Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/3996 E. 2026/1485 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3996
Karar No
2026/1485
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2017/5 E., 2023/36 K.

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen kadastro tespitine itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... ve arkadaşları vekili tarafından duruşmalı, davacı ... mirasçılarından ... kayyımı, ... ve arkadaşları, asli müdahil ... vekili, asli müdahil Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne ve 10.02.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Duruşma için tayin edilen günde temyiz eden davalı ... vekili Avukat ....... davalı ... İdaresi vekili Avukat ........, davacı ... ve arkadaşları vekili Avukat ......., davacı ... kayyımı ... vekili Avukat ....... ile karşı tarafta davalı ... ve arkadaşları vekili Avukat ... ve ... vekili Avukat .... geldi. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 03.03.2026 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında, .... köyü çalışma alanında bulunan 1 63... parsel sayılı 439,24 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kimin zilyetliğinde olduğunun bilinememesi nedeniyle hak kaybına neden olunmaması için ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit edilmiş; davacılar ... ... ve ........ tescil ilamıyla oluşmuş tapu kaydına dayanarak açtıkları tespite itiraz davası sonucunda Kadastro Mahkemesinin 06.04.2010 tarihli kararı ile hükmen eşit paylarla........ ve ....... adlarına tescillerine karar verilmiş ve Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince onanan karar kesinleşmiş ve tescil edilmiştir. Aynı çalışma alanında bulunan 1 63... parsel sayılı 412,66 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tescil ilamıyla oluşmuş tapu kaydı ile ... kızı ... adına kayıtlı olmakla birlikte 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/331 Esas sayılı dosyasında dava konusu olması nedeniyle malik hanesi davalı bırakılarak tespit edilmiş; tespit gününden önce 17.05.1995 tarihli dava dilekçesi ile ... ve müşterekleri vekili tarafından davalı ...'e husumet yöneltilerek açılan tapu iptali ve el atmanın önlenmesi davasının görevsizlik kararı ile aktarıldığı Kadastro Mahkemesinde yapılan yargılama sonunda; dava konusu 1 63... parsel sayılı taşınmazın ... adına tesciline karar verilmiş; Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince onananarak kesinleşmiş ve tapuya tescil edilmiştir. Aynı çalışma alanında bulunan 1 63... parsel sayılı 983.58 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tescil ilamıyla oluşmuş tapu kaydı nedeniyle ... kızı ....... adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacılar ... ve müşterekleri tarafından davalı ...'a husumet yöneltilerek Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tapu iptali ve elatmanın önlenmesi davası, davaya konu olan taşınmaz hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. İlk Derece Mahkemesince dava edilen parsellerin 1 63... , 2 ve 10 parseller olduğunun anlaşılması üzerine tutanak asılları ile ilgili dava dosyaları dosya içine alınarak ve husumet yaygınlaştırılarak yapılan yargılama sırasında Hazine vekili her üç taşınmazın Hazine adına tescili gerektiği iddiasına dayanarak davaya katılmıştır. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davacıların ve müdahil davacıların davalarının reddi ile ... köyü çalışma alanında bulunan dava konusu 1 63... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağındaki tespitin iptali ile oluşan sicilden satın alan ... adına tapuya tesciline, dava konusu 1 63... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağındaki vasıf ile ... adına tapuya tesciline, dava konusu 1 63... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağındaki tespit gibi tapuya tesciline, taşınmazların 2. derece doğal sit alanında kaldıklarının tapunun beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı ... ve arkadaşları vekili, davalı ve müdahil Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 07.04.2016 tarihli ve 2015/19869 Esas, 2016/3937 Karar sayılı bozma ilamında özetle; "dava konusu 1 63... ve 2 parsel sayılı taşınmazların Yargıtayca onanan kararlarla hükmen tapuya tescil edildiği, dava konusu 1 63... parsel sayılı taşınmazın, tespit günü itibarıyla derdest davaya konu olmadığı anlaşılmakla, tutanağında yapılan düzeltme gereğince kesinleşerek tapuya tescil edildiği, davacılar ... ve müşterekleri tarafından davalı ... aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde Ağustos 1326 tarihli ve 2, 3 ve 4 numaralı ve Şubat 1962 tarihli ve 1, 2 ve 3 numaralı tapu kayıtlarına dayanılarak açılan tapu iptali ve el atmanın önlenmesi davasının dava konusu taşınmaz hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarıldığı, Kadastro Mahkemesinde yapılan araştırma sonucunda davaya konu olan taşınmazın 1 63... parsel sayılı taşınmaz ile 1 63... ve 10 parsel sayılı taşınmazların bazı bölümlerinin olduğu anlaşılmakla; 1 63... , 2 ve 10 parsel sayılı taşınmazlara ait tutanak asılları ile kesinleşmelerine esas olan dava dosyaları dosya ekine getirtilerek ve önceki dava dosyalarında taraf olan kişilere husumet yaygınlaştırılarak yargılamaya devam edildiği, bu aşamada Hazinenin davaya katıldığı, yapılan yargılama sonunda; adlarına tescile karar verilen kişilerin ve öncüllerinin dava konusu taşınmazlar üzerinde Medeni Kanun’un yürürlüğe girdiği 1926 yılından önce 10 yılı aşkın süre ile aralıksız, çekişmesiz ve malik sıfatıyla zilyetliklerinin sürdüğü, malik sıfatıyla süren zilyetliklerinin Medeni Kanun’un yürürlüğünden sonra ve kadastro tespitine kadar kesintisiz olarak devam ettiği, bu suretle Arazi Kanunnamesi’nin 20... . maddeleri gereğince davacı ... ve müştereklerinin dayanağını oluşturan ve uygulama yeteneği bulunmayan çiftlik tapu kayıtlarının hukuki kıymetini kaybettiği, adlarına tescile karar verilen kişiler yararına edinme koşullarının oluştuğu, adlarına tescile karar verilen kişilerin dayanaklarını oluşturan tescil ilamları ile oluşmuş tapu kayıtlarının ilgili taşınmazlara uyduğu ve bu şekilde adlarına edinme koşullarının oluştuğu; tescil ilamlarının bu ilamlarda taraf olan Hazine aleyhine kesin hüküm oluşturduğu, oluşturulan bilirkişi kurulu tarafından kıyı kenar çizgisinin belirlendiği ve kıyı kenar çizgisi içinde kalan bölümlerin tescil harici bırakılmalarının gerektiği kabul edilerek yazılı şekilde karar verildiği, dosya kapsamından da anlaşılacağı üzere; İlk Derece Mahkemesince karar gerekçesinde 1 63... ve 2 parsel sayılı taşınmazların kısmen kıyı kenar çizgisi içinde kalan bölümlerinin tescil harici bırakılmalarının gerektiği belirtildiği halde, hüküm bölümünde bu taşınmazların tamamının tescili yönünde hüküm kurulması ile gerekçe ile hükmün çelişkili hale getirildiği, davacı ... ve müştereklerinin ........ Hanım'ın mirasçısı oldukları hususunda bir tereddüt bulunmadığı, ........ile ........’nin aynı kişi ve ......... kızı olduğu, çiftlik tapu kayıtlarının oluşumunda geçen ... .... Sultan Vakfının; gayrisahih nitelikli vakıflardan olduğu, ve olayda 1858 tarihli Arazi Kanunnamesinin uygulanmasına, tapu kayıtlarının oluşum şekli itibariyle bir engel bulunmadığı, Arazi Kanunnamesi'nin 20... . maddelerinin yürürlükte olduğu, Marmaris Kadastro Mahkemesinin 1996/11 Esas sayılı dosyasında yapılan tapu kaydı kapsamının 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 20/B ve C maddesinde yazılı ilkelere uyularak yapılmamış bulunması nedeniyle karşı tarafı bağlamayacağı, dayanılan kayıtlardaki hudutların arazinin tamamının etrafını kapatır şekilde çevrelememesi hudutların nokta hudutlar olması, hudutların birbiri ile düz hatlarla birleştirilmesi suretiyle meydana gelen geometrik şekil içerisinde kullanılmayan ve kullanılması mümkün olmayan deniz, dağ, dere, orman, ırmak ve tepe gibi yerlerin bulunması nedeniyle dayanılan kayıtlar hudutları ile değil miktarı ile geçerli olan tapu kayıtları olduğu, davacı ... ve müşterekleri vekili, dava konusu taşınmaz üzerindeki karşı taraf zilyetliğinin kiracılık ilişkisine dayalı olduğunu, malik sıfatıyla kullanmanın söz konusu olmadığını iddia etmişlerse de bu yönde inandırıcı delil ibraz edemedikleri gibi, karşı tarafın arazi üzerindeki zilyetliklerinin kendilerine teb’an ve kiracılık ilişkisine dayalı olduğunu ispat edemedikleri, arazi başında yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve zilyet tanıkları dava konusu taşınmazın öncesinin "hali arazi" niteliğindeki yerlerden iken, her aileye bir parça taşınmaz düşecek şekilde olmak üzere köylülerce parsellenerek kullanılmaya başlandığını bildirdikleri, şu hale göre; karşı tarafın, olayda uygulanması mümkün olan Arazi Kanunnamesinin 20... . maddeleri uyarınca davacıların dayanaklarını oluşturan çiftlik tapu kayıtlarının lehlerine hukuki değerini kaybettiğini ispat ettiklerinin kabul edilemeyeceği, bu durumda; davacı ... ve müştereklerinin dayanağını oluşturan tapu kayıtlarının kapsamlarının 3402 sayılı Kanun'un 20. maddesinde belirtilen ilkeler doğrultusunda tespit edilip, bundan sonraki değerlendirmenin buna göre yapılmasının zorunlu olduğu, doğru ve sağlıklı sonuca varılabilmesi için mahkemece öncelikle yapılması gereken iş, aynı çalışma alanında (veya çiftlik hudutları içerisinde) yer alan taşınmazlarla ilgili dava dosyalarının birleştirilmesi, aynı tapu kayıtlarına dayanılarak tapu malikleri veya onların halefleri adına tescil edilen, bedeli davacılara ödenmek suretiyle kamulaştırılan veya herhangi bir nedenle bu kayıtların kapsamında kaldığı kabul edilip tescil edilen tüm taşınmazların onaylı tutanak suretleri getirtilip dosyaya konulduktan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada menfaati bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle, taraf tanıkları ve teknik bilirkişiler huzuruyla keşif icra edilmesi, teknik bilirkişilere tapu kayıtlarının miktarlarıyla geçerli olduğu nazara alınarak sabit hudutlardan başlamak üzere her tapu kaydının miktarı kadar araziyi gösterir keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmesi, tapu kayıtlarına sabit hudutlardan başlamak üzere miktarı kadar yer ayırırken davacılar adına tespit edilip kesinleşen taşınmazlarla kamulaştırılan arazi bölümlerinin dikkate alınması ve özellikle dayanılan tapu kayıtlarının miktar itibariyle davaya konu parseli kapsayıp kapsamadığı kesin olarak belirlenmesi, aynı şekilde karşı tarfın dayanağını oluşturan tescil ilamları ile oluşmuş her bir tapu kaydı da 3402 sayılı Kanun'un 20. maddesinde öngörülen usul uyarınca mahalline uygulanarak yöntemince kapsamlarının belirlenmesi; 3621 sayılı Kıyı Kanunu ile 28.11.1997 tarihli ve 1996/5-1997/3 karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca yöntemince kıyı kenar çizgisinin belirlenmesi, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sırasında ... vekili, çiftlik tapu kayıtlarından hisse satın aldıklarını belirterek davaya asli müdahil olarak katılmıştır. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davacı ... ve aynı tapu kaydına tutunan dava arkadaşlarının dayanmış oldukları kök çiftlik tapu kayıtları ile ilgili Mahkemece kılavuz dosya olarak belirlenen 2014/26 Esas sayılı dosyası üzerinden uygulama yapıldığı, buna göre söz konusu tapu kayıtlarının fennen ve hukuken arazide zemine tatbikinin mümkün olmadığının Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin son içtihatlarıyla belirlenmiş bir gerçek olduğu, davalı taşınmazlara uygulanması mümkün olmayan ve uygulanamayan davacı ... ve arkadaşlarının tutunduğu tapu kaydının davaya konu taşınmaz yönünden hukuki sonuç doğurmayacağı; önceki tarihli olan tapu kaydı hukuki geçerlilik şartlarını taşımadığı için sonradan mahkeme kararı ile alınan davalıların tutunduğu tapu kaydının hukuken geçerli olduğu; hukuki sonuç doğuracağı; öte yandan tescil davasının açıldığı tarih itibarıyla davalılar lehine 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddelerindeki şartların oluştuğu gerekçesi ile davacı ... ve aynı tapu kaydına tutunan davacıların, müdahil davacıların ve diğer davacıların davalarının reddine, .... köyünde bulunan 1 63... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağındaki vasıf ile ..., 1 63... parsel sayılı taşınmazın kadastro tesiptinin iptali ile ..., 1 63... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağındaki tespit gibi ... (.....) adına tapuya tesciline, taşınmazların 2. derece doğal sit alanında kaldıklarının tapunun beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı ... ve arkadaşları, ... mirasçılarından olan .... kayyımı ve mirasçılar ... ve arkadaşları, asli müdahil ... vekili, davalılar Hazine vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmiş, ... mirasçıları ... ve arkadaşları vekilinin adli yardım taleplerinin reddedilmesi üzerine İlk Derece Mahkemesince çıkarılan muhtıraya rağmen temyiz masraflarını yatırmamaları nedeni ile 11.06.2025 tarihli ek karar ile temyiz istemlerinden vazgeçmiş sayılmalarına karar verilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin 2. fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin 2. fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... ve arkadaşları, ... mirasçılarından olan .... kayyımı ve mirasçılar ... ve arkadaşları, asli müdahil ... vekili, davalılar Hazine vekili ve ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 40.000,00 TL avukatlık ücretinin davalılar Hazine, ..., ... ve arkadaşları ve davalı .... alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalı ... ve ...'e verilmesine, Harçtan muaf olduğundan istek halinde peşin harcın Hazineye iadesine, 7139 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,

539,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 192,30 TL nin temyiz eden ... ve arkadaşlarından alınmasına, 269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 462,15 TL nin temyiz eden ...'nden alınmasına, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL nin temyiz eden ..... kayyımı ...'tan alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 03.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/3996, K. 2026/1485, T. 03.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-3996-e-2026-1485-k-bf787127ee48