Yargıtay · 9. Ceza Dairesi
Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2011/10717 E. 2011/29610 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2011/10717
- Karar No
- 2011/29610
- Karar Tarihi
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Devletin hakimiyeti altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmaya yönelik silahlı eylemlerde bulunmak suçundan Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK. 250. madde ile görevli) 29/05/2007 tarihli ve 2006/316 esas, 2007/256 sayılı kararı ile 16 yıl 8 ay hapis cezasına hükümlü ...'in iş bu cezasının infazı sırasında, 25/07/2010 tarihli ve 27652 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6008 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 9. maddesiyle 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 107/4. maddesine son fıkra olarak eklenen "Bu fıkra hükümleri çocuklar hakkında uygulanmaz." cümlesi uyarınca infazın ne şekilde yapılacağı hususunda oluşan tereddüt sebebiyle Cumhuriyet başsavcılığınca yapılan talep üzerine, aynı mahkemenin 21/02/2011 tarihli ve 2006/316 esas, 2007/256 sayılı kararı ile hükümlünün 6008 sayılı yasadan yararlanmasına yönelik talebin reddine ve hükümlü hakkında 6008 sayılı yasa çerçevesinde müddetname düzenlenmesine yönelik kararı üzerine Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 24/06/2011 tarihli müddetnameye yönelik itirazın reddine ilişkin Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK. 250. madde ile görevli) 24/06/2011 tarihli ve 2011/424 değişik iş sayılı kararına itirazın keza reddine dair Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMUK. 250. madde ile görevli) 29/06/2011 tarihli ve 2011/397 değişik iş sayılı ile ilgili olarak; Dosya kapsamına göre, Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca, 6008 sayılı değişiklik sebebiyle hazırlanan müddetname de hükümlü hakkında kazanılmış hak oluşturmayacağı için 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanamayacağı ileri sürülerek, infazın 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 107/2. maddesine göre yapılmasına karar verilmiş ve buna göre koşullu salıverme süresi belirlenmiş ise de, 107/2. maddede öngörülen indirim oranının 1/3 olduğu, oysa 647 sayılı Kanun'un 19 ve ek 2/1. maddelerine göre indirim oranının 1/2 olduğu ve ayda 6 günlük indirimden faydalanıldığı, her ne kadar terör hükümlüleri açısından suçun işlendiği tarihte yürürlükte bulunan 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 17/4. fıkrasına göre, terör hükümlüleri hakkında 647 sayılı Kanun'un 19. maddesinin bir ve ikinci fıkraları ile ek 2. madde hükümlerinin uygulanamayacağı belirtilmiş ve bu maddenin 29/06/2006 tarihli 5532 sayılı Kanun’la değişik 1. maddesinde "Bu Kanun kapsamına giren suçlardan mahkûm olanlar hakkında, koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması bakımından 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 107 nci maddesinin dördüncü fıkrası ile 108 inci maddesi hükümleri uygulanır." şeklinde bir düzenlemeye yer verilmiş ise de, 25/07/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6008 sayılı Kanun'un 9. maddesiyle 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 107/4. maddesine eklenen son fıkra uyarınca da, bu fıkra hükümlerinin çocuklar hakkında uygulanamayacağının düzenleme altına alındığı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Zaman bakımından uygulama" başlıklı 7/2. maddesine göre, "suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur." şeklindeki düzenleme ile aynı maddenin 3. fıkrasındaki, "hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz rejimine ilişkin hükümler, derhal uygulanır." biçimindeki düzenleme dikkate alındığında, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 17/1. maddesinin de çocuklar hakkında uygulama imkanı kalmadığı, bu durumda infazın en lehe olan 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun hükümleri gereğince yerine getirilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığının 25.08.2011 gün ve 2011/11037/44746 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.10.2011 gün ve 2011/276206 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla; Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden, Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 29.06.2011 tarih ve 2011/397 değişik iş sayılı kararının CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.