Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1585 E. 2025/6771 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1585
Karar No
2025/6771
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2024/6 E., 2024/6 K.

Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün asli müdahil ... ve davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı ... ve birleşen dosya davacısı ... dava dilekçelerinde; ... ilçesi ... Mahallesinde 5304 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) hükümlerine göre yapılan çalışmalarda orman alanlarının kısmî ilâna çıkartıldığını, zilyetliklerinde bulunan taşınmazlarının, 3 45... nolu ve 11 hektar 2.780,46 m² yüzölçümüyle tespit edilen orman parseli içerisinde bırakıldığını ileri sürerek, yapılan tespitin iptaliyle taşınmazların adlarına tescilini talep etmişlerdir. İlk Derece Mahkemesince açılan davaların ayrı ayrı yapılan yargılaması sonunda; davacı ...’in davasının reddine karar verilmiş; hükmün, davacı ..., davalılar Hazine ve Orman idaresi tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 23.10.2014 tarihli ve 6735-8771 sayılı kararıyla bozulmuştur. Hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; “Dava konusu taşınmazın 1960 tarihli memleket haritasında açık alanda kaldığı bildirilmiş, ancak memleket haritasının yapımına esas alınan hava fotoğrafları incelenmediğinden, taşınmazın öncesi hakkında tam olarak kanaat edinilememiştir. Ziraat bilirkişi raporuna göre, taşınmaz üzerinde 25-30 yaşlı asmalar, yaşları 10 ilâ 30 arasında değişen çeşitli meyve ağaçlarının olduğu bildirilmiştir. Mahallî bilirkişi ve tanıklar, taşınmazın davacı ve önceki malikler tarafından 30-40 yıldır kullanıldığını bildirmişlerdir. Bu durumda, orman bilirkişinin yetersiz raporuna dayanılarak, davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Mahkemece, en eski tarihli ve tespit tarihinden 20 yıl öncesi ile ilgili 1985-1990’lı yıllara ait memleket haritaları ve bu haritaların yapımına esas alınan hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı belirlenmeli, orman olmadığı belirlendiği takdirde bu kez zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmalı ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir” gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulmasının ardından ...’in açtığı dava ...’nın açtığı dava ile birleştirilmiş ve yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne; dava konusu 3 45... sayılı parselin tespitinin iptali ile 09.10.2015 tarihli fen bilirkişi rapor ve krokisinde (B)=864,48 m² ve (C)=3.590,54 m² harfleriyle gösterilen bölümlerinin tarla vasfıyla ... mirasçıları adına miras payları oranında tapuya tesciline, 09.07.2013 tarihli fen bilirkişi rapor ve krokisinde (A)=9.088,42 m² harfiyle gösterilen bölümünün tarla vasfı ile davacı ... adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine, geriye kalan kısmın kadastro komisyon tutanağı gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.

Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk dairesinin 2016/4921 Esas, 2017/9129 Karar sayılı kararıyla; "asıl ve birleşen dosya davacıları kadastroda orman olarak tespit gören 3 45... parsel sayılı taşınmaz içerisinde zilyetliklerinde bulunan yer olduğu iddiasıyla dava açmışlar ve mahkemece çekişmeli taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu ve davacılar lehine zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleştiğinden bahisle davanın ksımen kabulü yönünde hüküm kurulmuş ise de taşınmazların öncesi itibariyle orman sayılan yerlerden olup olmadığı noktasında davacı ...’ın dava konusu ettiği taşınmaz bakımından en eski tarihli memleket haritalarına dayanak hava fotoğraflarının incelenmemesi, keşifte uygulanan memleket haritaları ve hava fotoğraflarının kadastral paftada çakıştırılmasının ise yeterli olmaması ve mahallinde 20 12... yıllarında yapılan keşiflerde dinlenilen mahalli bilirkişi, tanık ve tespit bilirkişilerinin beyanlarında ve hükme esas alınan ziraat bilirkişi raporunda davacı ...’ın dava konusu ettiği taşınmaz üzerinde 15-20 yıldır toprak işlemesi yapılmadığı, davacının hayvanlarını otlattığı, davacı ...’nin ise kocasının ölümü nedeniyle dava konusu ettiği taşınmazla 10-15 yıldır ilgilenememesi, üzerinde yer alan ağaçların bakımını yapamaması, sadece ağaçlarda yer alan meyveleri toplamasının zilyetliğin iradi terki olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin tartışılmamış olması" gereğine değinilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma sonrası yapılan yargılama sırasında müdahil ... müdahale dilekçesinde; dava konusu taşınmazın bir bölümünde babası Hasan Battal mirasçıları yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğunu ileri sürerek, davaya katılmıştır. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davacı ... mirasçılarının davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, ... ili ... ilçesi 3 45... parselin teknik bilirkişilerin 09.10.2015 havale tarihli rapor ekindeki krokide (B) ve (C) harfleri ile gösterilen (864,48+3590,54) toplam 4.455,02 m² yüzölçümündeki kısmının tespitinin iptali ile bu kısımların tarla vasfı ile davacı ... mirasçıları adına tapuya tesciline, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, davacı ...'nın davasının kabulü ile teknik bilirkişinin 09.07.2013 havale tarihli rapor ekindeki krokide (A) harfi ile gösterilen 9.088,42 m² yüzölçümündeki kısmının tarla vasfı ile ... adına tapuya tesciline, asli müdahil ...'un davasının kabulüne, teknik bilirkişilerin 19.11.2018 havale tarihli rapor ekindeki krokide (D) harfi ile gösterilen 6.254,49 m² yüzölçümündeki kısmının tarla vasfıyla Hasan Battal mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline, taşınmazın geriye kalan 75.948,07 m²'lik kısmının komisyon tutanağı gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili ve Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dairemizin 2021/8766 Esas ve 2022/8880 Karar sayılı ilamıyla; "1. ... dava konusu 3 45... parselin teknik bilirkişilerin 09.10.2015 havale tarihli rapor ekindeki krokide B ve C harfleri ile gösterilen toplam 4.455,02 m² (864,48 + 3.590,54 = 4.455,02) yüzölçümündeki kısmı ile teknik bilirkişinin 09.07.2013 havale tarihli rapor ekindeki krokide A harfi ile gösterilen 9.088,42 m² yüzölçümündeki kısmında davacılar yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu belirlenerek davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı ... İdaresi ve Hazinenin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine karar verilmiştir. 2. Dava konusu 3 45... parselin, teknik bilirkişilerin 19.11.2018 havale tarihli rapor ekindeki krokide D harfi ile gösterilen 6.254,49 m² yüzölçümündeki kısmına ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Hükme esas alınan orman ve ziraat bilirkişileri raporunda, taşınmaz üzerinde 70 - 80 adet meşe ağacının bulunduğu, 42 adet kesilmiş meşe ağacı kökünün yer aldığı belirtilmiş olup, bu haliyle dava konusu taşınmazda müdahil ... yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından, adı geçen müdahilin davasının reddine karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ile yanılgılı değerlendirme sonucu davanın kabulüne karar verilmesi ve ayrıca tescil hükmü kurulurken dava konusu 3 45... parsel sayılı taşınmazdan ifrazen oluşan 3 45... parsel sayılı taşınmazın yüzölçümü dikkate alınmayarak taşınmazın kalan kısmının komisyon ututanağı gibi tesciline karar verilmesi isabetsiz olduğu" gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davacı ... ve mirasçılarının davasına konu ... ili ... ilçesi 3 45... parselin teknik bilirkişiler ... ve ...'ın 09.10.2015 havale tarihli rapor ekindeki krokide (B) ve (C) harfleri ile gösterilen (864,48 + 3590,54) toplam 4.455,02 m² yüzölçümündeki kısmı hakkında ve fazlaya ilişkin talepleri hakkında verilen hüküm Dairemizin 2021/87 66... /8880 Karar sayılı ilamı ile onandığından bu kısım hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacı ...'nın davasına konu ... ili ... ilçesi 3 45... parselin teknik bilirkişi Volkan Uçar'ın 09.07.2013 havale tarihli rapor ekindeki krokide (A) harfi ile gösterilen 9.088,42 m² yüzölçümündeki kısmı hakkında ve fazlaya ilişkin talepleri hakkında verilen hüküm Dairemizin 2021/87 66... /8880 Karar sayılı ilamı ile onandığından bu kısım hakkında karar verilmesine yer olmadığına, asli müdahil ...'un davasının reddine; ... ili ... ilçesi 3 45... parselin teknik bilirkişiler ... ve ...'ın 19.11.2018 havale tarihli rapor ekindeki krokide (D) harfi ile gösterilen 6.254,49 m² yüzölçümündeki kısmının kadastro komisyon tutanağının iptali ile bu kısmın taşınmazdan ifraz edilerek aynı vasıf ile aynı adada son parsel numarası ile Hazine adına tapuya tesciline, ... ili ... ilçesi 3 45... parselin geriye kalan 75.948,07 m² yüzölçümündeki kısmının kadastro komisyon tutanağının iptali ile aynı vasıf ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm asli müdahil ... ve davalı ... İdaresi tarafından temyiz edilmiştir. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asli müdahil ... ve davalı ... İdaresi vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, Dairemizin önceki ilamında B+C ve A harfli bölümleri yönünden hükmün onanmasına karar verilmediği, yalnızca tarafların temyiz itirazlarının reddedildiği gözetilmeden bu bölümler hakkında yeniden hüküm kurulması gerektiği halde hükmün kesinleştiğinden bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, yine infazda tereddüt oluşturacak şekilde taşınmazın tamamı üzerindeki bölümler tek krokide gösterilmeden farklı tarihli bilirkişi raporlarına atıf yapılmak suretiyle hüküm kurulmuştur. O halde İlk Derece Mahkemesince öncelikle dava konusu taşınmaz hakkında açılan 2025/5 Esas sayılı dava dosyası ile eldeki dava dosyasının birleştirilmesine karar verilmeli, bilahare eldeki dava dosyası yönünden daha önce temyiz itirazları reddolan A ve B+C bölümleri ile 2025/5 Esas sayılı dava dosyasında dava konusu edilen yerlerin aynı pafta üzerinde gösterimi sağlanmalı, yörede 3402 sayılı Kanun'un 22-a maddesi uyarınca uygulama kadastro çalışmaları yapılıp yapılmadığı ve daha önceden kesinleşerek infaz edilen 3 45... parsel sayılı taşınmazın yüzölçümü de dikkate alınmak suretiyle infaza elverişli şekilde yeniden hüküm kurulmalıdır. Aksi düşünce ile yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde infaza elverişsiz hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; asli müdahil ... ve davalı ... İdaresi vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 18.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/1585, K. 2025/6771, T. 18.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-1585-e-2025-6771-k-8e3df5bbb31c