Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/4375 E. 2026/2488 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4375
Karar No
2026/2488
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2024/65 E., 2025/86 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Mahallesi çalışma alanında 2021 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 Sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sırasında, 5 28... parsel sayılı 8.301,96 metrekare yüzölçümlü taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, tarla niteliğinde, Hazine adına tespit edilmiş ve kadastro tutanağının edinme sebebi sütununda, ilk tesis kadastrosunun 1965 yılında yapıldığı, 6831 sayılı Kanuna göre hazırlanan orman tahdit haritasının 1965 yılında kesinleştiği, ilk tesis kadastrosu çalışmalarında da bu yerin orman tahdit hattının dışında kalan yerde kaldığı, ilk tesis kadastrosu çalışmalarında bu yerin hiç kimsenin kullanımında olmayan yerlerden olduğu ve ...'nın 20 yılı aşkın bir zamandan beri nizasız ve fasılasız zilyet ve tasarrufunda bulunduğu belirtilmiş ve kadastro tutanağının beyanlar hanesine "İşbu parsel üzerindeki zeytin ağaçları ...ya aittir." şerhi verilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; ... Mahallesi 5 28... parsel sayılı taşınmazda 3402 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesi kapsamında Hazine adına tespit yapıldığını, bu yerin 20 yılı aşkın zamandır nizasız ve fasılasız olarak malik sıfatıyla müvekkili olan davacının zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu, taşınmaz için davacı lehine tespiti gereken kazandırıcı zamanaşımına dayalı imar ve ihya şartlarının oluştuğunu, bu kapsamda kadastro tespitinin Kadastro Kanunu 14... . maddeleri gereğince davacı adına yapılması gerektiğini belirtilerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın davacı adına tapuya tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın öncelikle hak düşürücü süre ve görev yönünden reddini, keşifte belirlenecek dava değeri üzerinden eksik harcın tamamlatılmasını, davanın reddi halinde bu değer üzerinden vekalet ücreti takdir edilmesini, dava konusu taşınmazın kullanıldığına ilişkin tespit tutanağına, ecrimisile ve taşınmaza ilişkin herhangi bir vergi ödendiğine dair bilgi ve belgeye rastlanmadığını ve dava konusu taşınmazın davacı adına tescili için gereken kanuni şartların hiçbirinin sübuta ermediğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi 18.05.2022 tarihli ve 2021/4 20... /98 Karar sayılı kararıyla, ''3402 sayılı Kadastro Kanun'nun 14, 17 ve geçici 8. maddesi kapsamında bir yerin imar ve ihya ile kazanılması için taşınmazın emek ve para sarf edilerek tarım arazisi hâline getirilmesinin gerekli olduğu, keşifte dinlenen yöreyi iyi bilen, yaşlı, tarafsız mahalli bilirkişi ile bir kısım tanık beyanlarının birbirleriyle uyumlu olduğu, ilk tesis kadastrosunun yapıldığı 1965 yılında hiçbir belirtme yapılmaksızın tescil harici bırakıldığı, dava konusu parseller ile tapulu 402 parselle bir bütün halinde davacının babası muris ... tarafından kullanıldığı, hayattayken kızına sattığı, taşınmazın imar ihyasının 1940-1950 yıllarında başlandığı 1990'lı yılların ikinci yarısında tamamlandığı, etrafında 40-50 yıllık taş duvar olduğu, eğim, toprak yapısı ve bitki deseni yönlerinden komşu taşınmazlarla karşılaştırıldığında benzer özellikler gösterdiği, davacının ekonomik amaca uygun iktisap sağlayıcı nitelikte ve de yasada öngörülen süreye ilişkin zilyetlikten söz etme olanağının bulunduğu, davacı yararına TMK'nun 713/1 ile 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14... . maddelerinde belirtilen mülkiyeti kazanım koşullarının oluştuğu'' gerekçesiyle davanın kabulüne, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın 8.301,96 metrekare yüzölçümüyle tarla vasfıyla davacı ... ...adına tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda belirtilen 18.05.2022 tarihli ve 2021/4 20... /98 Karar sayılı kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesin 23.11.2023 tarihli ve 2022/1507 Esas, 2023/1602 Karar sayılı kararıyla, ''dava konusu edilen taşınmazın, davacı ve murisleri tarafından tespit tarihinden geriye doğru 20 yıldan fazla zamandır tarım arazisi olarak nizasız fasılasız malik sıfatıyla kullanıldığı ve davacı lehine 3402 sayılı yasanın 14. ve 17. maddelerinde belirtilen mülkiyet edinme şartlarının gerçekleştiği'' gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 23.11.2023 tarihli ve 2022/1507 Esas, 2023/1602 Karar sayılı kararının davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 17.09.2024 tarihli 2024/1366 Esas, 2024/4984 Karar sayılı ilamıyla; ''tespit tarihinden 15-20-25 yıl (ayrıca taşınmazın kullanımsız olarak tespit harici bırakıldığı 1965 yılı öncesi) öncesine (bulunmadığı takdirde bu tarihlere en yakın tarihlere) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, taşınmazın bulunduğu köy ile komşu köylerden yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, tespit bilirkişileri, taraf tanıklarıyla teknik bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi ve 3 kişilik ziraat mühendisleri kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılması ve yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından, ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldığı, taşınmazların öncesinin kadim mera olup olmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması, beyanlar arasındaki çelişkilerin gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmesi; üç kişilik ziraat mühendisleri kurulundan, taşınmazın dava konusu kısımlarının tarımsal niteliğini bildirir, biçimde, toprak yapısını, eğimini, bitki deseni ve diğer yönlerden mera vasfında olup olmadıklarını, dava konusu kısımların mera parsellerinden nasıl ayrıldığını, zirai durumunu, taşınmazın üzerindeki zeytin ağaçlarının deliceden aşı olup olmadığını, eğer deliceden aşılama ise aşı yaşlarının nu olduğunu ve üzerinde sürdürülen zilyetlik mevcut ise zilyetliğin şeklini ve süresini açıklayan, taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisine hava fotoğrafları üzerinde stereoskopik inceleme yaptırılarak, dava konusu taşınmazların önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğunu, arazinin ekonomik amaca uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmadığını, kullanımın hangi tarihten itibaren olduğunu, kullanım sınırlarının oluşup oluşmadığını, çekişmeli taşınmaz ile dava dışı 402 parseli çevreleyen taş duvarın hangi tarihten beri mevcut olduğunu, imar-ihyaları tamamlanmış ise hangi tarihte tamamlandığını ve üzerlerinde sürdürülen zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü belirtir şekilde rapor alınması ve dava konusu taşınmazların konumunun hava fotoğrafları üzerinde gösterilmesinin istenmesi, teknik bilirkişisine, keşif ve uygulamayı denetlemeye elverişli, ayrıntılı rapor ve harita düzenlettirilmesi, dava konusu bölümlerin öncesinin kadim mera olduğunun anlaşılması halinde meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukukça değer taşımayacağının düşünülmesi ve bundan sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi, dosya arasında belediye tarafından gönderilen yazı cevabında taşınmazın 1/25.000 ölçekli nazım imar planında önemli doğa alanı içinde kısmen tarım alanı kısmen de orman alanı içinde bulunduğu bildirilmiş ise de hangi yılda imar planı kapsamına alındığı bildirilmediğinden, dava konusu taşınmazın mera olmadığı kanaatine varılır ise, imar planı tarihinin belediyeden sorulması ve zilyetlikle edinme koşullarının imar planı kapsamına alındığı tarih itibari ile değerlendirilmesi gerektiğinin dikkate alınması'' gereğine değinilerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, ''3402 sayılı Kadastro Kanun'u 14, 17 ve geçici 8. maddesi kapsamında bir yerin imar ve ihya ile kazanılması için taşınmazın emek ve para sarf edilerek tarım arazisi hâline getirilmesi gerekli olup keşifte dinlenen yöreyi iyi bilen, yaşlı, tarafsız mahalli bilirkişiyle bir kısım tanık beyanlarının birbirleriyle uyumlu olduğu, ilk tesis kadastrosunun yapıldığı 1965 yılında hiçbir belirtme yapılmaksızın tescil harici bırakıldığı, dava konusu parselleriyle tapulu 402 parselle bir bütün halinde davacının babası muris ... tarafından kullanıldığı, hayattayken kızına sattığı, taşınmazın imar ihyasının 1940-1950 yıllarında başlandığı 1990'lı yılların ikinci yarısında tamamlandığı, etrafında 40-50 yıllık taş duvar olduğu, eğim, toprak yapısı ve bitki deseni yönlerinden komşu taşınmazlarla karşılaştırıldığında benzer özellikler gösterdiği, bozma öncesi alınan bilirkişi raporundaki mera haritasıyla dava konusu taşınmazın doğru olarak çakıştırıldığı, 19.03.20 18... yevmiye numarasıyla tapuya tescili yapılmış olan 5 28... parsel numaralı 519.705,95 metrekare yüzölçüm ve mera vasıflı taşınmaza ait sayısal koordinatlı tescil haritası uygulandığında bilirkişi raporunun 11 numaralı ekinde yer alan harita üzerinde açık mavi renkle boyalı olarak gösterilen kısmın mera parseli olduğu, dava konusu parselin tescilli mera parselinin sınırları dışında kaldığı, dava konusu taşınmazın mera olmadığı, davacının ekonomik amaca uygun iktisap sağlayıcı nitelikte ve de yasada öngörülen süreye ilişkin zilyetlikten söz etme olanağının bulunduğu, davacı yararına TMK'nun 713/1 ile 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14... . maddelerinde belirtilen mülkiyeti kazanım koşullarının oluştuğu '' gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; davanın kabulüne ilişkin verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, davanın niteliği gereğince dava konusu taşınmazın geçmişteki niteliğinin ne olduğu, imar ve ihya çalışmalarının hangi tarihte başladığı, imar ihyasının ne tür masraf ve emek harcanmak suretiyle kim tarafından hangi tarihte tamamlandığı, zilyetliğin ne şekilde sürdürüldüğü ve süresi, imar ihya faaliyetlerinin tamamlanmasının ardından, yapılan kadastro tespit tarihi itibariyle 20 yıllık aralıksız malik sıfatıyla zilyetlik süresinin dolup dolmadığı, buna göre imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle taşınmaz edinme koşullarının davacı lehine oluşup oluşmadığı hususları tereddüte yer vermeyecek şekilde tespit edilemediğini, dava konusu taşınmazın komşu 5 28... mera parseliyle toprak yapısı itibariyle benzerlik gösterdiği ifade edilmişse de arazi kullanım durumu bakımından farklılık gösterdiğinin belirtildiği, bu ifadelerin varsayıma dayalı ve bilimsel gerçeklikten uzak tespitler olduğunu, kadim mera niteliğine dair yapılan incelemenin yeterli olmadığını, taşınmazın orman rejimi karşısındaki niteligi, imar ihya ve kazandırıcı zamanasımı zilyetliğiyle belgesizden taşınmaz iktisabı koşulları yönünden yeterli arastırma, inceleme ve uygulama yapılmadan karar verilebilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu tasınmazın nazım ve/veya uygulama imar planına alınıp alınmadıgı, alınmış ise ilk olarak hangi tarihte onaylanıp kesinlesen nazım veya uygulama imar planına alındığı hususu Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığından araştırma yapılmadan, bu konuda keşfe katılan teknik bilirkisi heyetinden açıklama istenmeden; dava konusu taşınmazın bulundugu bölgede orman kadastrosu, 6831 sayılı Kanun' un 2. Madde ve 2/B maddesi uygulaması, aplikasyon çalışması yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa kesinleşme tarihleri sorulmadan ve bu çalışmalara ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının tutanakları, askı ilan tutanakları ile, tasınmazın bulundugu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit haritası ve diğer çalışmalara dair harita örnekleri ve tüm amenajman planları eksiksiz olarak ilgili Orman İdaresinden getirtilmeden, bu konuda kesfe katılan teknik bilirkisi heyetinden açıklama istenmeden; Kadastro Müdürlüğünden dava konusu yerin ilk tapulama çalısmalarında hangi niteliğiyle tespit harici bırakıldığı hususu sorulup araştırılmadan; dava konusu tasınmazın eğiminin nasıl tespit edildiği hususunda açıklama içermeyen, tasınmazın orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyıp taşımadığı, eğimi de dikkate alındığında 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1/j maddesine göre orman sayılan yerlerden olup olmadıgı hususlarında herhangi bir açıklama içermeyen ve çelişkili tespitler içeren bilirkişi raporuna itibar edilerek karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı adına taşınmazın bulunduğu bölgede belgesizden tespit edilen taşınmazların araştırılması için Tapu Müdürlügü'ne müzekkere yazılmadan ve yöntemince belgesiz tespit araştırması yapılmadan davanın kabulüne karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, eksik inceleme ve yetersiz bilirkisi raporu ile hüküm kurulduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/4375, K. 2026/2488, T. 13.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-4375-e-2026-2488-k-dc1bf704a517