Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/987 E. 2025/2879 K. – Kadastro Tespitin

Konu: Kadastro Tespitine İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/987
Karar No
2025/2879
Karar Tarihi
Konu
Kadastro Tespitine İtiraz

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1575 E., 2023/1587 K.

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince mülkiyet talebi yönünden davanın reddine, kullanıcı şerhine yönelik terditli talep bakımından davanın hukuki yarar yokluğundan reddine, davanın, davalı Belediyeler yönünden ise pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. Kararın, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R

... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 2020 yılında 3402 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında dava konusu taşınmaz, 100 ada 9 parsel numarasıyla senetsizden, okaliptüslük vasfıyla 553,63 m² olarak Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı vekili 28.06.2021 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; 100 ada 9 parselin 1954 yılı öncesinden beri müvekkilli ve murisleri tarafından kullanıldığını, imar ihya edilip, malik sıfatıyla zilyet olunduğunu ileri sürerek, tespitin iptali ile çekişmeli taşınmazın müvekkili adına tesciline, aksi kanaatte olunması durumunda, zilyetlik müvekkilinde olduğundan beyanlar hanesine kullanıcı olarak yazılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş, davacı vekili keşif sırasında dava konusu ettikleri yerin parselin bir kısmı olduğunu bildirmiştir. Davalı cevabında; davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "Somut olayda, yapılan kadastro çalışmasının kullanım kadastrosu olmayıp tescil harici kalan taşınmazların 3402 sayılı Kanunun Geçici 8. madde uyarınca mülkiyetinin belirlenmesine ilişkin kadastro çalışması olduğu, bu tür kadastro çalışmalarında ancak 3402 sayılı Kanunun 19. madde uyarınca muhtesatın beyanlar hanesinde gösterilmesinin mümkün bulunduğu, davacının taşınmazın beyanlar hanesine kullanıcı olarak tespit edilmesine yönelik talebinin mahkemece karşılanmasının mümkün bulunmadığı, öte yandan davacının mülkiyete yönelik davasının yapılan değerlendirmesinde ise; 1954 yılındaki tapulama çalışmalarında bayır vasfıyla tescil harici bırakılması sebebiyle imar ve ihyaya muhtaç yerlerden olduğu anlaşılan dava konusu 100 ada 9 parsel sayılı taşınmazın "A" ile rumuzlandırılan bölümü hakkında bilirkişi kurulu raporunda, taşınmazın 1939 yılı fotoğraflarında açık alanda kaldığı ancak sonrasından günümüze kadar tarımsal faaliyetlerde kullanılmadığı, taşınmaz üzerindeki maki bitki örtüsünün yeni kaldırıldığı, imar ve ihyasına başlanmadığına dair görüşleri, mahalli bilirkişiler ..., .., .., tutanak bilirkişisi ... ile davacı tanığı ..'in 2000 yılından sonra taşınmazın tarımsal faaliyetlerde kullanılmadığı, sadece hayvan otlatıldığı yönündeki anlatımları, yerleşik kararlara göre de hayvan otlatmanın imar ve ihya sayılmadığı birlikte değerlendirildiğinde, davacı lehine 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17.maddelerinde belirtilen mülkiyet edinme şartlarının gerçekleşmediği" gerekçesiyle, taşınmazın kullanıcı hanesine davacının adının yazılması talebinin hukuki yarar yokluğundan reddine, mülkiyete yönelik davanın esastan reddine, ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 100 ada 9 parsel sayılı taşınmazın tapuya kadastro tutanağındaki tespit gibi tesciline, ... ve ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş; iş bu karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesi neticesinde; "Davacı vekili tarafından, davalı kamu kurumları aleyhine açılan kadastro tespitine itiraz istemli davanın yapılan yargılaması sonunda, mahkemece yapılan keşfe katılan fen, harita mühendisi, orman mühendisi, ziraat mühendisi, jeoloji mühendisi bilirkişiler tarafından en eski 1939 yılı çekim tarihli hava fotoğrafı, 1971, 1992, 2009 tarihli hava fotoğrafları, 2009 ve 2017 tarihli uydu görüntüleri ile, 1958, 1978, 1996 ve 2012 tarihli memleket haritaları; 1954 yılı tesis kadastrosu paftası ile 1969 tarihli orman tahdit haritasının uygulanması ile düzenlenen, denetime elverişli, bilimsel ve teknik veriler içeren müşterek imzalı bilirkişi raporu ile, dava konusu taşınmazın % 13-18 eğimli, % 25-30 oranında taşlık ve kayalık vasfında olduğu, orman ve toprak muhafaza karakteri taşımadığı, kesinleşen orman tahdit sınırları dışında orman sayılmayan alanda kaldığı, üzerinde herhangi bir ağaç olmadığı, üzerindeki maki elemanlarının keşiften kısa bir süre önce temizlendiği, 1971 yılı hava fotoğrafında güney kısmının açık, kuzey kısmının kapalılık oluşturan makilik alan ile kaplı olduğu, 1992 yılı hava fotoğrafında tamamının % 50 kapalılıkta makilik alan ile, 2009 yılı hava fotoğrafında ve 2009-2017 yılı uydu görüntülerinde tamamının % 40 kapalılıkta makilik alan ile kaplı olduğu, imar ihyasının tamamlanmadığı tespit edilmesine göre; davanın ve istinafın kapsamı da dikkate alındığında, dava konusu taşınmazda davacı yararına mülkiyet edinme şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle; davanın davalı ... Belediyesi ve davalı ... Belediyesi yönünden husumet yokluğundan reddine, kullanıcı şerhi verilmesi talebi yönünden hukuki yarar yokluğundan reddine, davalı Hazine yönünden mülkiyete yönelik davanın (kadastro tespitine itiraz davasının) esastan reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, kadastro tespitine itiraz davalarında, kadastro tutanağında veya kadastro komisyon kararında tespit maliki olarak gösterilen kişi veya kurum aleyhine husumet yöneltileceği, kadastroda dava konusu taşınmazın Hazine adına tespit edilmesine göre, eldeki davada davalı ... Belediyesi ile ... Büyükşehir Belediyesine husumet yöneltilemeyeceği, eldeki davanın, 3402 sayılı yasanın ek-4 maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosuna itiraz davası olmayıp, aynı yasanın geçici 8. maddesi uyarınca yapılan, bir tür mülkiyet tespitine yönelik arazi kadastrosu (tamamlama kadastrosu) çalışmalarına itiraza ilişkin olduğu, bu tür kadastro çalışmalarında, tutanağın beyanlar hanesinde 3402 sayılı yasanın 19/2 maddesi uyarınca taşınmaz üzerinde bulunan muhtesat sahibini gösterme imkanı bulunmakla birlikte; beyanlar hanesinde taşınmazın kullanıcısını gösterme imkanının olmadığı, açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin, terditli olarak ileri sürdüğü taşınmazın kullanıcısının müvekkili olduğu yönünde, tutanağın ve tapu kaydının beyanlar hanesinde şerh verilmesine yönelik talebinde hukuki yararı bulunmadığı, aleyhlerine açılan davanın reddi sebebi ortak olan davalı Belediyeler lehine, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT ve 3402 sayılı yasanın 31/3 maddesi uyarınca tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi isabetsiz ise de, bu konuda davacı tarafın açıkça istinaf itirazı olmadığından, bu yönden mahkeme kararında düzeltme yapılmadığı" gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava; kadastro tespitine itiraza ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1969 yılında seri bazda orman kadastrosu, 2018 yılında ise 6831 sayılı Kanun'un (2/B) madde çalışması yapılmıştır. Arazi kadastrosu 1954 yılında yapılmış, dava konusu yer bayır olarak tapulama harici bırakılmıştır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usûl ve kanuna uygun olup, davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi ile, Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.04.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/987, K. 2025/2879, T. 14.04.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-987-e-2025-2879-k-729dbb736609