Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2982 E. 2025/7737 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2982
Karar No
2025/7737
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/148 E., 2025/265 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Fethiye Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2019/138 Esas., 2024/169 Karar.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Muğla ili .... ilçesi ..... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, tapuda davacının hissedar olduğu eski 75 parsel sayılı 641,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 1 96... parsel numarasıyla ve 776,59 metrekare yüzölçümlü olarak; Hazine adına kayıtlı bulunan eski 779 parsel sayılı 878,29 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 1 96... parsel numarasıyla ve 973,42 metrekare yüzölçümlü olarak; davalılar adına kayıtlı bulunan eski 76 parsel sayılı 3.000,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 1 96... parsel numarasıyla ve 3.108,07 metrekare yüzölçümlü olarak; davalılar adına kayıtlı bulunan eski 2623 parsel sayılı 2.124,46 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 1 96... parsel numarasıyla ve 2.118,58 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; dava konusu Muğla ili .... ilçesi .... Mahallesinde bulunan 1 96... parsel (eski 779 parsel) ve 1 96... parsel (eski 75 parsel) sayılı taşınmazların hissedar maliki olduğunu, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan kadastro çalışmalarında davalılar adına kayıtlı 1 96... (eski 2623 parsel) ve 1 96... parsel (eski 76 parsel) sayılı taşınmazların kendi taşınmazlarına doğru kayması nedeniyle taşınmazlarının yüzölçümü ve sınırlarının değiştiğini ileri sürerek, yapılan kadastro tespitinin iptali ile zemindeki kullanım durumuna göre taşınmazlarında yapılan hataların düzeltilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... müştereken sundukları cevap dilekçesinde; davacının iddialarını kabul etmediklerini, taşınmazların bedelleri ödenmek suretiyle taraflarınca Hazineden satın alındığını, davacının iddiasının aksine davacının kendi taşınmazlarına taşkın olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu Muğla ili .... ilçesi ...... Mahallesi, 1 96... parsel (eski 779 parsel) bakımından yapılan değerlendirmede; ''dava konusu 1 96... parsel (eski 779 parsel) sayılı taşınmazın Hazine adına tapuda kayıtlı olup davacının tapu maliki olmadığı, taşınmaz hakkında yapılan uygulama kadastrosu çalışmasına itiraz konusunda aktif dava ehliyetinin bulunmadığı, davacının taşınmaza zilyet olmasının kendisine dava açma hakkı vermeyeceği'' gerekçesiyle bu parsel bakımından davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine; dava konusu Muğla ili .... ilçesi .... Mahallesi 1 96... parsel (eski 75 parsel) bakımından yapılan değerlendirmede; ''taşınmazın davalılara ait 1 96... parsel (eski 76 parsel) ile sınırının uygulama kadastro tespitinde sabit sınır olarak alındığı, mahallinde icra olunan keşifte dinlenilen mahalli bilirkişi, tespit bilirkişisi ve tanık beyanları ile hava fotoğraflarının incelenmesinde dava konusu parseller arasındaki sınırda tesis kadastrosu gününden beri uygulama kadastrosu gününe kadar değişmeyen, ilgili yönetmelikte tanımlanan "sabit sınır" tipine uygun sınır tesisi bulunmadığının anlaşıldığı, taşınmazlar arasındaki sınırın paftası ile teknik belgelerine göre oluşturulan "geçerli sınır" olarak alınması gerektiği, bilirkişi raporunda taşınmazlar arasındaki sınırın 215, 54 88... nolu köşe noktaları dikkate alınmak suretiyle geçerli sınır olarak belirlenmesi gerektiğinin belirtildiği, bilirkişi raporuna ek ölçü krokisinde (A) harfi ile gösterilen 6,46 metrekare yüzölçümlü kısmın davacıya ait 1 96... parselden çıkartılarak davalılara ait 1 96... parsel sayılı taşınmaza eklenmesi gerektiği, davalılar tarafından açılan bir davanın bulunmadığı, davacının aleyhine olacak şekilde 1 96... parsel sayılı taşınmazında azaltma yapılmadığı'' gerekçesiyle bu parsel bakımından davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ''dava konusu 779 (yeni 1 96... parsel) parselin malikinin Hazine olduğu, bu dava ile ilgili davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı; 75 (yeni 1 96... parsel) numaralı parselin bitişiğindeki davalı 76 (yeni 1 96... parsel) ile ortak sınırlarına ilişkin 22/2-a uygulama kadastro tespitinin iptali talep edilmiş ise de; keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler, tespit bilirkişiler ve tanıkların beyanları ile hava fotoğrafları ve uydu görüntülerinin 22/2-a çalışmasına ilişkin pafta krokisi ile çakıştırılması sonucunda taşınmazlar arasında her ne kadar uygulama kadastro tutanaklarında sabit sınır esas alınmak suretiyle tespit yapılmış ise de; taşınmazlar arasında sabit sınır bulunmadığı, tespitlere itiraz üzerine Kadastro Komisyonunca davacı tarafın murisine ait taşınmaz lehine (davacı tarafın kullanıcı olduğu taşınmaz dahil) taşınmaz yüzölçümünün arttığı, ayrıca geçerli sınır esas alındığı takdirde de (A) harfiyle gösterilen 6.46 metrekare yüzölçümündeki bölümün davacı murise ait 75 (yeni 1 96... parsel) parselden çıkarılarak bitişikteki davalılara ait 76 (1 96... parsel) parsele eklenmesi gerektiği, ilk derece mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı'' belirtilerek, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın üzerindeki şerh, beyanlar ve muhdesat kayıtlarının kendisine ait olduğunu, taşınmaz 2/B'ye ayrıldıktan sonra .... Milli Emlak Müdürlüğüne bedelini ödediğini, parselin mülkiyeti bedelini ödemekle hukuken kendisine geçtiğini, bu durumun araştırılmadan eksik inceleme ve araştırma yapılarak davanın usulden reddine karar verildiğini, kararın kaldırılmasının gerektiğini, dava konusu taşınmazın sınırlarının 1980 yılından beri aynı olduğunu, hava fotoğraflarında mevcut sınır ve davacıya ait parseller içindeki seranın açıkça görüldüğünü, hatalı bir şekilde zemine değil paftada yanlış ölçümlenmiş çizime göre karar vermesinin hatalı olduğunu, mevcut ve zemindeki sınırları keşifte fen bilirkişilerinin zeminde ölçüp tespit ettiklerini, raporlarında göstermediklerini, harita mühendisinin raporunda dava konusu sınırın gerçek ve zemindeki durumu kesik çizgiler ile gösterildiğini, 22/2-a çalışmalarında kadastro elamanlarının ölçüm ve yazım hatası yapması sonucu yaptıkları itirazın İlk Derece Mahkemesince gerekli araştırma yapılmadan hatalı karar vermesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, ilk tesis kadastrosuyla oluşturulan haritanın zemin ile uyumsuzluğunun neler olduğu, bu uyumsuzluğun hangi nedenlerden kaynaklandığının, nasıl tespit yapıldığının, isabetsizliklerin nereden kaynaklandığı gibi hususların aydınlatılması gerektiğini, dava konusu taşınmazlara ilişkin uygulama kadastro tutanak örnekleri ve eklerinin dosya içinde bulunmadığını, dava konusu taşınmazlara ait uygulama kadastrosu öncesine ait tapu kayıtları ve güncel tapu kayıtlarının dosya içine alınmadığını, tüm teknik belgeler getirtilip bilirkişilerce uygulanması sağlanmadan, teknik bilirkişilerce düzenlenen raporlarda tesis ve uygulama kadastrosuna ilişkin paftalar ile hava fotoğrafları ölçek birliği sağlanıp çakıştırılmadan ve hangi sınırın hangi çalışmaya ait olduğu harita üzerinde gösterilmeden, denetime elverişsiz düzenlenen rapor sonucu karar verildiğini, yerel bilirkişiler ve 3 harita (jeodezi ve fotogrametri) mühendisi ile birlikte yeniden keşif yapılması gerektiğini, ziraat mühendisi de gerekebileceğini, açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca varılmasını beyan ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL davacı tarafından yatırılan peşin harcın onama harcına mahsubuna Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,23.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/2982, K. 2025/7737, T. 23.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-2982-e-2025-7737-k-e4ebf8d2b9c5