Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/6193 E. 2026/1400 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6193
Karar No
2026/1400
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/21 E., 2025/64 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar, davalı Hazine vekili ve asli müdahil ... tarafından temyiz edilmekle; davalı Hazine vekilinin temyizine ilişkin kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında yapılan kullanım kadastrosu sonucunda, 68... parsel sayılı 8.705,78 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesine, "6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve taşınmaz üzerindeki tarla ... evlatları ..., ... ve Süleyman oğlu ...'in kullanımındadır" şerhi yazılarak tarla vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiş, bilahare 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) uyarınca yapılan satışlar sonucunda ... Nakliye Gıda İnşaat Turizm Temizlik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adına 1/3 pay; ... adına 1/3 pay tapuda kayden intikal ettirilmiş, bakiye kalan 1/3 payı ise Hazine uhdesinde kalmıştır. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın zilyetliğinin ve kullanımının müvekkilinin dedesi ...'te iken onun vefatı ile babası .......... ve sonrasında da bizzat müvekkiline geçtiğini, müvekkilinin arpa, buğday ekerek ve satarak araziyi kullandığını, yaklaşık 20 yıldır arpa, buğday ekip mahsulünü satarak keçi ve koyunlarına yem yaparak kullanıldığını belirterek, davalılar adına olan kullanım kaydının iptali ile kullanıcı ve zilyet olarak müvekkili adına tescili talep etmiştir. 3. Asli müdahiller ... ve ... müdahale dilekçesinde; dava konusu yerin murislerinden intikal ettiğini haklarının olduğunu belirterek, davalılar adına olan kullanım kaydının iptali ile kullanıcı ve zilyet olarak kendilerinin tescili talep etmiştir. 4. Asli müdahiller ... ve ... müdahale dilekçesinde; dava konusu yerin murislerinden intikal ettiğini haklarının olduğunu belirterek, davalılar adına olan kullanım kaydının iptali ile kullanıcı ve zilyet olarak kendilerinin tescili talep etmiştir. 5. Asli müdahiller ... ve ... müdahale dilekçesinde; dava konusu yerin murislerinden intikal ettiğini haklarının olduğunu belirterek, davalılar adına olan kullanım kaydının iptali ile kullanıcı ve zilyet olarak kendilerinin tescili talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın murislerinden intikal ettiğini, davacının iddialarının asılsız olduğunu, taşınmazın bir taraftan orman ile diğer taraftan kendilerine ait taşınmazlarla çevrili olduğunu, taşınmazı Hazineden satın almak için başvurulduğunu ve taksitlerin ödendiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın müvekkilinin murislerinden intikal ettiğini, davacının iddialarının asılsız olduğunu, taşınmazın bir taraftan orman ile diğer taraftan kendilerine ait taşınmazlarla çevrili olduğunu, taşınmazı Hazineden satın almak için başvurulduğunu ve taksitlerin ödendiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. 3. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; soyut iddialarla dava açıldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 13.12.2019 tarihli ve 2017/53 Esas, 2019/415 Karar sayılı kararı ile asli müdahiller ... ve ... yönünden davanın açılmamış sayılmasına, asli müdahiller ..., ..., ..., ...’in davasının reddine, dava konusu taşınmaz üzerindeki "taşınmaz ve üzerindeki tarla ... evlatları ..., ..., .... oğlu ...'in kullanımındadır" şeklindeki şerhin iptali ile dava konusu taşınmaz üzerinde "taşınmaz ve üzerindeki tarlanın 17.09.2019 tarihli bilirkişi raporunda (B) harfiyle gösterilen 2.903,06 metrekarelik kısmının ... evlatları ... ve ... kullanımındadır." şeklinde şerhedilmesine, "taşınmaz ve üzerindeki tarlanın 17.09.2019 tarihli bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 5.802,72 metrekarelik kısmının ...’in kullanımındadır" şeklinde şerhedilmesine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili, asli müdahil ... ve asli müdahil ... tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Dairemizin 18.05.2022 tarihli ve 2021/16097 Esas, 2022/4665 Karar sayılı ilamıyla özetle; "Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu Dairesinde hüküm tesis edildiğine göre, asli müdahiller .... ve ... temyiz itirazlarının yerinde görülmediği, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarına gelince; kullanım kadastrosu kesinleşerek tapuya tescil edilen taşınmazın, beyanlar hanesindeki şerhe yönelik davanın dinlenebilmesi için, 6292 sayılı Kanun davanın, taşınmazın satış işleminden önceki bir tarihte ve Hazine'ye yöneltilerek açılması gerektiği, Hazine mülkiyetinden çıkmış olan taşınmazın tapu kaydına kullanım şerhi verilmesi mümkün olamayacağından, şerh davasının dinlenilmesi de hukuken mümkün olmadığı, somut olayda, dava konusu taşınmazın tapu kaydı incelendiğinde 8.705,78 metrekare yüzölçümlü taşınmazın 6292 sayılı Kanun gereği dava dışı kişilere satışının gerçekleştiği, davalı Hazine üzerinde tapuda sadece 2.901,92 metrekare miktar kaldığının sabit olduğu, Mahkemece, bozma ilamı dikkate alınıp satılmayan bu 2.901,92 metrekare kısımla sınırlı olarak karar verilmesi gerekirken bu husus gözardı edilip yazılı şekilde 8.705,78 metrekare üzerinden kabul kararı verilmesinin hatalı olduğu" gereğine değinilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararında; "Tüm veriler, mahallinde yapılan keşif, keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler, tanık beyanları ile bilirkişi raporu bir bütün olarak gözönüne alındığında, her ne kadar yapılan kadastro sonucu düzenlenen kadastro tutanağının beyanlar hanesininde "taşınmaz ve üzerindeki tarla ... evlatları ..., ... ve .... oğlu ...'in kullanımındadır." şeklindeki bir ibareye yer verilmiş ise de keşifte dinlenen mahalli bilirkişi .......... "Keşif mahallinde zeminde gösterdiğim kısım ...’e babası .......... intikal etmiştir. 1968 yılından beri ... buradadır. ... burada kendi hayvanlarını otlatmaktadır. ...’in kullanımında olan yerde ..., ... ve ...'in hiçbir kullanımı yoktur." şeklindeki beyanı, yine keşifte dinlenen mahalli bilirkişi .......... "Şu an için keşif mahallinde göstermiş olduğum dava konusu taşınmazın batı kısmında kalan yer ...’in babasından kalmıştır. Babasını tanırdım onun yanına çok sık gelir giderdim. ...’ın babasının adı .... ... 19 22... yılında vefat edince burası ... kalmıştır o tarihten bu yana Hasan nizasız ve fasılasız kullanmaktadır. Ben davalıları tanırım ancak söz konusu taşınmazda fiili bir kullanımları olup olmadığını bilmiyorum. Ben davalıları buraya çok sık gelip, gitmeme rağmen burada hiç görmedim." şeklindeki beyanı ile yine keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ........ "1968 yılından beri ben buradayım. Ben tarafları gayet iyi tanırım. ...'in dedesi ...'tir burası ...'e intikal etmiştir. İlk önce ...'in oğlu ... kaldı. ... öldükten sonrada burası ...'e kaldı. 1990 yılından bu yana ... buranın fiili kullanıcısıdır. ...'in fiili kullanıcısı olduğu yerleri ben şu an keşif mahallinde gösteriyorum. Keşif esnasında zeminde gösterdiğim şekilde dava konusu taşınmazın batı kısmı ...'indir. Keşif mahallinde gösterdiğim, yerin güney ve doğusunda kalan kısım ise ..., ... ve ...'nın kullanımındadır." şeklindeki beyanlarına bakıldığında mahalli bilirkişilerin beyanları ile davacı tanık beyanlarının örtüştüğü, davalı tanığı ......... "Dava konusu yerin zeminde gösterdiğim batı kısmında tarihi bir süreke vardır. Bu yer ...'e aittir. Zeminin doğusunda kalan yerde ..., ... ve ...'nındır. ...'e burası babasından kalmıştır." şeklinde beyanda bulunduğu, fen bilirkişisi ..........nın 01.11.2023 tarihli bilirkişi raporunda ise dava konusu taşınmazın zeminde yapılan keşfinde krokide (B) harfiyle kırmızı renkle belirtilen 2.901,93 metrekarelik alanın imar ve ihya edildiği, bu alanda avakado dikildiği ve (A) harfiyle kırmızı renk ile gösterilen 5.803,85 metrekare alanda ise tapuda tescilli iki hisse arasında kullanım yönüyle zeminde herhangi bir sınırın bulunmadığı, dava konusu taşınmazın 8.705,78 metrekare yüzölçümlü krokide (B) harfiyle gösterilen 290193/870578 hisse karşılığı 2.901,93 metrekare Hazine tarafından 18.04.2018 tarihli ve 8480 yevmiyeli işlem ile ..... Nakliye Gıda İnşaat Turizm Temizlik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adına tapuda tescil olduğu ve krokide (A) harfiyle kırmızı renk ile gösterilen alanda ise; 1/3 hisse karşılığı 2.901,93 metrekare Hazine tarafından 02.10.2018 tarihli ve ... yevmiyeli işlem ile .... oğlu ... adına tapuda tescil olduğu, 870577/2611734 hisse karşılığı 2.901,92 metrekarelik kısmın 02.10.2018 tarihli ve ... yevmiyeli işlem ile Hazine adına tapuda tescilli olduğunun göründüğü, dava dışı kişilere yapılan satışın da hisse bazında yapıldığı koordinatlı krokisinin bulunmadığı anlaşıldığı, tüm dosya kapsamında bozma ilamı doğrultusunda yapılan değerlendirme neticesinde; davacının davasının kısmen kabulüne, asli müdahiller ... ve ...'in 24.06.2019 tarihli duruşmaya katılmadıkları, duruşma tutanağının 2 numaralı ara kararı ile gelmeyen asli müdahiller ... ve ... yönünden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 150/1. maddesi uyarınca dava dosyasının taraflardan biri tarafından yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına karar verildiği, asli müdahiller ............ ve ...'in yasal süre içinde davalarını yenilemediği, her ne kadar ... tarafından yenileme dilekçesi sunulsa da dilekçenin 14.10.2019 tarihinde sunulduğu, dilekçe tarihi itibarıyla asli müdahillerin davasının işlemden kaldırılma tarihi arasında 3,5 ay bir süre geçtiğinin anlaşıldığından asli müdahiller ... ve ... yönünden davanın açılmamış sayılmasına, asli müdahiller ..., ..., ..., ...'in davası yönünden ise tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmede davacının taşınmaz üzerinde uzun süreli malik sıfatı ile zilyet olduğuna yönelik iddiasını ispatlar nitelikte hiçbir delil bulunmadığı, dinlenilen tanıkların beyanlarının birbirleriyle örtüşür nitelikteki beyanlarından anlaşılacağı üzere taşınmazın asli müdahiller ile bir ilgisinin bulunmadığı anlaşıldığından asli müdahiller ..., ..., ..., ...’in davasının reddine" gerekçesiyle asli müdahiller ... ve ... yönünden davanın açılmamış sayılmasına, asli müdahiller ..., ..., ..., ...’in davasının reddine, davacının davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dava konusu taşınmaz üzerindeki "taşınmaz ve üzerindeki tarla ... evlatları ..., ... ve .... oğlu ...'in kullanımındadır." şeklindeki şerhin iptali ile taşınmaz üzerine "taşınmaz ve üzerindeki tarlanın 01.11.2023 tarihli bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 5.803,85 metrekarelik kısmının Hazine adına kayıtlı 870577/2611734 hisse karşılığı 2.901,92 metrekarelik kısmı ile sınırlı şekilde ...’in kullanımındadır." şeklinde şerhedilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde: Eksik inceleme ile karar verildiğini, davacının davasını ispatlayamadığını, ... ve ... haklarının üçüncü kişiye devredildiğini ve bu şahsın da idareden satın alma talebinde bulunduğunu belirtilerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Asli müdahil ... temyiz dilekçesinde: Davacının zilyetliğinin 68... parsel ile sınırlı olduğunu, dava konusu parselde zilyetliği olmadığını, davacının sunduğu iddianın diğer mirasçılar tarafından da sunabileceğini, keşif ve beyanların hükme esas alınamayacağını, talep ettiğini ancak tekrar keşif yapılmadığını belirtilerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacı ve asli müdahillerin kullanım hakkının bulunup bulunmadığına ilişkindir. 1. Asli müdahil ...'in temyiz dilekçesinin incelenmesinde; 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427/1. fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesince verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz dilekçesinin süresinden sonra verilmesi hâlinde anılan Kanun’un 432. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 426/L maddesi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, asli müdahil ...'e 03.09.2025 tarihinde tebliğ edilmiş; temyiz dilekçesi ise yasal süre geçirildikten sonra 19.09.2025 tarihinde verilmiş olduğundan temyiz dilekçesinin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde ise, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle asli müdahil ...'in temyiz dilekçesinin REDDİNE, Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 02.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/6193, K. 2026/1400, T. 02.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-6193-e-2026-1400-k-7429d98b5221