Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1616 E. 2026/3180 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1616
- Karar No
- 2026/3180
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/83 E., 2024/225 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisine ait 07.07.1934 tarihli ve 3 sıra numaralı tapu kaydının 19 72... yıllarında yapılan tapulama çalışmasında kısmen revizyon görerek 74... parsel sayılı taşınmaza uygulandığını, ancak anılan tapunun kapsamında olan ve komşu ... köyü sınırları içinde kalan bölümünün ölçülmediğini ve daha sonra bu yerin bir kısmının 4 81... ilâ 8 parsel numarası ile Hazine adına 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca tapuya tescil edildiğini, geri kalan kısmı hakkında ise orman sınırları içerisine dahil edilerek tapulama işlemi yapılmadığını ileri sürerek, 07.07.1934 tarihli ve 3 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kalan 4 81... ilâ 8 parsel sayılı taşınmazlar ile orman sınırları içerisinde bırakılan ve kadastrosu yapılmadığını tahmin ettikleri 40.256,00 m² yüzölçümündeki taşınmazların orman veya orman niteliğini yitirmiş yerlerden olmadığının ve zeminde yerinin tespiti ile davalı Hazine adına olan tapu kaydının iptaline, müvekkilleri adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiş; 12.08.2014 tarihli ıslah dilekçesinde ise, Hazine adına 13.08.1998 tarihinde tescil edilen ... köyü 3011 parsel sayılı taşınmazın müvekkillerine ait 400 parsel sayılı taşınmazı içine alacak şekilde mükerrer tapu tesis edildiğini, 3011 parsel sayılı taşınmazın geri kalan bölümünün ise müvekkillerinin murisine ait 07.07.1934 tarihli ve 3 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığını belirterek, 3011 parsel sayılı taşınmazın 400 parsel sayılı taşınmazla mükerrer olan kısmının ve mükerrer kısımdan arta kalan Hazine adına olan tapu kaydının iptaline, bu taşınmazların müvekkilleri adına tesciline, orman sınırları dışında kalıp daha önce tescile tabi tutulmayan ve dayanak tapu kaydı kapsamında kalan taşınmazlar ile orman sınırları içinde kalıp dayanak tapu kaydı kapsamında kalan taşınmazların da müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP 1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde 1965 yılında orman tahdidi yapılıp kesinleştiğini, dava konusu taşınmazların orman tahdit sınırları içinde kaldığını, sonrasında 6831 sayılı Kanun'un 2/B madde uygulama çalışmasının da 1985 yılında yapılıp kesinleştiğini, dava konusu 4 81... parsel sayılı çamlık vasfındaki 40.881,25 m² yüzölçümündeki taşınmazın tahsisi için talepte bulunulduğunu, bu taşınmaz dışında kalan taşınmazlar yönünden ise Kadastro Mahkemesinde tespite itiraz davaları açıldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını, dava konusu taşınmazların kesinleşen orman tahdidinde orman sınırları içinde bırakıldığını, daha sonra 6831 sayılı Kanun'un 2/B madde uygulama çalışmasında Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığını, 22.06.2010 tarihinde ilan edilen 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Ek-4. maddesi kapsamında yapılan çalışmada 4 81... parsel sayılı taşınmaz için kullanıcı tespiti yapılmadığını, orman olarak tahsisi amacıyla talepte bulunulduğunu, ayrıca gerçek kişi tarafından bu taşınmaz hakkında açılan tespite itiraz davasına asli müdahil sıfatıyla dahil olunduğunu, 4 81... ila 8 parsel sayılı taşınmazların tamamı için farklı şahıslar lehine kullanıcı tespiti yapıldığını, bu taşınmazların da orman vasfıyla Hazine adına tescili amacıyla Kadastro Mahkemesinde dava açıldığını, dava dosyalarının derdest olduğunu, görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazların tamamının eylemli halinin orman vasfı taşıdığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 02.10.2014 tarihli ve 2011/34 Esas, 2014/643 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 27.09.2018 tarihli ve 2018/1746 Esas, 2018/5980 sayılı ilamıyla, İlk Derece Mahkemecesince, dava konusu edilen taşınmazın bir kısmının kesinleşen tahdit içerisinde kaldığı, tahdit dışarısında kalan kısımda ise davacıların zilyetliği olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, dosya kapsamından davacıların ... Kadastro Mahkemesinin 1992/17 Esas, 1992/64 Karar sayılı dosyasında aynı iddialarla dava açarak murislerine ait 07.07.1934 tarihli ve 3 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kalan yerlerin adlarına tescilini talep ettiği, davanın reddine karar verildiği ve bu kararın Yargıtay denetiminden geçip kesinleşerek eldeki davanın tarafları açısından kesin hüküm oluşturduğu, bu nedenle davacılar vekilinin ... köyü 3011 parsel sayılı taşınmazın müvekkillerine ait 400 parsel sayılı taşınmazla mükerrer olan kısmının tapusunun iptaline ilişkin talebi dışındaki bütün taleplerinin reddine karar verilmesinin sonuç itibarıyla doğru olduğundan bu kısma ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile bu kısma ilişkin hükmün onanmasına karar verildiği belirtilmiş; davacılar vekilinin ... köyü 3011 parsel sayılı taşınmazın 400 parsel sayılı taşınmazla mükerrer olan kısmının tapusunun iptali ile müvekkilleri adına tesciline ilişkin talebi yönünden ise İlk Derece Mahkemece eksik inceleme ile karar verildiği, davacılar vekilinin tapu kaydına dayanmasına rağmen keşifte mahalli bilirkişiler ve tanıklar yardımıyla tapu kaydı uygulamasının yapılmadığı, geri çevirme kararı ile alınan ek raporda “1980 yılında, 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B madde uygulama çalışmaları sonunda, ilk orman tahdidinde, orman sayılmayan yer olarak tespit edilip ve ilan edilerek kesinleşen dava konusu taşınmazın bulunduğu yer P.XXV (25) nolu 2/B parseli içerisinde Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır. Burada 137-138 OTS hattının aplikasyonunda hata yapılmış, orman sınırı dere olarak kabul edilmiştir. Orman tahdit tutanak detay tariflerinde bahsedildiği, OTS nokta ve hatlarının işlenmiş olduğu hava fotoğrafında görüldüğü ve haritasında gösterildiği gibi dere ile orman sınırı arasında davacılar murisine ait 400 parsel sayılı taşınmaz bulunmaktadır.” denmesine, yine yargılama aşamasında alınan raporlarda da aplikasyonda hata yapıldığının belirtilmesine rağmen orman tahdit tutanaklarının gerektiği gibi uygulanmadığı, ... köyü 3011 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde dahi 400 parsel sayılı taşınmazla mükerrerlik olduğunun belirtilmesine rağmen bu talebe ilişkin İlk Derece Mahkemesince bir değerlendirme yapılmadığı gerekçesiyle, bu talep yönünden kurulan hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı doğrultusunda keşif yapıldığı, düzenlenen bilirkişi raporuna göre 1934 tarihli ve 3 numaralı tapu kaydının dava konusu taşınmazı kapsadığı, dava konusu ... Mahallesi 1 51... parsel (eski ... Mahallesi 400 parsel) ile ... mahallesi 1 51... parsel (eski ... Mahallesi 3011 parsel) sayılı taşınmazların mükerrer parseller olduğu ve mükerrer tapu tesis edildiği, Hazine adına kayıtlı 1 51... parsel sayılı taşınmazın, davacılar adına kayıtlı 1 51... parsel sayılı taşınmazı içine alacak şekilde oluşturulduğu, Hazine adına kayıtlı 1 51... parsel sayılı taşınmaz içinde yer alan davacıya ait 12.401,28 m² yüzölçümündeki 1 51... parsel sayılı taşınmazın bilirkişi raporu ekinde yer alan krokide (A) ve (B) harfleriyle gösterilen ve Devlet ormanı sayılan toplam 1164.42 m²lik kısmı düşülmek suretiyle tespit edilen mükerrer 11.236,86 m²lik kısmının tapu kaydının iptali gerektiği, iptal edilen mükerrer kısmın tapu kaydında halihazırda davacı adına kayıtlı olması nedeniyle tescil hükmü kurulmadığı, kısa kararda her ne kadar iptal edilen alan 10.428,50 m² olduğu yazılmış ise de maddi hata niteliğindeki bu kısmın tavzih edildiği belirtilerek, davanın kısmen kabul kısmen reddine, dava konusu Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 51... parsel sayılı taşınmazın davacılara ait Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 51... parsel sayılı taşınmaz ile mükerrer olduğu anlaşılan 11.236,86 m²lik kısmının tapusunun iptaline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava dışı gerçek kişi tarafından ... Mahallesi eski 401, yeni 1 51... , 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazlar hakkında açılan kadastro tespitine itiraz davasında, ... Milli Emlak Müdürlüğü Harita Teknikeri tarafından düzenlenen 28.01.2019 tarihli teknik raporda dava konusu 1 51... parsel sayılı taşınmazın güneyinde bulunan 1 51... ve 6 parsel sayılı taşınmazların mülkiyetinin Hazineye ait olduğu, 1 51... parsel sayılı taşınmazın 5 ve 6 parsel ve 1 51... parsel sayılı taşınmazın 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazlarla mükerrer oldukları, Muğla Orman Bölge Müdürlüğü 98 no'lu Orman Kadastro Başmühendisliğinin 03.03.2017 tarihli ve 427035 sayılı yazısı ekinde yer alan CD'de yer alan orman sınırlarını gösterir sayısal verilerin de incelenmesi ile 1 51... ve 2 parsel sayılı taşınmazların tamamen orman alanında kaldığı, 1 51... parsel sayılı taşınmazın ise 5 ve 6 parsel sayılı taşınmazlarla mükerrer olan kısımlarının ziraat alanında kaldığı, diğer kısmın ise orman alanında kaldığının görüldüğünün bildirildiğini, bu davanın esastan reddedildiğini, istinaf başvurusunun da esastan reddine karar verildiğini, eldeki dosyaya sunulan bilirkişi raporunda 1 51... ve 6 parsel sayılı taşınmazların ayrı taşınmazlar gibi incelenerek görüş bildirildiğini, oysa idarenin teknik raporunda ve Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü parsel sorgu sayfasında 1 51... parsel ile 6 parsel sayılı taşınmazların çakıştığının görüldüğünü, bu nedenle 1 51... parsel sayılı taşınmaz (çıkıntılarıyla) ve 6 parsel sayılı taşınmazın birleştirilmesi ve tek parsel olması gerektiğini, davacıların iade talebi hakkında düzenlenen 08.06.2016 tarihli ve 2016/27 sayılı raporda, ... ilçesinde bulunan 16 adet taşınmazla birlikte dava konusu 1 51... parsel (eski 3011 parsel) sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları neticesinde Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılarak hükmen tescil edildiği, evveliyat kaydında herhangi bir kişi adına kayıt bulunmadığı, bu nedenle 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'un (6292 sayılı Kanun) 7. maddesi kapsamında iade taleplerinin reddedilmesi gerektiğinin bildirildiğini, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek, hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kesinleşen orman sınırları içinde kalıp kalmadığı, davacılar tarafından dayanılan tapu kaydının dava konusu taşınmazı kapsayıp kapsamadığı, dava konusu taşınmazlar hakkında mükerrer tapu kaydı oluşturulup oluşturulmadığına ilişkindir. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında davalı Hazine vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. İlk Derece Mahkemesince, Hazine adına kayıtlı 1 51... parsel (eski 3011) sayılı taşınmazla mükerrer olan ve bu taşınmaz sınırları içinde kalan dava konusu 1 51... parsel (eski 400 parsel) sayılı davacıya ait taşınmaz yüzölçümünden, 23.10.2022 tarihli bilirkişi raporu ekindeki krokide (A) harfiyle gösterilen 192,52 m² ve (B) harfiyle gösterilen 971,90 m²lik kesinleşmiş orman sınırları içinde kalan bölümlerin düşülmesi suretiyle kalan bölümün tavzih kararıyla 11.236,86 m² olarak belirlenerek tapusunun iptaline karar verilmiş ise de, mahkemenin kabulüne, dava konusu edilen 1 51... parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün tapu kaydında 13.565,70 m² olmasına, hükme esas alınan 23.10.2022 tarihli bilirkişi raporunda bu taşınmazın (A) ve (B) harfleriyle gösterilen bölümlerinin kesinleşmiş orman sınırları içinde bulunan orman sayılan yerlerden olduğunun belirlenmesine ve 1 51... parsel sayılı taşınmaz yüzölçümünden orman sınırları içinde kalan kısımların alanı düşüldüğünde, Hazine adına kayıtlı 1 51... parsel sayılı taşınmazla mükerrer olan bölümünün 12.401,28 m² olduğunun anlaşılmasına göre, İlk Derece Mahkemesince verilen karar infazda tereddüt yaratacak olup hükmün bu nedenle bozulması gerekir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, kamu düzenine ilişkin sebepler de gözetilerek, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun'un 438. maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle ve kamu düzeni de gözetilerek kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi tavzih kararının (1) no.lu bendinin ikinci paragrafında yazılı "11.236,86 m²lik" ibarelerinin çıkartılarak yerine "12.401,28 m²lik" ibarelerinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 04.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.