Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/953 E. 2025/5899 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/953
- Karar No
- 2025/5899
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/282 E., 2023/131 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sonucunda, ... ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 1 08... parsel sayılı 22.341,46 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile fındık bahçesi vasfıyla ... adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; Hazine adına kayıtlı Haziran 1938 tarihli ve 50 sıra numaralı 3.350,00 m² yüzölçümündeki tapu kaydının 2005 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında uygulanmadığını, yapılan incelemelerde bu tapunun davalı adına tescil edilen 1 08... parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığının belirlendiğini, belirtilen tapu kaydının mütegayyip eşhastan ve ermeni milletinden metruken Hazineye intikal eden ve bu sebeple Hazine adına tapu oluşturulan yerlerden olduğunu, hiçbir şekilde şahıslarca kazanılması ve şahıslar adına tescil edilmesinin mümkün bulunmadığını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile Hazineye ait kısmın ifraz edilerek Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne, dava konusu ... ili ... ilçesi ... köyü 1 08... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile 08.11.2012 havale tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (B) harfi ile gösterilen 3.386,00 m²lik kısmın fındık bahçesi vasfıyla davacı Hazine adına, (A) harfi ile gösterilen 18.955,00 m²lik kısmın fındık bahçesi vasfıyla davalı adına tesciline karar verilmiş; hükmün, davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi'nin 27.09.2013 tarihli ve 2013/9142 E., 2013/9136 K. sayılı ilamı ile yargılama sırasında davalı tarafından da tapu kaydına dayanılarak 14.02.1957 tarihli ve 24 sıra numaralı tapu kaydının sunulduğu, ancak bu tapu kaydının tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına alınmadığı, keşif sırasında uygulanmadığı, yine aynı taşınmaz hakkında ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/60 Esas sayılı derdest dava dosyasının birlikte görülmesi gerekip gerekmediğinin tartışılıp, değerlendirilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu belirtilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; Mahkemenin 2009/60 Esas sayılı dosyasının feragat sebebi ile reddine karar verildiği, ibraz edilen 14.02.1957 tarihli ve 24 sıra numaralı tapu kaydının dava konusu taşınmazı kapsadığı, bu durumda Hazinenin dayandığı önceki tarihli 1938 tarihli ve 50 sıra numaralı tapu kaydının hükmünü yitirdiği, bozmadan önce keşifte alınan beyanlara göre dava konusu yerin davalının murisi olan dedesi ...'ndan intikal eden yer olduğu, uzun zamandır da bu şekilde zilyetlik altında bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ve işbu karar, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi'nin 22.02.2019 tarihli ve 2016/27 E., 2019/1277 K. sayılı ilamı ile; davacının dayanmış olduğu Haziran 1938 tarihli ve 50 sıra numaralı tapu kaydının, isimleri bilinmeyen kişilerden metruken intikaliyle idari yoldan Hazine adına oluştuğu, davalının dayandığı 14.02.1957 tarihli ve 24 sıra numaralı tapu kaydının geldisi olan 16.01.1953 tarihli ve 5 sıra numaralı kaydın yüzölçümünün 3.676,00 m² olduğu, davalı tarafça hasımsız olarak açılan tapu tevsii davasında yüzölçümün 125.580,00 metrekare olarak düzeltildiği ancak bu davada Hazine taraf olmadığından Hazineyi bağlamayacağı, ayrıca davalının dayandığı kaydın bir hududunun mütegayyip eşhası okuduğu için miktarıyla geçerli olacağı belirtilerek, davacı Hazineye ait tapu kaydının miktarınca yer tescil edilmesi, davalının dayandığı tapu kaydının miktarı olan 3.676,00 metrekare yüzölçümündeki kısmın ise Hazineye ait bitişik kısımdan başlanarak davalı adına tescil edilmesi, geri kalan tapu miktar fazlası yönünden ise öncelikle dava konusu taşınmaza ait en eski memleket haritası ve hava fotoğraflarının celbiyle mahallinde yöreyi iyi bilen, tarafsız ve olabildiğince yaşlı kişiler arasından seçilecek mahalli bilirkişiler ve taraf tanıkları eşliğinde yeniden keşif yapılarak, bu keşifte yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından dava konusu taşınmazın öncesinde vasfının ne olduğu, kime ait bulunduğu, kimden kime ve nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması, beyanlar arasındaki çelişkilerin gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmesi ve en nihayetinde kuzey batı kısmında orman parseli olan taşınmaz hakkında memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle yöntemince orman araştırması yapılması, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine değinilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; dayanak tapu kaydının dava konusu taşınmaza uygulanmasında taşınmazın bir kısmının davacının dayandığı eski tarihli tapu kaydı kapsamında kaldığı, bu tapu kaydının kadastro çalışmaları sırasında uygulanmadığı, ancak tapuda kayıtlı emvali metrukenin zilyetlikle iktisabının mümkün bulunmadığı, Türk Medeni Kanunu'nun 639/2 ve 713/2. maddesinin ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 13/B-c maddesinin uygulanmasının mümkün olmadığı, uygulanan tapu kaydı ile birlikte mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişilerince de dayanak tapu kaydında belirtilen sınırların dava konusu taşınmaza uyduğunun beyan edildiği, davacının davasında haklı olduğu, bilirkişi raporuna göre dava konusu alanın orman sayılmayan yerler içerisinde kaldığı, öncesinde orman toprağı olduğuna dair bulguya rastlanmadığı, orman, mera ya da dere yatağından kazanılmadığı, 50 yılı aşkın süredir tarım arazisi olarak kullanıldığının anlaşıldığı belirtilerek, taleple bağlılık ilkesi gereği davanın kabulüne, dava konusu 1 08... parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptal edilerek, fen bilirkişisinin 07.01.2023 tarihli ek bilirkişi raporuna ekli krokide, (A) harfi ile gösterilen 3.350,00 m²'lik kısmın "fındık bahçesi" vasfı ile Hazine adına, (B) harfi ile gösterilen 3.260,23 m² ve (C) harfi ile gösterilen 16.614,05 m²lik kısımların "fındık bahçesi" vasfıyla davalı adına tesciline karar verilmiş; İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında davacı Hazine vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulü ile Hazinenin dayandığı tapu kaydının uygulanması suretiyle belirlenen bölüm yönünden tapu kaydının iptali ve bu kısmın Hazine adına tapuya tescili ile yetinilmesi gerekirken, dava konusu 1 08... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının tamamen iptal edilerek zaten tapuda davalı adına kayıtlı bulunan (B) ve (C) harfleri ile gösterilen kısımların ayrı parsel numarası verilerek mükerrer tescile neden olacak ve infazda tereddüt uyandıracak şekilde davalı adına tesciline karar verilmesi isabetsiz olup, bu husus bozmayı gerektirmekte ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun'un 438. maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. Bundan ayrı, dosya kapsamında yapılan incelemede, 25.11.2020 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, arazideki incelemeler sırasında tespit edilen güney doğudan-kuzey batı istikametine devam eden tescilsiz arazi yolunun davacı Hazine adına kayıtlı Haziran 1938 tarihli ve 50 sıra numaralı tapu kaydında bahsedilen batı ve güneydeki yol olduğu, Hazine adına kayıtlı 1 08... parsel sayılı taşınmazın da bu alan içinde kaldığı, dolayısıyla taşınmazın batısında yol ve orman, kuzeyinde orman ve güneyinde yol gösterilen hudutların araziye uygulanabildiği, yine harita mühendisi bilirkişisinden alınan 01.12.2021 havale tarihli ek raporda, davacının dayandığı tapu kaydının 1 08... parsel sayılı taşınmazı da kapsayacak şekilde uygulanması gerektiği belirtilmiş, gerek anılan ek rapor gerekse İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan fen bilirkişisinin 07.01.2023 tarihli ek raporu krokisinde (A) harfi ile gösterilen alanın davacı Hazine adına kayıtlı 1 08... parsel sayılı taşınmazı da kapsadığının anlaşılmasına göre, (A) harfi ile gösterilen bölümden 1 08... parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün düşülmesi suretiyle geriye kalan 2.467,18 m²lik bölüm yönünden tapu kaydının iptali ile bu kısmın davacı Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekmekte ise de, temyiz edenin sıfatına göre bu husus bozma nedeni yapılmamış, eleştirilmekle yetinilmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle, sair temyiz itirazlarının REDDİNE, Temyiz itirazlarının, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle ve kamu düzeni gereğince kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinin 2, 3 ve 4. paragrafında yer alan, "... ili ... ilçesi ... köyü ... Mevkiinde bulunan 1 08... Parsel sayılı taşınmazın davalı adına kayıtlı olan mevcut tapu kaydının iptal edilerek, 108 adanın son parsel numarasından sonraki parsel numaraları verilmek suretiyle; taşınmazın fen bilirkişisi tarafından tanzim edilip dosyaya ibraz edilen 07.01.2023 tarihli ek bilirkişi raporuna ekli krokide, (A) harfi ile gösterilen 3.350,00 m² yüzölçümlü parselin "fındık bahçesi" vasfıyla Hazine adına tesciline, (B) harfi ile gösterilen 3.260,23 m² yüzölçümlü parsel ile (C) harfi ile gösterilen 16.614,05 m² yüz ölçümlü parsellerin ise "fındık bahçesi" vasfıyla davalı ... oğlu ... adına tesciline," ifadelerinin hükümden çıkartılarak, yerine "Dava konusu ... ili ... ilçesi ... köyü ... mevkinde bulunan 1 08... parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi tarafından tanzim edilen 07.01.2023 tarihli ek bilirkişi raporuna ekli krokide, (A) harfi ile gösterilen 3.350,00 m²lik kısmının tapu kaydının iptali ile son parsel numarası verilerek "fındık bahçesi" vasfıyla Hazine adına tesciline," ifadelerinin eklenmesine ve İlk Derece Mahkemesi kararının bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 22.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.