Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/5809 E. 2025/7854 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5809
Karar No
2025/7854
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2019/4 E., 2020/7 K.

Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasında İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... vekalet ücretine yönelik olarak ve davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Artvin ili ... ilçesi ... köyünde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 5304 sayılı Kanun'la değişik 4. maddesi hükmüne göre yapılan kadastro çalışmalarında, 1 04... parsel sayılı 41.058.207,99 m² yüzölçümündeki taşınmaz, orman vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... dava dilekçesinde özetle; ... köyünde yapılan kadastro tespiti çalışmaları sırasında, babası ve sonrasında kendisinin zilyet ve tasarrufunda bulunup, tarla-bağ olarak kullandıkları dava dilekçesinde sınırları bildirilen taşınmazın, hatalı olarak orman vasfıyla tespit edildiğini ileri sürerek, tespit işleminin iptalini ve dava konusu taşınmaz bölümünün adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Birleştirilen .... Kadastro Mahkemesinin 2010/7 Esas sayılı dosyasında davacı ... dava dilekçesinde özetle; ... köyü .... ... mevkinde bulunup, babası tarafından 1977 yılında satın alınan ve daha sonrasında çocukları tarafından kullanılan dava dilekçesinde sınırları bildirilen taşınmazın, kadastro tespiti sırasında hatalı olarak orman vasfıyla tespit edildiğini ileri sürerek, tespit işleminin iptalini ve dava konusu taşınmaz bölümünün adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz bölümlerinin orman sayılan yer içerisinde kaldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince dava dosyalarının birleştirilmesine karar verilerek yapılan yargılama sonrasında verilen "taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu ve zilyetlik koşullarının oluştuğu gerekçesi ile" asıl davanın kabulü ile 1 04... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile Ek-1 krokide (A) harfi ile gösterilen 10.020,25 m²lik kısmın tarım arazisi vasfıyla ... adına tesciline; birleştirilen dosya açısından davanın kısmen kabulü ile 1 04... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile Ek-2 krokide (A) harfi ile gösterilen 1.789,16 m² yüzölçümlü kısmın tarım arazisi vasfıyla ...'nin yasal mirasçıları adına tesciline dair kararın, davalılar ... İdaresi ve Hazine tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 18.09.2019 tarihli ve 2016/14763 Esas, 2019/4959 Karar sayılı ilamıyla; " ... dava konusu taşınmaz bölümlerinin orman sayılmayan yerlerden olduğu ve zilyetlik koşulları oluştuğu gerekçesi davaların kabulüne karar verilmiş ise de, hükme esas alınan fen ve orman bilirkişi raporlarına ve kadastro paftasındaki konumuna göre asıl davanın kabulüne karar verilen ve Ek-1 krokide (A) ile gösterilen 10.020,25 m²lik yerin dört tarafının 1 04... sayılı orman parseli ile çevrili olduğu; birleştirilen davada hükme esas alınan fen ve orman bilirkişi raporlarına göre asıl davanın kabulüne karar verilen ve Ek-2 krokide (A) harfi ile gösterilen 1789,16 m²lik yerin dört tarafının 1 04... nolu orman parseli ile çevrili olduğu, her ne kadar 20.05.2015 tarihli ek orman bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazların mezra yolu ile köy yoluna bağlantıları bulunduğu dolayısıyla orman içi açıklık niteliği taşımadığı belirlenmişse de yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli olmadığı açıklanarak, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazların, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayıldıkları, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıkların kazanılamayacağı, dava konusu taşınmazların memleket haritasında açık alanda gözükmesinin bu olguyu değiştirmeyeceği, etrafı ormanla çevrili olan taşınmazların, özel mülke dönüşüp tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı, bu tür yerlerin zilyetlik yolu ile kazanılamayacağı ve özel mülk olarak tescil edilemeyeceğine işaret edildikten sonra, İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazların özel mülke dönüşmesini sağlayacak biçimde davanın kabulüne ve kişiler lehine tescili yolunda hüküm kurulmasının usul ve kanuna aykırı olduğu ..." gereğine değinilerek, bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; " dava konusu taşınmaz bölümlerinin öncesi itibarıyla ve halen orman içi açıklık sayılan yerlerden olup, dolayısıyla zilyetlikle iktisap edilebilecek yerlerden olmadığı, bu itibarla davacı taraf yararına 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde yazılı zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleşmediği" gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından asıl davada esasa yönelik, davalı ... İdaresi vekili tarafından asıl ve birleşen davalarda vekalet ücretine yönelik olarak temyiz edilmiştir. 1. Asıl davada davacı ...'nin temyiz itirazları yönünden; her ne kadar birleşen davada davacı ... adına yapılan usulsüz tebligat nedeniyle Dairemizce verilen geri çevirme kararı sonrasında, dosya içerisinde birleşen dava dosyası bulunmaksızın temyiz incelemesi yapılmak üzere eldeki dosya Dairemize geri gönderilmemiş ise de, birleşen davada davacı ...'ye İlk Derece Mahkemesi gerekçeli kararının geri çevirme kararı sonrasında usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine karşın, davacı ...'nin aleyhine olan kararı temyiz etmemiş olması gözetilerek yapılan temyiz incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asıl davada davacı ...'nin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davalı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazlarına gelince; asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı reddine karar verildiğine göre, kendini vekil ile temsil ettiren davalı ... İdaresi lehine karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu yönde hiç hüküm kurulmaması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki; bu yanlışlıkların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun'un 438. maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kamu düzeni kuralları da gözetilmek suretiyle düzeltilerek onanması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı ...'nin temyiz itirazlarının REDDİNE, Davalı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kamu düzenine ilişkin kurallar da gözetilerek kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (A) harfli bölümünün 3 numaralı bendinden sonra gelmek üzere "4-Karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca 3.400,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'den alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalı ... İdaresine verilmesine..." cümlesinin; hüküm fıkrasının (B) harfli bölümünün 4 numaralı bendinden sonra gelmek üzere "5-Karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca 3.400,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'den alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalı ... İdaresine verilmesine..." cümlesinin yazılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 25.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/5809, K. 2025/7854, T. 25.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-5809-e-2025-7854-k-1e50228c23a6