Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/3580 E. 2026/986 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3580
Karar No
2026/986
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2092 E., 2025/581 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/314 E., 2022/159 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asli müdahil ... vekili tarafından duruşma istemli ve davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, duruşma talebinin nitelikten reddine temyiz dilekçelerinin kabulüne, karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kullanım kadastrosu sonucunda, .. ili .. ilçesi .. .. Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 16... parsel sayılı 138,98 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve kullanıcısının tespit edilemediği şerhi yazılarak, bahçe vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edildikten sonra 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) uyarınca 06.09.2023 tarihinde ..'e, 16.01.2024 tarihinde ... ..e, 29.05.2024 tarihinde ise .. ..e satışı yapılarak tapuda kayden intikal ettirilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; davacının, 1 16... , 12... parsel sayılı taşınmazları 1990 yılında haricen satın almış olup, dava konusu 1 16... parsel sayılı taşınmazın o tarihten bu yana davacının fiili kullanımında olduğu iddiasına dayanarak, taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine davacı adına şerh verilmesini talep etmiştir.

3. Asli müdahil ... müdahale dilekçesinde; dava konusu 1 16... parsel sayılı taşınmazı 1990 yılında haricen satın aldığını, taşınmazın o tarihten bu yana kendi fiili kullanımında olduğu iddiasına dayanarak, taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine adına şerh verilmesini talep etmiştir. 4. Fer'i müdahil ... vekili dilekçesinde; dava konusu 1 16... parsel sayılı taşınmazın 1990 yılından beri asli müdahil ...'nın zilyetliğinde olduğunu, müvekkilinin kendisine kira bedeli ödeyerek fiilen kullandığını beyan etmiştir. II. CEVAP Davalı .. vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davacı yönünden değerlendirme yapıldığında, fen raporlarında da belirtildiği üzere davacının davasına dayanak teşkil eden 08.03.1990 tarihli senet ve senede ekli kroki incelendiğinde, 25... ebadında .. caddesine cepheli krokinin davaya konu taşınmazın bulunduğu yerdeki geometrik yapı ile uyumlu olmadığı gibi .. caddesinin, .. ilçesinde bulunan ... .. Mahallesi ve .. .. mahallesinden geçen birçok ada ve parsele cephesi bulunan uzun bir cadde olduğu, ayrıca çekişmeli taşınmazın evvelden beri .. .. caddesine cephe aldığı, davacının 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesinden yararlanarak hak sahibi olduğunu beyan ettiği ve aynı zamanda ikametinin bulunduğu 12 parselin ise evvelden .. .. caddesi olan cadde adının sonrasında .. caddesi olarak değiştirildiği, bu haliyle davacının sunduğu 08.03.1990 tarihli senedinin dava konusu yere ait olmadığının anlaşıldığı, davacı taşınmazı bahçe olarak kullandığı iddiasında bulunmuş ise de hava fotoğraflarında taşınmazın boş olduğu, bahçe olarak kullanıldığına dair emare bulunmadığının tespit edildiği, asli müdahil yönünden değerlendirme yapıldığında; asli müdahil taşınmazın kullanıcı ve zilyedi olduğu iddiası ile davaya müdahil olduğu, fakat ne müdahillik dilekçesinde ne de aşamalardaki yazılı ve sözlü beyanlarında taşınmazı ne suretle kullandığını açıklamadığı, iddiasına dayanak 04.05.1990 tarihli senedi gösterdiği ve senette yer alan krokinin sadece geometrik yapısı nedeni ile dava konusu taşınmaz ile uyumlu olduğu tespit edilmiş ise de, taşınmazı ne şekilde kullandığını açıklamayan asli müdahil tanığı olarak keşif mahallinde dinlenen ...'in 06.12.2019 tarihli keşif zaptında yer alan ifadesinde "1996-1998 yıllarında ...'nın annesi ve oğlu bize geldiler... Burası bizim adımıza, sahip çıkın, kullanabilirsiniz, dediler ... Bu yer boştu, üzerinde çöpler vardı, temizledik boşalttık, dönem dönem arabalarımızı park ederek kullanmışızdır..." şeklinde beyanda bulunmasına rağmen ...'in mahkemeye sunduğu 22.11.2018 tarihli yazılı beyanında söz konusu taşınmazı yıllarca ...'nın izniyle kira bedelini ödeyerek 1990'lı yıllardan beri fiilen kullandığını belirttiği, tanığın çelişkili beyanlarına itibar edilmediği, tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; tarafsız tanık mahalli bilirkişi ...'un "ben 35 yıldır burada yaşamaktayım, hemen hemen her gün taşınmazın önünden geçerim... ben kendimi bildim bileli dava konusu yer boş olarak görünürdü..." şeklindeki beyanı ve mahalli bilirkişi ...'nın "ben yaklaşık 35 yıldır burada yaşamaktayım... kendimi bildim bileli dava konusu yer bir yıl öncesine kadar bomboştu, bir başka ifadeyle herhangi bir tasarrufta bulunanı yoktu, ancak bir yıl önce ... (davacı ... ..'ı kastederek) üzerine fidan dikmek suretiyle kullanmaya başlamıştır..." şeklindeki beyanı ile hava fotoğrafları ve taşınmaz üzerindeki fidanların yaşları nazara alındığında taşınmazın üzerinin boş olduğu, ekip/dikmek suretiyle kullanılmadığının anlaşıldığı, hal böyleyken kullanım kadastrosu sırasında bahçe vasıflı taşınmazın davacı ve asli müdahil tarafından ekonomik amacına uygun olarak fiilen kullanılmadığı, tarafların zilyetliklerini ve iddialarını ispat edemediği" gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili ve asli müdahil ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "taşınmazın 07.10.2010 tarihli tesis kadastrosu sonucu orman sınırları dışına çıkarılarak Hazine adına tescil edildiği, yapılan keşifler sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere; taşınmaz üzerinde herhangi yapı tesis bulunmadığı, boş olduğu ve herhangi bir fiili kullanımın bulunmadığı, fiili kullanıma ilişkin tespitin 2010 yılında yapıldığı, tespit sırasında fiili kullanıcının tespit edilemediği, alınan bilirkişi raporunda hava fotoğraflarına göre 1982 yılında bölgenin bakir olduğunun ve davaya konu yerin ağaçlık olduğunun, elatılma ve zilyetliğin bulunmadığının, 2006 yılında davaya konu 1 16... parsel boş iken davacının kullanımında olan 1 16... parselde bina yapılmış ve çatısının kapatılmış olduğunun, ayrıca yıllara ilişkin yapılan incelemede 2006-2011-20 15... yıllarında da davaya konu parsel üzerinde herhangi bir binanın bulunmadığının, boş olduğunun, üzerinde 2-3 ağaç bulunurken 2018 hava fotoğrafında davaya konu kısmın üzerinin temizlenip düzeltme işlemi yapıldığının, ağaçların kaldırıldığının bildirildiği, buna göre tespit tarihi olan 2010 yılı itibarıyla mevcut bir fiili kullanım olmadığı, tespit tarihinden sonra başlayan fiili kullanımın davacının kadastro çalışmaları sırasındaki fiili kullanımının varlığını ispata yeterli olmadığı anlaşılmakla yerel mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği" gerekçesiyle davacı ... vekili ve asli müdahil ... vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmaz üzerinde davacıya ait logar kuyusunun bulunduğunu, kuyunun hangi yıl ve kim tarafından yapıldığının araştırılması gerektiğini beyan ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Asli müdahil ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın davacı tarafından 04.05.1990 tarihli özel satış sözleşmesi ile satın alındığını, davacının fiili kullanımının ve fiili hakimiyetininin tek başına kullanıcı olması için yeterli olduğunu, durumun bilirkişi raporları ve fer'i müdahil beyanı ile sabit olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazda davacı ya da asli müdahil lehine kullanıcı şerhi koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekili ve asli müdahil ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60'ar TL'nin temyiz eden davacı ... ve asli müdahil ...'dan ayrı ayrı alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/3580, K. 2026/986, T. 16.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-3580-e-2026-986-k-d2ee6a16b517