma suçundan hükmedilen adli para cezasının taksitlendirilmesi sırasında uygulanan kanun maddesinin gösterilmemesi suretiyle, CMK'nın 232/6. maddesine muhalefet edilmesi ve tayin olunan sonuç cezanın "adli para cezası" olması nedeniyle TCK'nın 58 ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 106 ve 108. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanamayacağının gözetilmemesi, Kanuna aykırı olup hükümlerin bu nedenlerle BOZULMASINA, bu hususların yeniden yargılama yapılmaksızın CMUK'nın 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, 3 numaralı hükmün 3. fıkrasındaki "yedi yıl iki ay yedi gün hapis" ibaresi çıkarılarak yerine "altı yıl ondört ay yedi gün hapis" ibaresinin eklenmesine, altı numaralı hükmün taksitlendirmeye ilişkin altıncı fıkranın başına "TCK'nın 52/4. maddesi gereğince” ibaresinin eklenmesi ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin kısmın hükümden çıkartılmak suretiyle diğer yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 3- 2911 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükme yönelik temyize gelince; Kanun koyucunun “sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleri” ifadesiyle, 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin uygulanma kapsamı bakımından; düşünce ve kanaatın içeriğinden çok açıklama yöntemini dikkate aldığı, cezanın tür ve miktarı itibariyle bir sınırlama yanında suçların tek tek sayılması yerine, düşünce ve kanaat açıklama yöntemleri bağlamında işlenebilecek suçların işlenme biçimleri itibariyle bir düzenleme yapmayı amaçladığı anlaşılmaktadır. Kanun koyucunun yukardaki amacı gerçekleştirmeye çalışırken daha genel ve imkanlara işaret eden ifade biçimleri yerine “yöntem” ifadesini tercih etmesi üzerinde durulmalıdır. Bir amaca ulaşmak için izlenen yol, usul ve metot gibi anlamlara gelen “yöntem” ifadesi, Kanunun geçici 1. maddesi çerçevesinde ele alındığında, korunmak istenenin; her türlü düşünce ve kanaat açıklama biçimi olmadığı, aksine; bir eylemin bu kapsamda kalabilmesi için meşru olan ve düşünce ve kanaat açıklaması bağlamında mutad olan bir yöntemle işlenmiş olması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Buradan hareketle, eylemin işleniş yönteminin bizzat ayrı bir suç oluşturduğu veya düşünce ve kanaati açıklamak bakımından mutad kabul edilemeyecek olması halinde geçici 1. madde hükmü uygulanamayacaktır. 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinde ifadesini bulan ve başkaca yazım biçimleri arasından tercih edilen “düşünce ve kanaat açıklama yöntemleri” ibaresi bu ilkeler ve Kanunun genel gerekçesi çerçevesinde değerlendirilmiş, örgütlenme özgürlüğü bağlamında ele alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma özgürlüğünün kollektif niteliği, ifade özgürlüğü ile yakın ilişkisi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince değerlendiriliş biçimi (29.06.2006 tarihli Öllinger-Avusturya, 26.07.2007 tarihli Barankevich-Rusya kararları gibi) nazara alınmıştır. Buna göre, sanığın 2911 sayılı Kanunun 32/1 ve 33/1. maddelerine uygun olduğu kabul edilen eyleminin mutad ve meşru bir “düşünce ve kanaat açıklama yöntemi” olduğu kabul edildiğinden, sanığa yüklenen suçların tarihi ve işlenme yöntemi ile temel şekli itibariyle gerektirdiği cezanın süresine göre, hükümden önce 05.07.2012 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi kapsamında düşünce ve kanaat açıklama yöntemiyle işlendiği ve bu nedenle sanık hakkında açılan davaya ilişkin olarak kovuşturmanın ertelenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kabule göre de; a) Sanık hakkında hükmedilen adli para cezasının taksitlendirilmesi sırasında uygulanan kanun maddesinin gösterilmemesi suretiyle, CMK'nın 232/6. maddesine muhalefet edilmesi, b) Tayin olunan sonuç cezanın "adli para cezası" olması nedeniyle TCK'nın 58 ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 106 ve 108. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanamayacağının gözetilmemesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 11.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2013/17, K. 2013/3620, T. 11.03.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-ceza-dairesi-2013-17-e-2013-3620-k-c703b2cbf84a