Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6337 E. 2025/6055 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/6337
Karar No
2025/6055
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2013/82 E., 2024/12 K.

Taraflar arasında görülen kadastro tesptine itiraz davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, asıl davada davacı ... ve arkadaşları, birleşen davada davacı ... ve arkadaşları ile asli müdahil ... ve arkadaşlarının çekişmeli 2 94... parsel sayılı taşınmaza yönelik açtıkları davanın reddine, davacı ... ve arkadaşlarının çekişmeli 2 94... (yeni 2 94... parsel) parsel sayılı taşınmaza yönelik açtıkları tapu kaydının iptaline yönelik dava ile birleşen davada asli müdahil ... ve arkadaşlarının çekişmeli 2 94... parsel sayılı taşınmaza yönelik açtıkları (yıkım) kal talepli davanın görev yönünden usulden reddine, Mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş olup, kararın davacılar ..., ..., ... ve ... vekili tarafından duruşmalı olarak; davacılar ..., ..., ..., ... ve ..., davacı ... vekili, davacı ... ve davacılar ... ve ... vekili tarafından duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine, İlk Derece Mahkemesince ek kararla, davacılar ... ve ... vekilinin süresinde yapılmayan temyiz başvuru dilekçesinin reddine karar verilmiş; bu defa ek karar davacılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, işin niteliği ve dava değeri itibarıyla 23.09.2025 salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiş olup, duruşma için tayin edilen günde ... ve müşterekleri vekili Avukat ..., ... ve müşterekleri vekili Avukat ... ve Hazine vekili Avukat ...'nin katılımıyla duruşmaya başlanarak, hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 30.09.2025 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında, ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 2 94... parsel sayılı 2.466,26 m² yüzölçümündeki taşınmaz, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir.

Aynı çalışma alanında bulunan 2 94... parsel sayılı 5.815,21 m² yüzölçümündeki taşınmaz ise tapu kaydı ve vergi kaydı nedeniyle Hazine adına 16.03.1970 tarihinde tespit, 29.08.1970 tarihinde tapuya tescil edilmiştir.

Davacı ... İl Özel İdaresi vekili tarafından, davalılar ... kızı ... ve arkadaşları aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tapu iptali ve tescil davasında tutanak düzenlenmesi nedeniyle aynı Mahkeme tarafından Kadastro Mahkemesi sıfatıyla devam edilerek yapılan yargılama sonucunda; 07.12.1977 tarihli ve 1968/78 Esas, 1977/635 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, Şubat 1299 tarihli ve 88 sıra numaralı tapu kaydının iptaline, çekişmeli 2 94... parsel sayılı taşınmazın davacı İl Özel İdaresi adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, yargılama sırasında ölen ...'un son mirasçısı sıfatıyla davaya dahil edilen Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 02.06.1980 tarihli ve 1980/2868 Esas, 1980/3073 Karar sayılı kararıyla onanmış; taraflarca karar düzeltme talebinde bulunulmaması üzerine 30.06.1981 tarihinde kesinleşmiştir.

Davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin ... efendinin mirasçıları olduğunu, Şubat 1299 tarih ve 88 sıra numaralı tapu kaydının ... müzesi (eski ... Konağı) ve ... sahilinde yer alan ... bir kısmını kapsadığını, Asliye Hukuk Mahkemesinin 1968/78 Esas sayılı dosyasında davaya dahil edilmemeleri sebebiyle tapu kaydının kesinleşmediğini, tapu kaydının kadastro tespiti sırasında uygulanmaması nedeniyle tapulama işlemlerinin yok hükmünde olduğunu ileri sürerek, çekişmeli 2 94... ve 5 parsel (yeni 2 94... parsel) sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile müvekkillerinin murisi ... mirasçıları adına miras payları oranında tescilini istemiştir.

Davacı ... vekili; müvekkilinin hissedarı bulunduğu Şubat 1299 tarihli ve 88 sıra numaralı sınırları belirtilen taşınmaza davalı İl Özel İdaresinin müdahalesinin önlenmesi istemiyle, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmıştır.

Asli müdahil ... ve arkadaşları vekili müdahale dilekçesinde; ... Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmüş ve karara bağlanmış olan 1968/78 Esas sayılı dosyasında ...'nın ... ...'nin mirasçılarından olduğunu, ... mirasçısı olarak aleyhine açılan davada davalı olarak yer aldığını, 1968/78 Esas, 1977/635 Karar sayılı ilamda isminin yazmadığını, kararın hem hatalı parsel numarası yazılarak hem de ... ismi yazılmaksızın verildiğini, tebligat yapılmadığını, taraf sıfatı eksik olduğundan hukuki geçerliliğinin olmadığını, ... kızı ...'ın dava açıldığı tarihte ölü olduğunu, ölü kişi aleyhine dava açılamayacağını, mirasçılarının davaya dahil edilmediğini, ...in dava açıldığı tarihte ölü olduğunu, mirasçılarının 1968/78 Esas sayılı davada tespit edilerek davaya dahil edilmelerinin sağlanması ve kişinin ölü olduğunun belirtilerek hüküm oluşturulması gerektiğini, ...mirasçılarının tespit edilerek kendilerine usulüne uygun tebligat yapılmadığını, davalılardan ... mirasçıları ... ve ...'e yeterli tahkikat yapılmaksızın Resmi Gazete'de, Mahkeme salonunda tutanak tutulmayarak ilan metni ile ilanen tebligat yoluna gidildiğini, Resmi Gazete ve eksik hususlar ile tebligat yapılmış olması yönünden de 1968/78 Esas sayılı dava dosyasında verilen kararın ve tashihi kararın usule aykırı olduğunu, ... mirasçılarına tebligat yapılmadığını, 1968/78 Esas sayılı dava dosyasının kesinleşmediğini, 30.06.1981 tarihinde kesinleşmiş ise 1987 tarihinde yürürlüğü giren 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 12/son maddesinde yer alan 20 yıllık süreden bahsetmenin mümkün olmadığını, müvekkillerinin Şubat 1299 tarihli ve 88 sıra numaralı tapu kayıt maliki Abdülkadir ...'nin mirasçılarından olduğunu, kendilerinin de hak sahibi olduklarını ileri sürerek, müvekkillerinin hak sahipliklerinin tespiti ile davalıların vaki müdahelesinin men'ine ve kal'ine karar verilmesini istemiştir.

Davalı ... İl Özel İdaresi vekili cevap dilekçesinde; ... ...'nin 1292 yılında vefat ettiğini, dayanılan tapu kaydının intikal görmediğini, nizalı sahanın çok uzun zamandan beri müvekkilinin malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduğunu, taşınmaz üzerinde ... ... mirasçılarının zilyetliklerinin bulunmadığını ve davacıların dayandıkları tapu kaydının hukuki kıymetini yitirdiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; kesin hüküm bulunması sebebiyle dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, dava konusu taşınmazın 50 yılı aşkın süredir müvekkili idarenin iyiniyetli malik sıfatıyla nizasız ve aralıksız zilyetliği altında olduğunu, taşınmaz edinme koşullarının müvekkili lehine oluştuğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın dinlenme olanağının bulunmadığını, dava konusu taşınmaz hakkında Kadastro Mahkemesi sıfatıyla görülen ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1968/78 Esas ve 1977/635 Karar sayılı dosyasında karar verildiğini ve kararın 30.06.1981 tarihinde kesinleştiğini, dava konusu taşınmazlar hakkında kesin hüküm bulunduğunu ve davanın süresinde açılmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan müdahalenin meni davasında yapılan yargılama sonunda verilen kararın temyizi üzerine, usule ilişkin Yargıtay bozma ilamına uyularak Kadastro Mahkemesine görevsizlik kararı verilmiş, Kadastro Mahkemesinde dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; "davacılar ile asli müdahillerin dayandıkları Şubat 1299 tarihli ve 88 sıra numaralı tapu kaydının çekişmeli taşınmazlara uymadığı, davacıların dayandıkları veraset ilamında davacıların murisi olan ... ...'nin 1292 yılında vefat ettiği, dayanılan tapu kaydının ihdas tarihinin 1299 olduğu, ölüm tarihinden sonra tapuda ihdasın olamayacağı, davacıların murisi ... ... ile dayanılan tapu kayıt maliki ... ...'nin aynı kişi olmadığı, aradaki akdi veya ırsi bağın kurulamadığı, taşınmazların tespitlerine esas olan tapu kayıtlarının taşınmazları kapsadığı, taşınmazların zilyetliğinin tespite esas olan tapu kayıt malikleri Hazine ve ... Valili'ğinde olduğu, davacıların ve murislerinin taşınmazlar üzerinde zilyetliklerinin bulunmadığı, davacıların dayandıkları tapu kaydının bir an için taşınmazlara uyduğu kabul edilse bile hukuki kıymetini yitirdiği, kayıt sahibinin ölüm tarihine göre de zamanaşımı ile kazanma şartlarının da oluştuğu; Asliye Hukuk Mahkemesinin 1968/78 Esas sayılı kararıyla davacıların dayandıkları Şubat 1299 tarihli ve 88 sıra numaralı tapu kaydının iptaline ve dava konusu 2 94... parsel sayılı taşınmazın davacı ... Valiliği adına tesciline karar verildiği ve kararın 30.06.1981 tarihinde kesinleştiği, anılan kararın dosyada yer alan tüm taraflar açısından gerekli yasal yollardan geçerek kesin hüküm teşkil ettiği, sözü edilen Mahkeme ilamında ...'un mirasçısı olmadığından mirasının Hazineye kaldığına dair veraset ilamı alındığı ve yargılamanın kanuni olarak atanan mirasçı davalı Hazine ile sonuçlandığı, Hazine tarafından gerekli kanuni yollara başvurulduğu, daha sonrasında ... mirasçıları tarafından açılan verasetin iptali davası sonucu mirasçılarının tespit edildiği, anılan veraset ilamı ile taraf olan Hazine tarafından yürütülen davada usulüne uygun taraf teşkilinin de sağlanmış olduğu, usulsüz tebligatlara ilişkin olarak da anılan iddianın doğru olmadığı ve tebligatların tüm taraflara usulüne uygun olarak yapıldığı, taraflarca kararın tebliğinin usulüne uygun yapılmadığını belirterek kararın tebliğini talep ettikleri, İlk Derece Mahkemesince bu talebin ek karar ile reddedildiği ve ek kararın temyize konu edildiği, ek karar ile talebin reddine ilişkin verilen kararın da temyizi sonucunda anılan ek kararın Yargıtay tarafından onanması sebebiyle usulsüz tebligat iddiasının da bulunmadığının belirlenmiş olduğu, kesinleşmiş kararın tüm tarafları bağladığı, ...'un da dosyada taraf olduğu, sadece davalı olarak mirasçı Hazinenin katıldığı, bu anlamda ... mirasçıları için kesin hüküm teşkil etmediği bir an için düşünülse dahi, Asliye Hukuk Mahkemesinin 1968/78 Esas sayılı dosyanın kesin delil mahiyetinde olduğu, kesin delil mahiyetinde olan dosya içeriğindeki delil ve bilgilerin aksinin davacı ... müdahiller tarafından aynı mahiyette deliller ile ispat edilemediği, 3402 sayılı Kanun'un 12. maddesinin son fıkrasında yer alan "kesinleşmemiş tutanakların herhangi bir nedenle tapuya tescil edilmesi halinde iddia ve taşınmazın niteliğine bakılmaksızın, taşınmazı tescil tarihinden itibaren 20 yıl müddetle malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduranlar ile bunların akdi ve kanuni haleflerinin açılmış ve açılacak olan davalarda Medeni Kanun'un tapuya itimat prensibinden yararlanacaklarına" dair hükmün de Yargıtay ilamında açıkça belirtildiği; dava konusu 2 94... parsel sayılı taşınmazın tespitine askı ilan süresinde itiraz edilmediğinden 29.08.1970 tarihinde kesinleştiği ve Hazine adına tapuya tescil edildiği, asıl davanın kadastro tespitinin kesinleşmesinden sonra 23.09.2013 tarihinde açıldığı, müdahalenin meni ve kal talepli davanın Kadastro Mahkemesinin görevi dışında olduğu" gerekçesiyle asıl davada davacı ... ve arkadaşları, birleşen davada davacı ... ve arkadaşları ile asli müdahil ... ve arkadaşlarının çekişmeli 2 94... parsel sayılı taşınmaza yönelik açtıkları davanın reddine, davacı ... ve arkadaşlarının çekişmeli 2 94... (yeni 2 94... parsel) parsel sayılı taşınmaza yönelik açılan tapu kaydının iptaline yönelik dava ile birleşen davada asli müdahil ... ve arkadaşlarının çekişmeli 2 94... parsel sayılı taşınmaza yönelik açtıkları (yıkım) kal talepli davanın görev yönünden usulden reddine, Mahkemenin görevsizliğine, davaya bakmaya ... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 20. maddesi gereğince Mahkeme kararına karşı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak karar kesinleşir ise kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içerisinde, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde kararı veren Mahkemeye başvurarak dava dosyasının görevli Mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekmesine, aksi takdirde İlk Derece Mahkemesince re'sen bu konuda davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğine; çekişmeli 2 94... parsel sayılı taşınmaz ile ilgili ... Kadastro Mahkemesinin 07.12.1977 tarihli ve 1968/78 Esas, 1977/635 Karar sayılı ilamının 30.06.1981 tarihinde kesinleştiği ancak tapuda Mahkeme ilamına ilişkin işlem yapılmadığından yeniden tapu siciline kayıt ve tescile ilişkin hüküm kurulmasına yer olmadığına, kesinleşen karar uyarınca davalıdır şerhlerinin kaldırılmasına, kararın gereği için kararda belirtilen taraf ve sonrasında yapılan satışlar da dikkate alınarak Mahkeme ilamına göre 2 94... parsel sayılı taşınmazın tapuya kayıt ve tescil işlemlerinin yapılmak üzere dosya aslının Tapu Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davacılar ..., ..., ... ve ... vekili, davacılar ..., ..., ..., ... ve ..., davacı ... vekili, davacı ..., davacılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, İlk Derece Mahkemesince verilen 09.09.2024 tarihli ek kararla; süresinde yapılmayan temyiz başvuru dilekçesinin reddine karar verilmiş; bu ek karar davacılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesinin 2. fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin 2. fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen 09.09.2024 tarihli ek karar usul ve kanuna uygun olup davacılar ... ve ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

2. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesinin 2. fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428. maddesi ile 439. maddesinin 2. fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre temyizen incelenen karar, usul ve kanuna uygun olup davacılar ..., ..., ... ve ... vekili, davacılar ..., ..., ..., ... ve ..., davacı ... vekili ve davacı ...'nın temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesinin 09.09.2024 tarihli ek kararı ile 04.06.2024 tarihli kararının ONANMASINA,

Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 28.000 TL avukatlık ücretinin temyiz eden bir kısım davacılar ... ve müştereklerinden alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan Hazineye verilmesine,

427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL nin temyiz edenlerden ayrı ayı alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

30.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/6337, K. 2025/6055, T. 30.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-6337-e-2025-6055-k-447e1b0e2b18