Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/947 E. 2026/1152 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/947
- Karar No
- 2026/1152
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/5 E., 2023/39 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalı ... temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sonucunda, .. ili .. ilçesi .. köyü çalışma alanında bulunan 1 02... parsel sayılı 2.819,40 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı nedeniyle tarla vasfıyla davalı ... adına tespit ve tescil edilmiştir. Dava konusu taşınmazda 3116, 47 85... sayılı Kanunlar kapsamında orman kadastrosu yapılmamış, 53 04... sayılı Kanunlar kapsamında kadastro çalışmaları yapılmıştır. 2. Davacı vekili dava dilekçesinde; vergi kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğinde dayanarak, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ve müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili duruşmadaki beyanında; davanın 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu yerin Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşlık ve kıraç yerlerden olması nedeniyle tapulama esnasında tescil harici bırakıldığını, bu yerin imar-ihya yolu ile iktisap edilebilmesi için öncelikle kültür arazisi haline getirilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazın emek sarf edilerek kültür arazisi haline getirilmediğini, dava konusu yerin firari ve mütegayyip kişilerden kalma yerlerden olduğunu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 15.12.2015 tarihli ve 2014/141 Esas, 2015/130 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, dava konusu 1 02... parsel numaralı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... temsilcisi tarafından esas yönünden, davacı vekili tarafından yargılama gideri, harç ve vekalet ücreti yönünden temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 23.12.2019 tarihli ve 2019/5099 Esas, 2019/8753 Karar sayılı ilamıyla "Mahkemece, dava konusu taşınmazda davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermek için yeterli bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmazın önceki niteliğinin ne olduğu tam olarak belirlenmemiş, toprak tevzi haritası ile belirtmelik tutanağının ilgili kısımları dosya arasına getirtilmemiş, davalı ... tarafından dayanılan 11.12.1961 tarihli 2 44... sıra numaralı tapu kayıtları usulüne uygun şekilde uygulanmamış, tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazı kapsayıp kapsamadığı belirlenmemiş, kaydın dayanağı haritanın olup olmadığı hususunda araştırma yapılmamış ve ... tapusunun sınırlarında mera olarak gösterilen yerin orman olup olmadığı üzerinde durulmamış, yerel bilirkişi ve tanıkların soyut ve denetime elverişli olmayan beyanlarına dayanılarak karar verilmiş ve bu şekilde eksik inceleme ve araştırmaya dayanılarak karar verilemeyeceği" gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "3402 sayılı Kanun'un 46/1 ve 14 vd. maddeleri uyarınca tevzi çalışmalarının yapıldığı 1962 tarihinden geriye doğru 20 yıllık zilyetlikle kazanım süresi şartının davacı şahıs lehine gerçekleştiği gerekçesiyle" davanın kabulüne, dava konusu 1 02... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; açılan davanın süresinde olmadığını, davacının zilyetliğinin 4-50 sene öncesine dayansa bile 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesine göre hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının kadastro öncesi sebebe dayanarak davayı açtığını, dava konusu taşınmazın imar-ihya edilerek kültür arazisi haline getirilmediğini, dava konusu yer Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğundan tapulama dönemi taşlık olduğundan tescil harici bırakıldığını, kanunun aradığı imar-ihya şartlarının gerçekleşmediğini, ihyanın tamamlandığı tarihin belli olmadığını, bilirkişi raporunun çelişkilerle dolu olup, babasından davacıya kaldığına yönelik bir ispat öne süremediğini, vekalet ücretine hükmedilmesinin gerekçelendirilmediğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, davalı ... temsilcisinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu, mahallinde yapılan gözlemde de dava konusu taşınmazın köy içinde bulunduğu, üzerinde 2011 yılında yapılmış bir okul, okul bahçesi ve lojmanın bulunduğu ve orman ile alakasının bulunmadığı, 25.10.2022 tarihli fen-harita bilirkişisi raporunda da en eski tarihli 1949 ve sonraki yıllara ait hava fotoğrafları üzerinde yapılan inceleme ile dava konusu taşınmazın komşu taşınmazlarda olduğu gibi tarla olarak kullanıldığı, sınırlarının belirgin ve sabit sınır olduğunun tespit edildiği, dava konusu taşınmazın ormanlık alan, orman içi açıklık veya ormandan açma bir alan olmadığı gibi, öncesi mera olan bir yer de olmadığı, 2010 tarihli uydu görüntüsünde de tarla olarak kullanımın devam ettiği, davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiştir. Ancak, dava konusu taşınmazın tapuda halen ... adına kayıtlı olduğu, taşınmaz üzerinde tespit tarihinden sonra inşa edilen ve eylemli olarak okul binası, okul bahçesi ve lojman olarak kullanıldığı anlaşılan muhdesatlar bulunduğundan davacının mülkiyetinin tespitine ilişkin hüküm kurulması gerekirken, tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiş olması bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438. maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Yukarıda (V.B.1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalı ... temsilcisinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (V.B.2) numaralı bentte yazılı nedenlerle davalı ... temsilcisinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan "tapu kaydının iptali ile davacı 132...746 T.C. kimlik numaralı ... adına tapuya kayıt ve tesciline" ibaresinin çıkartılarak yerine "3402 sayılı Kanun'un 16/A maddesi gereğince 132...746 T.C. kimlik numaralı ... adına mülkiyetinin tespitine" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 23.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.