Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1765 E. 2025/6471 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1765
- Karar No
- 2025/6471
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1124 E., 2024/1561 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kastamonu Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/7 E., 2023/6 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, Kastamonu ili İhsangazi ilçesi ... köyü çalışma alanında ve tapuda davacı Hazine adına kayıtlı bulunan eski 828 parsel sayılı 1.966,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 1 34... parsel numarasıyla ve 1.781,03 metrekare yüzölçümlü olarak; davalılar ... ve müşterekleri adına tapuda kayıtlı bulunan eski 829 parsel sayılı 1.439,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 1 34... parsel numarasıyla ve 1.654,13 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. 2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında Hazine adına kayıtlı bulunan taşınmazın yüzölçümünün azaldığını, eksikliğin davalılara ait taşınmazdan kaynaklandığını ileri sürerek, dava açmıştır. II. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "Uygulama çalışmalarında sabit sınır tipinde belirlenen taşınmazlar arasındaki müşterek sınır hattının, tesis tarihi öncesinden beri zeminde bulunan ve birbirini doğrular nitelikteki tesis kadastrosu belgelerine, hava fotoğraflarına ve keşif beyanlarına göre değişmediği anlaşılan doğal sabit sınır niteliğindeki dere yatağı itibariyle belirlenmesinin kanun ve yönetmelik hükümlerine uygun olduğu, bir takım davalıların duruşma beyanlarında davayı kabul ettiklerini bildirmiş iseler de hüküm sonucu davalı parselin tüm maliklerini ilgilendirdiği, tüm maliklerin davayı kabul etmesinin gerektiği, taşınmazın bütün maliklerinin davayı kabullerinin söz konusu olmadığı, keşfe katılan davalıların bu beyanlarının uyuşmazlık konusu alana ilişkin olmadığına yönelik beyanları karşısında, hukuken geçerli ve uyuşmazlığı sonlandırır bir kabulden de bahsedilemeyeceği." gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu taşınmazların uygulama tutanaklarındaki tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiştir. III. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "Bilirkişi raporlarına göre iki parsel arasında dere yatağı ve yatağın oluşturduğu kot farkı itibariyle doğal sabit bir sınır hattının olduğu, bu yatağın yön değiştirmediği, 19 53... tarihli hava fotoğraflarının stereoskopik olarak incelenmesi neticesinde taşınmazlar arasındaki dere yatağının zeminde gözüktüğü, yön değiştirmediği, teknik belgelerine göre yeniden oluşturulan tesis sınırlarının uygulama sınırları ile birlikte hava fotoğrafları üzerinde çakıştırılması neticesinde tesis sınırlarının zeminle uyumsuz olduğu, uygulama çalışmalarında belirlenen sınır hattının hava fotoğraflarında gözüken ve yatak değiştirmediği bildirilen dere yatağı olduğu, zeminle uyumluluk gösterdiği, uygulama çalışmalarında sabit sınır tipinde belirlenen taşınmazlar arasındaki müşterek sınır hattının doğru bir uygulama olduğu, taşınmazların tesis yüzölçümleri ile uygulama yüzölçümleri arasında meydana gelen farkın kısmen fotogrametrik yönteme dayalı olarak yapılan tesis paftanın hazırlanması sırasındaki değerlendirme hatasından, kısmen de o dönemde kullanılan hesaplama yönteminden kaynaklandığı." gerekçesiyle, istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100 sayılı Kanun) 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, hava fotoğraflarının araştırılmadığını, tecviz sınırını aşan hataların olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.