Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1890 E. 2025/6037 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1890
Karar No
2025/6037
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/204 E., 2024/1310 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Of Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/42 E., 2023/53 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan 10 92... , 4, 10 93... , 10 93... , 10 96... , 6, 10 99... , 11 07... , 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazların tarafların ortak murisi, davacı müvekkilin babannesi ...'dan intikal ettiğini, kök muris ...'dan gelme iş bu taşınmazlarda taraflar arasında yada bunların mirasçıları arasında hukuka uygun bir paylaşım ya da hak ve hisse devrinin söz konusu olmadığını, taşınmazların 1/2 hissesinin müvekkilinin babası ...'un, 1/2 hissesinin ise ...'a ait olduğunu, müvekkilinin babası ...'un 1950'li yıllarda çocukları arasında yapmış olduğu paylaşımla annesinden kendisine intikal gelen dava konusu taşınmazları yalnızca davacıya bıraktığını, müvekkilin diğer kardeşlerine ise yine aynı köyde başka yerler verdiğini, davacının babasının yapmış olduğu bu paylaşım gereği tüm kardeşlerin bu paylaşıma uygun şekilde uzun yıllardır yerlerini kullandığını, dava konusu edilen taşınmazlarda ...'un müvekkil dışındaki mirasçılarının hakkı olmadığını, kök muris ...'dan oğlu ...'e intikal eden 1/2 hissenin tamamının davacıya ait olduğunu, davalıların bu durumu çok iyi bildiğini, dava konusu taşınmazların muris ...'dan oğlu ...'e intikal gelen 1/2 hissesinin davacı adına kayıt ve tescil edilmesi gerekirken, kadastro ile hatalı olarak taşınmazların tümünün yalnız davalı adına tespit edildiğini, kadastro çalışmaları sürerken davacının komisyona başvurarak bu gerekçelerle itirazda bulunduğunu, komisyon tarafından başvurusunun kabul edilmediğini açıklayarak, dava konusu taşınmazların davalı adına yapılan kadastro tespitlerinin 1/2 hisse oranında iptaline, iptal edilen 1/2 hissesinin davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı ... cevap dilekçesinde; açılan davanın usul ve yasaya aykırı olduğunu, kadastro sırasında adına tespit edilen taşınmazların malik sıfatıyla zilyetliği altında bulunan ve daha önce vefat eden murisi ...'dan miras yoluyla intikal eden taşınmazlar olduklarını, çekişmeli taşınmazların 80 yılı aşkın süredir önce babasının, daha sonrasında ise kendisinin nizasız ve fasılasız malik sıfatıyla zilyetliği altında bulunduğunu, iş bu taşınmazlarda davacının herhangi bir hakkının olmadığını, davacı tarafın hak kaybına uğradığına ilişkin açık ve anlaşılabilir somut bir delil sunamadığını, davacının tüm beyan ve iddialarının soyut olduğunu, davacının kadastro çalışmaları sırasında yaptığı itirazların komisyonca reddedildiğini, haksız, mesnetsiz ve hiçbir delile dayanmayan iddialarla kötüniyetli şekilde eldeki davanın açıldığını, davacının çekişmeli taşınmazlarda hiçbir zilyetliğinin bulunmadığını, davacıya miras payı olarak hiçbir taşınmaz intikal etmediğini, taşınmazların tamamının kendisine ait olduğunu beyanla, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazların dip muris ...'dan geldiğinin kabulü halinde, ...'nın ölüm tarihinin 743 sayılı Medeni Kanunu'nun kabulünden önceye rastlamakta olduğunu, ölüm tarihi itibariyle terekesinin müşterek mülkiyet hükümlerine tabi olduğu, mahallinde yapılan keşif, tanık ve yerel bilirkişi beyanları ve tüm dosya kapsamından; dava konusu taşınmaz üzerinde zilyetliğin davalıların yakın miras bırakanı dip murisin oğlu ..., sonrasında onun oğlu ... ... ve mirasçıları tarafından sürdürüldüğü, kullanım süresinin bir insan ömrünü aşan süreye tekabül ettiği, uzun süren kullanımın taksime karine olduğu, dip muris terekesinin taksim edilmediği kabul edildiği takdirde ise dip miras bırakanın ölüm tarihi itibariyle terekenin müşterek mülkiyet hükümlerine tabi olması ve zilyetlikle kazanım süresinin tespit tarihine kadar yakın miras bırakanları ve davalılar tarafından sürdürülmesi nedeniyle tespit tarihine kadar yirmi yılı aşkın sürenin fazlasıyla geçmiş bulunduğu, davalı lehine zilyetlikle kazanım koşullarının da oluştuğu gerekçeleriyle davanın reddine, çekişmeli taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kök muris ...'nın 1922 yılında ölümünden kadastro tespitinin yapıldığı 2022 yılına kadar yaklaşık yüz yıla yakın süredir dava konusu taşınmazların davalıların murisleri ve davalı tarafından nizasız, fasılasız ve malik sıfatıyla kullanılıyor olmasına, davalıların bu kullanımlarına davacı tarafın ve murislerinin itirazlarının bulunduğunun dosya kapsamı itibariyle ispatlanamamış olduğu, bir insan ömrünü aşan süre devam eden kullanımın mülkiyet hakkına ve taksime karine teşkil ettiği, bu karinenin aksinin ve çekişmeli taşınmazların kök muris ...'dan kaldığının davacı tarafça ispatlanamamış olduğu gerekçeleriyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar etmiş, mirasçılar arasında zilyetlikle mülkiyetin kazanılamayacağını, kararın hakkaniyete aykırı olduğunu, dip muris ...'dan kaldığı anlaşılan taşınmazın mirasçılar arasında usulüne uygun taksim edilmediği, hak ve hisse devri bulunmadığı gözetilerek ...'nın mirasçıları adına tespit ve tescilinin yapılması gerektiğini ileri sürmüş ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraza ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371.maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Davacının yatırmış olduğu 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/1890, K. 2025/6037, T. 29.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-1890-e-2025-6037-k-c1e92dd3438c