Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/5377 E. 2025/7358 K. – Kadastro Tespiti

Konu: Kadastro Tespitine İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5377
Karar No
2025/7358
Karar Tarihi
Konu
Kadastro Tespitine İtiraz

MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/277 E., 2025/497 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Tunceli Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/8 E., 2021/14 K.

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurusunun kabulü ile davanın hukuki yarar yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmiş, davacı vekilinin temyiz başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince 18.09.2025 tarihli ek kararla yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince verilen ek karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Tunceli ili .... ilçesi ..... Mahallesi çalışma alanında 1986 yılında yapılan kadastro sırasında, 1 87... parsel sayılı ve 2.539,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle susuz tarla vasfıyla .... kızı ... adına tespiti yapılmış, açılan dava sonucunda Tunceli Asliye Hukuk Mahkemesinin 1991/122 Esas ve 2023/191 Karar sayılı kararı ile taşınmaz orman vasfıyla ... adına tescil edilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; Tunceli ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan 1 87... numaralı parselin kadastro çalışması sırasında adlarına tespit ve tescil edildiğini ancak yapılan itiraz sonucu Asliye Hukuk Mahkemesinin 1991/122 Esas ve 2003/191 Karar sayılı kararı ile taşınmazın orman vasfında olduğu gerekçesiyle tapu kaydının iptali ile taşınmazın Hazine adına tesciline karar verildiğini, 25.07.20 12... .05.2016 tarihlerinde taşınmazın 2/B kapsamında taraflarına satışının yapılması için başvuruda bulunduklarını ancak orman kadastrosu çalışmalarının henüz yapılmadığı gerekçesiyle işlem yapılmadığını, 114 nolu Orman Kadastro Komisyonu Başkanlığı tarafından 17.06.2020 tarihinde askıya çıkan kararında taşınmazın orman vasfından çıkarılmasına, Hazineye devrine ve fiili zilyet olduğu gerekçesiyle başka kişiler adına yer verildiğini, taşınmazın dedesi tarafından kendisine intikal ettiğini, arsa vasfında olduğunu belirterek, taşınmazın adlarına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. 3. Davacı dahili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazla ilgili ..., ... ve....'ın fiili kullanıcı olarak gösterildiğine ilişkin kadastro tutanağının iptali ile taşınmazın tamamının adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, taşınmazın özel mülkiyete konu olmadığını, zilyetlikle kazanılması mümkün olmayan yerlerden olması nedeniyle orman vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, dava konusu taşınmazın esas değerinin eksik gösterildiğini, gerçek değerinin tespiti ile harç eksikliğinin giderilmesinin gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; davacının dava konusu taşınmazda imar ihyasının olmadığını, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, davacının bu davayı açmasında hukuki yararının olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. 3. Dahili davalılar cevap dilekçelerinde; dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmeyen tarafın sonradan davaya dahil edilemeyeceğini, davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiğini, dava konusu taşınmaza yönelik olarak davacıya eski tarihlerde verilen tapu belgesinin Tunceli Asliye Hukuk Mahkemesinin 1991/122 Esas ve 2003/191 Karar sayılı dosyası ile iptal edilerek kesinleştiğini, davacının aynı taşınmaza yönelik dava açmasının kesin hükme aykırı olduğunu, taşınmazın kendilerine babalarından intikal ettiğini, vergilerini yatırdıklarını, davacının dava dilekçesindeki talebi ile ön inceleme duruşmasındaki taleplerinin birbirinden farklı olduğunu, talebini değiştirmesinin mümkün olmadığını, taşınmazın Hazineye ait olduğunu, davacının taşınmazı kullanmadığını ve şehir dışında yaşadığını kabul ettiğini belirterek, davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "taraf beyanları, ibraz edilen deliller; celp olunan kadastro tutanakları, tapu kayıtları, memleket haritaları; amenajman planları, hava fotoğrafları; mahallinde yapılan keşif; keşif mahallinde dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanları, davaya konu taşınmaz ve komşu taşınmazların gözlemlenen eylemli durumları, alınan teknik bilirkişi raporlar kül halinde kıymetlendirildiğinde; davacının dava konusu taşınmazın fiili kullanıcısı olduğunu somut bir şekilde ispatlayamadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davacının 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca bölgede yapılan kadastro çalışmalarında dava konusu taşınmazın orman sınırları dışına çıkarıldığı, ancak kullanım kadastrosu ve güncellemeye ilişkin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Ek-4. maddesi gereği bir çalışma da yapılmadığının anlaşılmış olması karşısında 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı 31.08.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (3302 sayılı Kanun) ile Değişik 2/B maddesi uygulaması ile orman sınırları dışına çıkartılan herhangi bir taşınmazın kimin kullanımında olduğunun orman kadastro tutanaklarına yazılmasının bir hakkın doğumuna ya da kaybına yol açmayacağı, dava konusu taşınmazda 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Ek-4 üncü maddesine göre kullanım kadastrosu yapılmadığı tartışmasız olduğundan, bu aşamada davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı aşikar olup, davanın hukuki yarar bulunmadığından reddine karar verilmesi gerekirken, davanın esastan reddine karar verilmesi isabetsizdir. Ancak bu hususların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, 6100 sayılı Kanunu'nun 353/(1)-b.2 maddesi uyarınca yeniden davanın esasına ilişkin yeniden hüküm kurmak suretiyle davacının davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesinin 18.09.2025 tarihli ek kararıyla davacılar vekili tarafından tebligat ve posta masrafları yatırılmadığından temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin ek kararına karşı davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Davacılar vekili temyiz başvuru dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz süresi beklenmeksizin 05.08.2025 tarihinde bozulması talebiyle temyiz edildiğini, aynı gün temyiz karar harcı (maktu) ve temyiz yoluna başvuru harcı olan 3.649,10 TL'nin ve 500,00 TL gider avansının dosyasına yatırıldığını, gider avansının eksik olduğuna dair muhtıranın 06.08.2025 tarihinde tebliğ edildiğini ancak gereğinin yerine getirilmediğinin anlaşıldığını, dosya aşamalarının devamlı takip edilmesine rağmen, Uyap Sistemine en son "Kapalı E Tebliğ" şeklinde işlendiği için bunun muhtıraya ait tebliğ olduğunun fark edilmediğini, dosyanın henüz Yargıtay'a gönderilmemesi nedeninin takibinin yapıldığını ancak kalem tarafından eksik harçtan bahsedilmeyerek, tebligatların dönüşünün beklendiğinin söylendiğini, sonrasında ise eksik avans nedeniyle temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verildiğinin söylendiğini, kendilerine böyle bir kararın tebliğ edilmediğini, talep edilen gider avansının yatırılmasından sonra kararın Uyap'a yüklendiğini ve taraflarına tebliğ edildiğini, temyiz talebinden vazgeçme iradeleri olmadığını, dosya harç ve masraflarının süresinde yatırıldığını, yanılma, hata nedeniyle muhtıra ile talep edilen ek avansın süresinde yatırılmadığını, ek kararın tebliğ tarihi itibarıyla bu eksik avansında dosyasına yatırıldığını belirterek, ek kararın ortadan kaldırılması ile esas kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi ek kararındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen ek karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi ek kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacılardan alınan 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/5377, K. 2025/7358, T. 08.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-5377-e-2025-7358-k-8e08d0b7fd0c