Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/678 E. 2025/6065 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/678
Karar No
2025/6065
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2023/75 E., 2023/89 K.

Taraflar arasında kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davalılar Hazine vekili ve Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava konusu taşınmazın bulunduğu, ... ili ... ilçesi ... Mahallesinde 1954 yılında yapılan tapulama çalışmalarında dava konusu taşınmazın orman olduğu gerekçesiyle tespit harici bırakıldığı, 2016 yılında kesinleşen 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesine göre yapılan kadastro çalışmasıyla taşınmazın bahçe niteliği ile Hazine adına tespit edildiği, 1986 yılında kesinleşen orman kadastrosunda orman sayılmayan alanda kaldığı anlaşılmıştır. Davacı ... dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi .../... Mahallesinde bulunan 3946 parsel sayılı taşınmazın ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit edildiğini, taşınmazın bir kaç kez el değiştirdiğini, en son taşınmazı kendisinin satın aldığını belirterek, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle taşınmazın adına tescilini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 25.04.2018 tarihli ve 2016/37 Esas, 2018/34 Karar sayılı kararıyla; orman kadastrosunun kesinleşme tarihinden itibaren 20 yıllık zilyetliğin nizasız ve fasılasız olarak davacı lehine gerçekleşmediği, bu zilyetlik süresinin gerçekleşmiş olması ihtimalinde dahi evveliyatı orman olan bir taşınmazın zilyetlikle kazanımının mümkün bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili; taşınmazın bulunduğu yerde arazi kadastrosunun 1954 tarihinde kesinleştiği, kesinleşme tarihi ile dava tarihi arasında 20 yıllık sürenin geçtiği, taşınmazın hiçbir zaman orman olmadığı, eksik inceleme ile karar verildiği iddiasıyla, İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince; dava konusu taşınmazın 1954 arazi kadastrosunda orman olarak tapulama dışı bırakıldığı, ... beldesinde ilk orman kadastrosunun 1984 yılında yapılarak, sonuçlarının 03.04.19 86... .10.1986 tarihleri arasında ilan edildiği, itirazsız yerlerde 03.10.1986 tarihinde kesinleştiği, davacının, dava konusu yerle ilgili kadastro tespitinden önce 17.12.2002 tarihinde ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde açmış olduğu tescil davasının takip edilmediği gerekçesiyle 20.05.2004 tarihinde işlemden kaldırıldığı, 29.09.2004 tarihinde ise 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 409/5. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, açılmamış sayılmasına karar verilen davaların, 3402 sayılı Kanun'un 5. maddesinde tanımlanan görülmekte olan davalar mahiyetinde olmadığı, orman kadastrosunun kesinleşme tarihinden itibaren 20 yıllık süre geçmeden ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/930 Esas, 2009/288 Karar sayılı dosyasında açılmış olan davanın lehe bilirkişi raporları, mahalli bilirkişi ve tanık anlatımlarına rağmen 20 yıllık sürenin geçmediğinin fark edilmesi nedeniyle davanın takipsiz bırakılmış olduğu, davacının tespitten önce açtığı bu dava nedeniyle 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde yazılı nizasız 20 yıllık malik sıfatıyla zilyet bulunma şartının davacı lehine gerçekleşmemiş olduğu, İlk Derece Mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; davacı vekili, istinaf iddiaları ve res'en belirlenecek nedenlerle, Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmiştir. Dairemizin 20.03.2023 tarihli ve 2021/10534 Esas, 2023/1614 Karar sayılı ilamında; dava konusu taşınmaz, 1954 yılında orman vasfıyla tescil harici bırakılmış ise de orman sınırları dışında bırakıldığı, 1986 yılında kesinleşen orman tahdidi sonrasında, koşullarının gerçekleşmesi halinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanma imkanı bulunduğu, somut olayda gerek eldeki dosya, gerekse ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin açılmamış sayılmasına karar verilen 2002/930 Esas sayılı dosyasında yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporları karşısında taşınmazın özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden olduğu ve davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu, her ne kadar İlk Derece Mahkemesince nizasız (davasız) koşulu gerçekleşmediği gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de, hükme konu edilen ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/930 Esas sayılı dosyanın 20.05.2004 tarihli celsesinde dosya işlemden kaldırıldıktan sonra 29.09.2004 tarihinde 1086 sayılı Kanun'un 409/5. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olduğunun belirlenmemiş olması karşısında, bu kararın, taşınmazın üzerindeki zilyetliğin nizasız (davasız) sürdürülmesi koşulu yönünden aleyhe hüküm ifade etmeyeceği, İlk Derece Mahkemesince, davacının davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde ret kararı verilmesinin doğru görülmediğinden temyiz olunan, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; tespitten önce açılan ve açılmamış sayılmasına karar verilen davanın zilyetlik süresini kesmeyeceğinin belirlemesi karşısında davacı lehine dava konusu taşınmaz üzerinde zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, davanın görevli mahkemede açılmadığını, kazandırıcı zilyetlik koşullarının oluşmadığı iddiasıyla; davalı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde; taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunu, bu nedenle idare yönünden husumetten ret kararı verilmesi gerektiğini, idarenin taraf sıfatına haiz olmadığını, taşınmazın evveliyatının orman olduğunu, orman kadastrosunun kesinleşmesinden itibaren 20 yıllık zilyetlik koşullarının gerçekleşmediğini ve idare lehine vekalet ücretine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmişlerdir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin 2. fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi ile 439. maddesinin 2. fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar, usul ve kanuna uygun olup, davalılar Hazine vekili ve Orman İdaresi vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 7139 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 30.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/678, K. 2025/6065, T. 30.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-678-e-2025-6065-k-35bc36d81bd9