Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6846 E. 2025/7717 K. – Tapu İptali Ve
Konu: Tapu İptali Ve Tescil
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/6846
- Karar No
- 2025/7717
- Karar Tarihi
- Konu
- Tapu İptali Ve Tescil
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1172 E., 2024/1543 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bafra 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/218 E., 2024/312 K.
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili ve davalılar vekili Avukat ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sonucunda, Samsun ili .... ilçesi .... Mahallesi çalışma alanında bulunan temyize konu 1 41... parsel sayılı 30.037,63 m² yüzölçümündeki taşınmaz 2510 sayılı İskan Kanunu’nun 30. maddesine göre krokiye bağlanarak Bulgaristan göçmenlerinden ....... ve müşterekleri adına 20.10.1956 tarihinde tespit ve tescil edilmiştir. 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. maddesi gereği imar uygulaması çalışmalarında 1 41... parsel numarasıyla ve 15.564,49 m² yüzölçümlü olarak malikleri adına tescil edilmiştir. Yörede 6831 sayılı Orman Kanunu’na (6831 sayılı Kanun) göre orman kadastrosu ve 3302 sayılı Kanun'la değişik 2/B madde çalışmaları 12.04.2013 tarihinde ilan edilerek, 13.10.2013 tarihinde kesinleşmiştir . Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın 1956 yılında tarla vasfı ile tapuya tescil edilmiş olduğunu, taşınmazın tapuda halen ... ve müşterekleri adına tarla vasfı ile kayıtlı olduğunu, Orman Kadastro çalışmalarında dava konusu 1 41... parsel sayılı taşınmazın kısmen orman olarak sınırlandırıldığını ve Orman kadastrosunun itiraz olmadan kesinleştiğini, dava konusu taşınmazın eski tarihli memleket haritası, meşçere haritası, hava fotoğraflarının uygulanması, üzerindeki bitki örtüsü, toprak yapısı, eğimi ve çevresi itibariyle hukuken ve fiilen orman vasfında olduğunu ileri sürerek, Samsun ili ... ilçesi ... Mahallesinde kain 1 41... parsel sayılı taşınmazın kesinleşen orman kadastrosuna göre orman olan kısmının tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "bilirkişi raporunda dava konusu Samsun ili .... ilçesi ... Mahallesi 1 41... parsel sayılı taşınmazın 3116 sayılı Orman Kanunun göre orman sayılan yerlerden olduğu, 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanun’un Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanuna göre devletleştirilen orman alanlarından olduğu, 5658 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanun'la iadeye tabi olmadığından 6831 sayılı Kanun kapsamında orman sayılan yerlerden olduğunun rapor edildiği, kural olarak taşınmazın bulunduğu yörede orman sınırlandırılması yapılmış ve kesinleşmiş ise bir yerin orman olup olmadığı kesinleşen orman kadastro haritasının ve tutanaklarının yerine uygulanmasıyla çözümleneceği, yapılan keşfe ve orman kadastrosuna göre dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu" gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 1 41... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu taşınmazın öncesi itibariyle orman niteliği bulunmadığını, dava konusu edilen taşınmazın kadimden beri tarla vasfında tapuya kayıtlı olduğunu, büyük bir kısmının eylemli nitelikte ağaç ile örtülü olmadığını, çevreden gelen tohumlar yoluyla ormanlaşmasının taşınmazı orman haline getirmeyeceğini, ziraat bilirkişi raporunda marjinal tarım arazisi sınıfında olduğu tespitinin yapıldığını, davayı kabul etmemekle beraber dava konusu taşınmazın tamamında orman ağaçları bulunmadığından davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmesi gerekirken tamamen kabul kararı verilmesinin de hatalı olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili ve davalılar vekili Avukat ... tarafından temyiz edilmiştir. 1. Davalılar vekilinin temyiz istemi bakımından; taraflardan birisinin İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmaması halinde kamu düzenine aykırılık yok ise diğer taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşacaktır. Karşı tarafın istinafı üzerine de Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesince değiştirilmemesi halinde, istinaf etmeyenin temyize başvurması usuli müktesep hak ilkesine takılacaktır. Kural olarak İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmayan tarafın Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz hakkı bulunmamaktadır. Ancak ilk kararı istinaf etmeyen taraf Bölge Adliye Mahkemesi tarafından İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılarak yeni bir karar verilmesi halinde bu yeni kararı temyiz edebilecektir. Başka bir deyişle istinaf başvurusunun reddi halinde Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup, İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır. Somut uyuşmazlıkta, davalılar vekili, İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmemiş, ancak Bölge Adliye Mahkemesinin kararını temyiz etmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere davalılar vekilinin, İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmadığından ve aleyhine yeni bir karar verilmediğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararını müstakilen ya da “katılma yoluyla" temyiz hakkı bulunmamaktadır. Bu açıklamalar karşısında İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen davalılar vekilinin Bölge Adliye Mahkemesinin kararını temyiz hakkı bulunmadığından, temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalılar vekilinin TEMYİZ DİLEKÇESİNİN REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.