Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/3403 E. 2026/981 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3403
Karar No
2026/981
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/348 E., 2025/471 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Muğla Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2024/20 E., 2025/3 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kullanım kadastrosu sırasında, .. ili .. ilçesi .. Mahallesi çalışma alanında bulanan 1 42... parsel sayılı 4.824,32 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve 1998 yılından beri 1/3 hisse oranında ..., ... ve ...’ın kullanımında bulunduğu, 1. ve 2. derece arkeolojik sit alanı olup korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olduğu şerhi verilerek tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiş; 1 42... parsel sayılı 4.383,51 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve 2005 yılından beri ... kullanımında bulunduğu, 1. ve 2. derece arkeolojik sit alanı olup korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olduğu şerhi verilerek tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiş; 1 42... parsel sayılı 2.917,98 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve taşınmazın tamamının eylemli ormana dönüştüğü, 1. ve 2. derece arkeolojik sit alanı olup korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olduğu şerhi yazılarak çamlık vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; davacıya ait 1 42... parsel içinde olması gereken ve davacının kullanımında olan yaklaşık 300 metrekare yüzölçümündeki yerin davalı gerçek kişilerin kullanımında olan 1 42... parsele dahil edildiğini ve 1 42... parselin de davacının kullanımında bulunduğunu ileri sürerek, davalılar adına konulan zilyetlik şerhlerinin iptalini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı .. vekili cevap dilekçesinde; dava konusu edilen 300 metrekare alan yönünden davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından talebin reddine karar verilmesini, 98 parsel yönünden ise ormanların zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. 2. Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların orman vasıfları incelenerek ormanların özel mülkiyete konu olamayacağını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dava konusu edilen 300 metrekare alan yönünden alınan beyanların davacının iddialarını doğrulamadığı, sınırın fiili kullanıma uygun belirlendiği, dava konusu 1 42... ve 97 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tesciline karar vermek gerektiği, 1 42... parsel yönünden ise bilirkişi raporu ile beyanlardan dava konusu taşınmazı kullanan olmadığı, uzun yıllardır kullanım olmadığından önceleri kullanım olduğu kabul edilse bile kullanımın fiili hakimiyete yeterli olmadığı, ekonomik amaca uygun kullanım ve fiili hakimiyet sağlamaya yetecek bir süre fiili kullanım bulunmadığı" gerekçeleriyle davanın reddine, taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "düzenlenen kadastro tespit tutanakları, keşif sırasında yapılan gözlem, keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişi beyanları, dinlenen tutanak tanıklarının beyanları ve davacı tanıklarının beyanları, raporda yapılan tespitler birlikte değerlendirildiğinde; davalı kişilerin kullanımında olan taşınmaz ile davacının kullanımında olan taşınmaz sınırı arasında davacının iddiasını doğrular nitelikte delil bulunmadığı, davacının bu yöndeki davasını ispat edemediğinden red kararı verilmesinde, yine davaya konu edilen 1 42... parsel sayılı taşınmaz yönünden ise, fiili kullanımın ekonomik amaca uygun olmaması ve taşınmaz üzerinde fiili hakimiyet sağlanmamış bulunması gözetildiğinde yerel mahkemece dava konusu taşınmazın uzun yıllardır kullanım olmadığı, öncelerinde kullanım olduğu kabul edilse bile kullanımın davacının dava konusu taşınmazda fiili hakimiyet sağlamasına yeterli olmadığı, ekonomik amaca uygun kullanım ve fiili hakimiyete yetecek bir süre fiili kullanım olmadığından davanın reddi ile tespit gibi tescile karar verilmesinde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı" gerekçeleriyle davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazların zilyetliğinin 3. kişiden davacı tarafından devralındığını ve otlakiye olarak kullanıldığını, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, rapora itirazlarının dikkate alınmadığını, 1 42... ve 97 parsel sayılı taşınmazlar arasındaki sınırın yanlış belirlendiğini, 98 parsel sayılı taşınmazın davacının kullanımında olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu 1 42... parsel sayılı taşınmazın 300 metrekarelik kısmı ile 98 parsel sayılı taşınmaz üzerinde davacının kullanım hakkının bulunup bulunmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/3403, K. 2026/981, T. 16.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-3403-e-2026-981-k-e37ff1eea5cc