Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/772 E. 2026/2898 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/772
Karar No
2026/2898
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/232 E., 2024/90 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı; ... Eczanesinin sahibi olduğunu, davalı tarafından Sosyal Güvenlik Kurumu Kapsamındaki Kişilerin Türk Eczacıları Birliği Üyesi Eczanelerden İlaç Teminine İlişkin 2012 yılı Protokolünün (5.3.14.) maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle sözleşmesinin 3 ay süreyle feshedildiğini, iddia edildiği gibi reçete toplatmadığını ve hiç kimseden kendisine reçete yönlendirilmesi yapılmasını talep etmediğini belirterek, sözleşmesinin 3 ay süre ile feshine ile toplam 20.090,03 TL reçete bedelinin mahsup işleminin iptalini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davaya konu Kurum işleminin yasal mevzuat ve sözleşme hükümlerine uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 10.02.2015 tarihli kararıyla; davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 05.02.2019 tarihli ilamıyla; "....Mahkemece, gerek 6197 sayılı kanununun gerekse 2016 Protokolünün anılan hükümlerinin değerlendirmesi gerektiğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir." gerekçesiyle, karar bozulmuştur. 2.Mahkemenin 14.12.2021 tarihli kararıyla; davaya konu 2012 Protokolünün (5.3.14.) maddesinin 01.04.2016 tarihinde yürürlüğe giren eczanelerden ilaç teminine ilişkin 2016 protokolü ile yürürlükten kaldırıldığı ve 2016 yılı Protokolünü imzalayan davacının bu Protokolün uygulanması için davalı Kuruma başvurduğu, yapılan işlemlerin hukuki dayanağı kalmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 3.Dairenin 01.12.2022 tarihli ilamıyla; davalı tarafın sair temyiz itirazları reddedildikten sonra, dava konusu yapılan 20.090,03 TL reçete bedeli mahsubu işleminin davacının sadece yönlendirme eylemi nedeniyle uygulanmadığı, davacı hakkında 2012 Protokolünün (5.3.2), (5.3.5), (5.3.6) ve (5.3.14) maddelerini ihlal ettiği gerekçesiyle birden fazla cezai işlem için tesis edildiği, aynı reçete için birden fazla cezai işlem maddesi uygulandığı, bu nedenle sadece uyuşmazlık konusu 2012 Protokolünün (5.3.14.) maddesinin uygulandığı reçete bedelleri toplamı belirlenerek, bu miktar yönünden reçete bedellerine ilişkin davacı talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, karar verilmiştir. 4.Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hükme esas alınan bilirkişi raporunda 2016 Protokolünün (5.3.2) maddesi hükmü gereği, 490,85 TL reçete bedeli ve 981,62 TL cezai şart bedelinin uygulanabileceği, ilk tespitte 500,00 TL cezai şart uygulanarak eczane yazılı olarak uyarıya rağmen tekrarı halinde sözleşme feshedilir ve 1 ay süre ile sözleşme yapılmaz hükmü gereği, davalı Kurumun yaptığı inceleme sonucu davacıya gönderdiği yazı ilk tespit sayılacağından 500,00 TL cezai şart uygulanabileceği, (5.3.14) maddesindeki cezai şart kaldırıldığından yapılacak bir işlem bulunmadığı ve sonuç olarak, (5.3.2) maddesi hükmü gereği 490,83 TL reçete bedeli ve 981,62 TL cezai şart bedeli ile (5.3.6) hükmü gereği 500,00 TL cezai şart bedeli uygulanabileceği, bunların dışında bir reçete bedeli veya cezai şart bedeli kesintisinin uygun olmayacağının rapor edildiği, gerekçesiyle, 18.117,88 TL reçete bedelinin mahsubu ve taraflar arasındaki sözleşmenin 3 ay süre ile feshedilmesine ilişkin davalı tarafça yapılan işlemin iptali ile davanın kısmen kabulüne, davalı tarafça taraflar arasındaki sözleşmenin 3 ay süre ile feshedilmesine ve toplam 18.117,88 TL reçete bedelinin mahsubuna ilişkin olarak yapılan işlemin iptaline, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; Mahkemece uyalan bozma ilamının gereğinin yerine getirilmediğini, Kurumun davacıya (5.3.14.) madde gereği uyguladığı kesinti tutarına yönelik müzekkere yazılmadığını, bilirkişi raporuna yönelik itirazların karşılanmadığını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla "davanın kısmen kabulü ile 18.117,88 TL reçete bedelinin mahsubuna ilişkin Kurum işleminin iptaline " karar verilmesinin yerinde olmadığını, Mahkemece hasta yönlendirildiği kanaatiyle Kurumun reçete bazında sözleşmenin (5.3.14.)maddesine dayanarak uyguladığı kesinti tutarı olan 4.445,39 TL'nin haksız olduğuna karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davalı Kurumun, davacının alacaklarından cezai işleme konu reçete bedellerini mahsup etmesine dair işleminin yerinde olup olmadığına ilişkindir. Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ise de, bozma gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Bozma ilamında, davacıya uygulanan ceza işlemlerine ilişkin tutanak ve ekindeki liste esas alınarak, aynı reçete hakkında birden fazla ceza şartı uygulanıp uygulanmadığının tespiti ile yalnızca Protokolün (5.3.14) maddesi kapsamında kalan reçete bedellerinin belirlenmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen, bozma kapsamına dışına çıkılarak karar verildiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, Mahkemece; uyulan bozma ilamı doğrultusunda usuli kazanılmış haklara dikkat edilmesi ve (5.3.14) maddesi kapsamında kalan reçete bedellerinin belirlenerek sonucuna uyguna karar verilmesi gerekirken, bozma ilamının bağlayıcı kapsamı içerisinde kalan hususlar yerine getirilmeden hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanunun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 11.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2026/772, K. 2026/2898, T. 11.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2026-772-e-2026-2898-k-afd1f01c389d