Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5300 E. 2025/3058 K. – Uygulama Kadastr
Konu: Uygulama Kadastrosuna İtiraz
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/5300
- Karar No
- 2025/3058
- Karar Tarihi
- Konu
- Uygulama Kadastrosuna İtiraz
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/308 E., 2024/823 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b.1 inci gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Uygulama kadastrosu sırasında, ... ili ... ilçesi ... (...) köyü çalışma alanında bulunan ve tapuda davacı adına kayıtlı bulunan eski 588 parsel sayılı 95.000 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 137 ada 12 parsel numarasıyla 94.603,34 metrekare yüzölçümlü olarak; ... ve müşterekleri adına tapuda kayıtlı bulunan eski 590 parsel sayılı 19.250 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 137 ada 13 parsel numarasıyla ve komisyon kararıyla 19.862,24 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında davacıya ait taşınmazın yüzölçümünün eksildiği ve eksikliğin davalıya ait 192 ada 92 parsel sayılı taşınmazdan kaynaklandığını, taşınmazlar arasında eskiden beri bulunan ve değişmeyen tonç sınırı esas alınmadan sınırın belirlendiği iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; " Dava konusu parsellerin 1966 yılında tespit gördüğü, yapılan tesis kadastrosunun 07/04/1968 yılında kesinleştiği, eski 588 parsel yeni 137 ada 12 parselin tesis kadastrosu çalışmalarında 95000 metrekare 22/a madde çalışmaları sonrasında 94603.34 metrekare olarak tespit gördüğü, eski 590 parsel yeni 137 ada 13 parselin ise tesis kadastrosu çalışmalarında 19250 metrekare 22/a çalışmaları sonrasında 23835.49 metrekare olarak tespit gördüğü, incelenen hava fotoğraflarına 1953 yılı hava fotoğraflarında dava konusu taşınmazlar arasındaki sınırın tesis ve yenileme kadastrosunda esas alınan geçerli sınır ile uyumlu olduğu ve büyük ölçüde örtüştüğü, 1956 ve 1963 yılları hava fotoğraflarında görüntü kalitesi ve hassasiyet sebebiyle değerlendirmeye uygun olmadığı, 1990 ve 2008 yıllarındaki hava fotoğraflarında ise parseller arasındaki sınırın kullanımdan kaynaklı olarak zaman içinde değiştiğini ve davacının kendisine ait olduğunu iddia ettiği alanı 1990 yılında beri kendi parseli ile birlikte kullandığını, dosyaya sunulan 19/06/2022 tarihli fen bilirkişilerin ve harita mühendisi bilirkişisinin vermiş olduğu ortak raporda yenileme çalışmaları sırasında tesis kadastrosunda sınırda hata yapılmadığı ve iki taşınmaz arasındaki sınırın geçerli sınır tipi olarak belirlendiği, verilen bu ortak raporun denetime elverişli olduğundan hükme esas alınmış olup; bilirkişi raporu, keşif mahalinde dinlenen mahalli bilirkişi beyanları, tanık anlatımları hep birlikte değerlendirildiğinde, iki taşınmaz arasındaki sınırın geçerli sınır olarak belirlendiği, yenileme çalışmalarında dava konusu taşınmazlarının sınırının tesis kadastrosu sınırı ile uyumlu olduğu ve bu sınırın 1953 yılı hava fotoğrafı görüntüsünde de belirlenen sınır ile uyumlu olduğu, dava konusu edilen yerin kullanımdan kaynaklı olarak zeminde davacının parseli ile birlikte kullanıldığı görülmüş ise de mahkememizce de keşif mahallinde yapılan gözlemde parseller arasındaki sınırın taşınmazları birbirinden ayırt edecek şekilde bir sınır olmadığı ve taşınmaz arasındaki sınırın doğal sınır olmadığı, yenileme kadastro çalışmalarında iki taşınmaz arasındaki sınırın geçerli sınır olarak alınıp belirlendiği belirlenen sınırın tesis kadastro sınırı ile uyumlu olduğu ve bu sınırın 1953 yılına ait hava fotoğrafları ile desteklendiği anlaşıldığından tüm bu sebeplerele yenileme tespitinde dava konusu taşınmazlar arasındaki sınırında hata söz konusu olmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesince, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 inci maddesi gereğince esastan reddedilmiş ve bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,16.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.