Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/5774 E. 2025/7728 K. – Kadastro Tespiti
Konu: Kadastro Tespitine İtiraz
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5774
- Karar No
- 2025/7728
- Karar Tarihi
- Konu
- Kadastro Tespitine İtiraz
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2013/48 E., 2021/3 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, duruşma yapılması suretiyle davacı ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları, ... ve arkadaşları ile duruşmasız olarak davacı ... ve arkadaşları ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 25.02.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden ... ve arkadaşları vekili Avukat ..., ... vekili Avukat ... ve karşı taraftan Hazine vekili Avukat.... geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; işin esası incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 27.02.2025 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgelerin incelenmesi sonucu görülen eksikliklerin ikmali için dosyanın Mahkemesine iadesine karar verilmesini takiben eksiklikler tamamlanmış olmakla; dosya yeniden incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, Kars ili .... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 03... ve 2 parsel sayılı taşınmazlar Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava konusu olduklarından söz edilerek malik haneleri ve yüzölçümleri açık bırakılmak suretiyle 1998 tarihinde tespit edilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesinde davacı ... tarafından tapu kaydına dayanılarak .... Köyü Tüzel Kişiliği aleyhine açılmış olan (ve dayanak kaydın paydaşları olduklarından bahisle ... vs dahil edildiği) elatmanın önlenmesi davası Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. ... tapu kaydı ile irsen intikale dayanarak davaya katılmıştır. İlk Derece Mahkemesince, 21.12.2001 tarihli ve 1999/2 04... /19 Karar sayılı kararıyla; davacı ... ile bir kısım dahili davacı ... ile ..., ... ve ...'ün davalarının kısmen kabulüne, dahili davacılar... ve arkadaşları ile katılan ...'ün davalarının reddine, dava konusu 1 03... parselin 1.138,872 metrekare yüzölçümü ile davacı ... ile bir kısım dahili davacılar ... adına tapuya tesciline, aynı ada 2 parselin ise 3.043,370 metrekare yüzölçümü ile mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmesi, hüküm, davacı ..., bir kısım dahili davacılar.... ve arkadaşları ve ... ile davalı köy tüzel kişiliği tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 20.10.2004 tarihli ve 2004/50 51... /11076 Karar sayılı ilamıyla; ''...Dava dilekçesindeki ileri sürülüşe, savunmaya ve tespit nedenlerine göre uyuşmazlık , dayanak tapu kaydının kapsamının tayininde ve taşınmazların mer'a olup olmadığı yönünde toplanmakta olduğu, tapu kaydının Digor Asliye hukuk Mahkemesi'nin 12.02.19 46... /46-31 Esas ve Karar sayılı tescil ilamları ve krokisine dayalı olarak oluşturulduğu, ilamın ve ona göre oluşturulan tapu kaydının ilamın tarafı olan Hazineyi bağlayacağının kuşkusuz olduğu, üzerinde durulacak hususun tapu kapsamının belirlenmesi olduğu, dava ve tespit tarihinde yürürlükte bulunan 3402 s. Kadastro Kanunu'nun 20/A maddesinde kayıt ve belgelerin harita, plan ve krokiye dayanmaları ve bunların da yerlerine uygulanmasının mümkün bulunduğu durumlarda kaydın kapsamının harita, plan ve krokideki sınırlar esas alınarak belirleneceğinin öngörüldüğü, hükme dayanak fen bilirkişi raporunun yasadaki tanımlamalara uygun olmadığı, tescil krokisinin kenar uzunluklarını içermesi ve ölçekli olması nedeni ile uygulama kabiliyetinden yoksun olduğunu düşünmenin mümkün olmadığı üçlü fen bilirkişisi tarafından düzenlenen ve kayıt kapsamını gösteren haritanın tescil krokisindeki sınırları aynen aksettirdiğinin söylenemeyeceği, tescil krokisinde gösterilen mağaralar, büyük pınar, harabeler gibi malum ve belirli sınırlar hükme esas alınan krokide gösterilmediği, aynı şekilde bu tescil krokisinde yazılı ....'den geen dere, ayı deresi tepesi, eski harabelerin bulunduğu yerlerin de keza krokide belirtilmediği, özellikle sallık sırtları ve çevirme tepesinin bulunduğu yerlerin de gözönünde bulundurulmadığı, her nekadar tescil ilamında ve tapuda taşınmazın güney sınır ''Kozluca '' sınırı olarak yazılı ise de ölçekli tescil krokisinden açıkça görüleceği üzre tescile konu edilen yer kozluca hududuna sınır teşkil etmemektedir. Ondan önce sallık sırtları ve çevirme tepesi bulunmaktadır.Kayda Kadastro Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca kapsam tayini gerektiğine göre tescil krokisindeki ölçeğin ve kenar uzunluklarının ve büyükpınar ve mağaralar gibi maruf yerlerin esas alınması zorunludur.Kayda kapsam tayininde esas olan harita ve krokidir. Bu bakımdan davacıların tapu kayıtlarının kozluca sınırına kadar dayandıkları yönündeki iddialarına değer verme olanağı yoktur. Tescil krokisindeki kenar uzunluklarında düzenlendiği tarihteki teknik imkanlar gözetildiğinde hesap yada ölçüm hatası yapılması mümkündür. Nitekim hükme esas alınan raporda bu hususa değinilmiştir. Mahkemece açıklanan yönler gözetilmeksizin yeterli olmayan bilirkişi raporu ve krokisi esas alınarak karar verilmiş olması doğru değildir. O halde; sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için önceki keşiflerde dinlenen taraf tanıkları ile yerel bilirkişilere ve tüm tespit bilirkişileri eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak dayanılan tapu kaydı taşınmazları ve öncesini iyi bilen elverdiğince yaşlı ve yansız kişilerden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla tapu kaydı gereği gibi yerine uygulanmalı tescil krokisinde yazılı sınır yerleri (güneydeki sallık sırtları, mağaralar, büyükpınar, doğudaki sıra taşlar, kuzeydeki türk söğütlüden görhaneye giden yol, eski harabeler, köprü yada menfes, cindi'den gelen dere ve ayı deresi tepesi) bilirkişilere arazi üzerinde gösterilip fen bilirkişilerince düzenlenen krokiye aksettirilmeli, bilirkişilerce bilinmeyen sınırlar olduğunda tanıkların bilgisine başvurulmalı, yazılı sınırlara ve ölçeğine göre kayıt kapsamında kalan taşınmazın kozluca hududuna dayanmayacağı yada sınır teşkil etmeyeceğinin göz önünde bulundurulması, bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazların kadim ve geleneksel şekilde kullanılan mera olup olmadıkları, değilse kimlerin hangi tarihten beri ne şekilde zilyet ettikleri olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanması gerektiği, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, böylesine geniş bir arazinin tapu tesis tarihinde ve sonrasında hangi imkanlara dayalı olarak zilyet olunduğu değerlendirmede dikkate alınmalı, Asliye Hukuk Mahkemesinin kesinleşen 1975/58 -1978/47 Esas Karar sayılı dava dosyaları da keza delillerin değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulmalı, uyuşmazlığın 3402 sayılı Kadastro Kanunun 30/2 maddesi uyarınca çözümlenmesi gerekir nitelik arz ettiği de dikkate alınarak delillerin resen toplanması gerektiği, taşınmazları dıştan çevreleyen komşu parsellerin tutanakları ve dayanak kayıtları getirtilerek taşınmazlar yönünü ne şekilde sınır okuduklarına bakılmalı, gerektiğinde veraset ilamıyla getirtilen tapu kayıt ve intikaller üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak paydaş ve pay oranlarını gösterir rapor alınmalı üçlü fen bilirkişisinden tescil krokisindeki mevcut sınırlar gözetilerek tapu kayıt kapsamını yansıtır ve de uygulamayı izlemeye olanak verecek biçimde gerekçeli rapor düzenlettirilmesi gerektiği...'' belirtilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; dayanak tapu kaydının dava konusu 1 03... parsel sayılı taşınmazın tamamını ve diğer dava konusu 1 03... parsel sayılı taşınmaz içerisinde fen bilirkişileri...,...,ve... tarafından hazırlanan 20.11.2020 havale tarihli fen bilirkişi kurulu raporunda (B1) harfi ile gösterilen 862.785,82 m²lik kısmı kapsadığı, 1 03... parsel içerisinde sırasıyla (A1), (A2), (B2) ve (B3) harfleri ile gösterilen 24.611,15 m², 26.529,58 m², 1.635.857,82 m² ve 1.561.670,63 m²lik kısımları kapsamadığı, dava konusu konusu olan ve tapu kapsamında kalmadığı kanaatine varılan (A1), (A2), (B2) ve (B3) harfleri ile gösterilen kısımların mera olduğu, zira tüm dosya kapsamında ve hükme esas 02.10.2019 tarihli keşifte alınan beyanlar kapsamında evveliyatlarının mera olduğu, alınan ziraatçi bilirkişi kurulu raporunda özetle A1 ve A2 harfleri ile gösterilen kısımların her ne kadar keşif tarihi itibariyle tarla olarak kullanılsa da hava fotoğraflarında görülen zaman içerisindeki genişleme ve kullanım farklılığı, kalan mera arazisi kısmı ile aralarında sabit ayırıcı bir sınır içermemesi karşısında meradan açılma yerler olduğuna dair rapor içeriği, yine (B2) ve (B3) harfleri ile gösterilen kısımların da ayrıntısı rapor içeriğinde ve özet kısmında açıklandığı gerekçeler kapsamında mera vasıflı olduğuna yönelik raporu, bozma ilamında da açıkça belirtilen Digor Asliye Hukuk Mahkemesinin 1975/58 Esas ve 1978/47 Karar sayılı onama üzerine kesinleşen dava dosyası içerisinde bulunan bilgi ve belgeler, karar içeriği incelendiğinde "....Yaylası'' nın 17.04.1945 tarihli ve 190 sayılı Kars İl .... Heyeti Kararı ile ... köyü'nden alınarak ... köyü'ne mera olarak tahsis edildiği, 02.10.2019 tarihli keşfinde dava konusu dıştan çevrelen bir kısım taşınmaz olan komşu 1 02... , 3 ve 4 parsellerin revizyon kaydı olan cilt 51, sayfa 51, sıra 89 tapu kaydının dava konusu taşınmazları hududu okuyan güney hududunda belirtilen güllüce çimlik yaylası hududu okunarak sorulduğunda dava konusu taşınmazların bulunduğu alanın güllüce olarak bilindiğinin beyan edildiği burada yaylalar bulunduğu gibi esas itibariyle davacılara ait tapulu arazilerde vardır, bu yönü ile doğru hudut okumakta olduğu hususunun belirtilmesi karşısında söz konusu alanların mera olduğu kanaatine varıldığı, dava konusu taşınmazları dıştan çevreleyen komşu taşınmazlara ait dayanak belgeleri de dahil olacak şekilde tüm kayıtların getirtilerek keşifte uygulandığı, komşu 1 02... , 3 ve 4 parsellere revizyon gören tapu kaydının dava konusu taşınmazın kuzeyinde bulunduğu ve güney hududunu yani dava konusu taşınmazlar yönünü ''güllüce çimlik yaylası'' olarak okuduğu, bilirkişilerce de bu isimle alındığı, tapu kaydı uygulaması noktasında taşınmazın kuzey hududunun belirlenmesinde bir ihtilaf bulunmadığının görüldüğü, komşu 1 04... , 54, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 86, 89, 90, 91... parselere revizyon gören dayanak kayıtların ise dava konusu taşınmazlar yönünü araba yolu olarak okuduğu, bu yolun da tescil krokisinde .....'den gelen yol olarak görülen kısım olduğunun anlaşıldığı, diğer komşu taşınmazların yada arazi kısımlarının da senetsizden tespit gördüğü ya da tescil harici yerler olduğu görüldüğünden uygulama yapılamadığı, asli müdahil ...'ün davası yönünden ise mirasbırakanı... oğlu ...'ün dava tarihinden önce tapu kaydındaki haklarını resmi olarak ...'ya devrettiği, bu kapsamda gerek kendisinin gerekse de mirasbırakanının herhangi bir hakka sahip olmadığının anlaşıldığı, ... ve ... isimli şahısların her ne kadar ilgili dosyada taraf sıfatına sahip olmasa da dayanak tapu kaydında pay sahibi oldukları anlaşıldığından ve ilgili dosyanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 30/2 maddesi gereği görülen dava dosyası olması karşısında tapudaki pay oranları dahilinde haklarında hüküm kurulması gerektiği gerekçeleriyle, davacı ... tarafından açılan davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, dahili davacılar...., ..., ..., ..., ..., .... ..., ..., ..., ... tarafından açılan davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, dahili davacı ... (....) .... tarafından açılan davanın esastan reddine, dava konusu Kars ili .... ilçesi .... köyü 1 03... parsel numarası ile sınırlandırılan taşınmazın malik hanesi ve yüzölçümü boş/davalı bırakıldığından 3402 sayılı Kanun'un 30/2 maddesi gereği çayır ve otlakiye vasfıyla gerçek yüzölçümü olduğu belirlenen 31.477,25 m² yüzölçümüyle hüküm yerinde gösterilen payları oranında, gerçek hak sahibi oldukları belirlenen tapu malikleri/mirasçıları adlarına olacak şekilde malik hanesinin doldurulmak suretiyle tapuya tesciline, 1 03... parsel numarası ile sınırlandırılan taşınmazda fen bilirkişileri ...,... ve..... tarafından hazırlanan 20.11.2020 havale tarihli fen bilirkişi kurulu raporunda (B1) harfi ile gösterilen 862.785,82 m² kısmın ifrazı ile aynı adanın son parsel numarası verilmek suretiyle 3402 sayılı Kanun'un 30/2 maddesi gereği çayır ve otlakiye vasfıyla gerçek yüzölçümü olduğu belirlenen 862.785,82 m² yüzölçümüyle hüküm yerinde gösterilen payları oranında gerçek hak sahibi oldukları belirlenen tapu malikleri/mirasçıları adlarına olacak şekilde malik hanesinin doldurulmak suretiyle tapuya tesciline, (hükümde taşınmazların ada numarası 101 olarak yazılmış olup, tashih kararıyla 103 ada olarak düzeltilmiştir.) 1 03... parsel numarası ile sınırlandırılan taşınmazdan aynı tarihli raporda (B1) harfi ile gösterilen 862.785,82 m²lik kısmın ifrazı sonucu taşınmazın kalan kısmı ile arasında fiili irtibat kalmadığı anlaşılan sırasıyla (A1) ve (A2) harfleri ile gösterilen 24.611,15 m² ve 26.529,58 m²lik kısımların toplamda 51.140,73 m² ve bir bütün olacak şekilde aynı adanın son parsel numarası verilmek suretiyle 3402 sayılı Kanun'un 30/2 maddesi gereği gerçek hak sahibi oldukları belirlenen Hazine adına mera vasfıyla özel siciline kaydına, 1 03... parsel numarası ile sınırlandırılan taşınmazdan aynı tarihli raporda sırasıyla (B2) ve (B3) harfleri ile gösterilen 1.635.857,82 m² ve 1.561.670,63 m²lik kısımların toplamda 3.197.528,45 m² ve bir bütün olacak şekilde aynı ada ve parsel numarası altında malik hanesi ve yüzölçümü boş/davalı bırakıldığından 3402 sayılı Kanun'un 30/2 maddesi gereği gerçek hak sahibi oldukları belirlenen Hazine adına mera vasfıyla özel siciline kaydına karar verilmiş; hüküm, davacı ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları, ... ve arkadaşları, davacı ... ve arkadaşları ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin 2. fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin 2. fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar, usul ve kanuna uygun olup tarafların temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 556,10 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 22.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.