Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/5985 E. 2026/2742 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5985
- Karar No
- 2026/2742
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/118 E., 2025/167 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalı vekili ve davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sonucunda, ... köyü çalışma alanında bulunan 1 20... parsel sayılı taşınmaz ham toprak vasfıyla, 1 20... parsel sayılı taşınmaz tarla vasfıyla ve 1 25... parsel sayılı taşınmaz ise hali arazi vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkili olan davacıya ait ... köyü 1 20... parselde kayıtlı taşınmazın kadastro tespiti sonucunda Hazine adına tespit ve tescil olunduğunu, yine davacıya ait 1 25... parsel sayılı taşınmazda bulunan halk arasında Öteevler ve kadastro sırasında ... mevkisi olarak bilinen 10 dönüm taşınmaz ile halk arasında Kayalıdere mevkisi olarak bilinen kadastro tespitinde ... mevkisi olarak bilinen 15 dönümlük taşınmazların kadastro tespiti sırasında Hazine adına tespit ve tescil olunduğunu, Hazine adına tespit ve tescil olunan taşınmazların çok uzun süredir müvekkilinin tasarruf ve zilyetliği altında olduğunu ve halen devam ettiğini, taşınmazlardan 1 20... parsele ilişkin Çorum 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1965 Esas ve 1966/916 Karar sayılı kararı ile davacı lehine karar verildiğini, yine dava konusu 60 sayılı parsel içerisinde bulunan 2 adet taşınmazla ilgili Çorum 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/80 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını ancak dava takip edilmeyerek açılmamış sayılmasına karar verildiğini, dava konusu 60 sayılı parselle ilgili vergi kayıtları mevcut olduğunu ve davacının tasarruf ve zilyetliğinin ispatlandığını belirterek, ...köyü 1 20... parsel ile 1 25... parsel içerisinde bulunan 10 dönüm ve 15 dönüm taşınmazların Hazine adına olan tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiş; yargılama sırasında davacı ...'ın yargılama sırasında vefat etmesi nedeniyle dava mirasçıları tarafından takip edilmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 23.11.2018 tarihli ve 2014/2079 Esas, 2017/193 Karar sayılı kararı ile, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 1 25... parsel sayılı sayılı taşınmazın (D) ve (A) harfleriyle gösterilen kısımlarının ifraz edilerek davacı ... adına tesciline, (B) ve (C) harfleriyle gösterilen kısımlar yönünden mülkiyetin davacı tarafa aidiyetinin tespitine, 1 20... parsel yönünden davanın reddine ve Mahkemenin 2003/187 Esas ve 2009/35 Karar sayılı karar ile karar verildiğinden ve bu hususta bir bozma kararı bulunmadığından yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin 23.11.2018 tarihli ve 2014/2079 Esas, 2017/193 Karar sayılı kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan)16. Hukuk Dairesinin 16.06.2021 tarihli ve 2018/826 Esas, 2021/5370 Karar sayılı ilamıyla, "... taşınmazların öncesinin orman sayılan yerlerden ve zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olup olmadığı, eğer değilse zilyetlikle kazanma şartlarının oluşup oluşmadığı konusunda araştırma yapılarak sonucuna göre hüküm kurulması ..." gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiş ve davacılar vekilinin karar düzeltme istemi de Dairemizin 15.03.3023 tarihli ve 2021/17702 Esas, 2023/1480 Karar sayılı ilamıyla reddedilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla, "... dava konusu taşınmazların orman sayılmayan alanlardan olduğu, ormanların devamı niteliğinde olmadığı, davacıların murisi ve davacılar tarafından zilyetlikle tasarruf edildiği, zilyetlikle kazanma şartlarının davacılar lehine oluştuğu ..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 1 25... parsel sayılı sayılı taşınmazın (D) ve (A) harfleriyle gösterilen kısımlarının ifraz edilerek davacı ... mirasçıları adına tapuya tesciline, (B) ve (C) harfleriyle gösterilen kısımlar yönünden mülkiyetin davacı ... mirasçıları adına aidiyetinin tespitine, 1 20... parsel yönünden davanın reddine ve Mahkemenin 17.02.2009 tarihli ve 2003/187 Esas, 2009/35 Karar sayılı karar ile karar verildiğinden ve bu hususta bir bozma kararı bulunmadığından yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporları arasında çelişki olduğunu, zilyetlik şartlarının oluşmadığını, dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu, kamulaştırılan alanda kaldığını ve bilirkişi raporlarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; kararın tescil ve aidiyete ilişkin kısımlarının onanmasının gerektiği ancak 1 20... parsel yönünden bozulmasının gerektiğini, diğer taşınmazlarla 1 20... parselin bir bütün olarak kullanıldığını ve tarımsal kullanımın ve zilyetliğin mevcut olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro öncesi nedenlere dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup, dava konusu taşınmazın niteliği itibariyle kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap edilebilecek yerlerden olup olmadığı ve davacılar lehine kazanım koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. 1. Davacılar vekilinin temyiz talebinin incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesinin 17.02.2009 tarihli ve 2003/187 Esas, 2009/35 Karar sayılı kararı ile 1 20... parsel yönünden davanın reddine karar verildiği ve bu taşınmaz açısından verilen kararın davacı tarafından temyiz edilmediği, bozma öncesi kararda da bu durumun belirtilerek 1 20... parsel yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği ve bu yönde bozma kararı olmadığından 1 20... parsel yönüden kararın davacılar bakımından kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla; İlk Derece Mahkemesinin 1 20... parsel yönünden önceki hükmünün davacılar yönünden kesinleştiği, incelemeye konu hükümle de davacı aleyhine yeni bir hukuksal durum yaratılmadığı ve davacı yönünden kesinleşen hususların yeniden temyizen incelenmesinin hukuken mümkün bulunmadığı anlaşıldığından, davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
2. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle, davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle reddi ile usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, İstek halinde peşin harcın temyiz eden davacılara iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.