Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5091 E. 2025/5950 K. – Kadastro Tespiti

Konu: Kadastro Tespitine İtiraz

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5091
Karar No
2025/5950
Karar Tarihi
Konu
Kadastro Tespitine İtiraz

MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/3098 E., 2022/316 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2017/12 E., 2019/8 K.

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili ve davalılar ... mirasçıları ile ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 2009 yılında yapılan kadastro sırasında; 2 24... , 179, 198, 217, 2 46... , 3 65... ve 35 parsel sayılı taşınmazlar ... adına; 2 24... , 242, 259, 2 42... , 3 64... , 3 65... , 1 10... parsel sayılı taşınmazlar ... adına; 2 23... , 2 24... , 3 63... , 3 64... , 3 65... , 75, 1 01... parsel sayılı taşınmazlar ... adına senetsizden irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedenlerine dayalı olarak tespit edilmiştir.

Davacı ... dava dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların annesi ...'dan miras kaldığını ileri sürerek taşınmazların tespitlerinin iptali ile taşınmazların ... mirasçıları adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesince dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; "...yapılan yargılamada delil olarak dayanılan tüm vergi kayıtlarının kadastro çalışmaları sırasında herhangi bir parsele uygulanıp uygulanmadığı ilgili yerlerden sorulmuş, söz konusu kayıtların herhangi bir parsele uygulanmadığı tespit edilmiş ve bunun üzerine ilgili kayıtlar mahallinde yapılan keşif esnasında mahalli ve tespit bilirkişileri ile teknik bilirkişiler eşliğinde usulüne uygun olarak dava konusu tüm taşınmazlara uygulanmıştır. Mahkememizce mahallinde yapılan keşif esnasında dosya arasında bulunan kayıtların uygulanmasından; mahalli ve tespit bilirkişilerine hudut, mevki ve yüzölçümü olarak sorulmak suretiyle dosya arasında bulunan 38 adet kayıttan 36 adedinin mevki itibariyle dava konusu taşınmazları gösterdiği ancak bu kayıtların hudut ve yüzölçümü itibariyle dava konusu taşınmazlara uymadığı, geriye kalan 2 kayıttan 26.08.2010 tarihli tespit raporunun 8. sırasındaki 5136 tahrir numaralı vergi kaydında yer alan ve hudutları ..., ..., ... ve ... olan kaydın dava konusu 2 42... parsel sayılı taşınmaza uyduğu; 09.09.2015 tarihli tespit raporunun 11. sırasındaki ... tahrir numaralı vergi kaydında yer alan ve hudutları ..., ..., ... ve ... olan tahrir kaydının dava konusu 3 65... parsel sayılı taşınmaza uyduğu anlaşılmıştır. Mahallinde yapılan keşif esnasında beyan ve bilgilerine başvurulan mahalli bilirkişilerin tümü ittifakla davacı ...'nın annesi ... ile davalı ...'nın amca çocukları olduğunu, ... ile ...'nın ..., ... ve ... olmak üzere üç çocukları olduğunu, daha sonra ...'nın Semiye isimli bir kadınla imam nikahı yaparak köyde meydana gelen yangın felaketine kadar İstanbul ilinde ikamet ettiğini, yangın felaketinden sonra davalı ...'nın ikinci eşi ile birlikte köye geri döndüğünü ve dava konusu taşınmazları kullanmaya başladığını, dava konusu taşınmazların bir kısmının davalı ...'nın ilk eşi ve davacının da annesi olan ...'ya kendi dedesinden mirasen intikal ettiğini, bir kısmının ise ... ve çocukları tarafından bizzat ekilebilir hale getirildiğini, dava konusu taşınmazlar arasında davalı ...'ya kendi üst soyundan mirasen intikal eden bir yer olmadığını, davalının köyde meydana gelen yangın felaketine kadar taşınmazları kullanmadığını belirtmişlerdir. Keşif esnasında dinlenen mahalli ve tespit bilirkişilerinin beyanları, dosya arasında bulunan kayıtların dava konusu edilen taşınmazlara uygulanması, alınan teknik bilirkişi raporları ile dosyada mevcut tüm delillerin değerlendirilmesi sonucu dava konusu edilen taşınmazların davacının annesine kendi üst soyundan, davacıya ise annesinden mirasen intikal ettiği kanaatine varıldığı..." gerekçesiyle davacının asıl ve birleşen davalarının ayrı ayrı kabulüne, dava konusu taşınmazların tespitlerinin iptali ile davacı ... adına tescillerine karar verilmiş; hükme karşı davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "...dosya kapsamına göre verilen karar usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır. Bir davada hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır. Bu talebin azına karar verilebilmesine rağmen daha fazlasına veya talepten başka bir şeye karar verilemez. Nitekim, “taleple bağlılık ilkesi” başlıklı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 26. maddesinde; “Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. Hakimin, tarafların talepleriyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır.” hükmü ile bu husus açıkça düzenlenmiştir. Somut olayın incelenmesinde; asıl ve birleşen dosyalarda davacı, dava konusu taşınmazların murisi annesi ...'dan miras kaldığını davalılar adına yapılan tespitlerin iptali ile muris ... mirasçıları adına hisseleri oranında tescil talep etmesine rağmen, taşınmazların tamamının davacı adına tesciline kararı verilmesi taleple bağlılık ilkesine aykırıdır. Davacının iddiaları ile davalıların yargılama sırasındaki beyanlarına ve mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre dava konusu taşınmazlardan 3 63... ve 3 65... parseller dışındaki parsellerin davacının ortak miras bırakanı ...'dan kaldığı anlaşılmıştır. ... mirasçıları arasında yapılmış bir taksimin bulunmadığı, tespit sırasında hatalı olarak davalılar adına kadastro tespitlerinin yapıldığı anlaşılmaktadır. Dava konusu taşınmazlardan 3 63... ve 3 65... parsellerin mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre davacının murisi ...'dan gelmediği anlaşılmıştır. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazlardan 3 63... ve 3 65... parseller dışındaki parsellerin davacının murisi ...'nın dosyadaki veraset ilamına göre mirasçıları adına miras payları oranında davanın kabulüne, dava konusu taşınmazlardan 3 63... ve 3 65... parseller yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olmuştur..." gerekçesiyle, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin 04.10.2019 tarihli ve 2017/12 Esas, 2019/8 Karar sayılı kararının 6100 sayılı Kanun'un 353/(1)-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, ... ili ... ilçesi ... köyü 3 63... parsel ve 3 65... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin davanın reddi ile tespit gibi tesciline; diğer taşınmazlar yönünden davanın kabulü ile tespitlerin iptaline, taşınmazların ... mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş ve iş bu karar, davacı ... vekili ve davalılar ... mirasçıları ile ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,

427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL nin temyiz eden davalılardan alınmasına,

80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 534,70 TL nin temyiz eden ...'dan alınmasına,

615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile artan 26,50 TL'nin temyiz eden ...'ya iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

24.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/5091, K. 2025/5950, T. 24.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-5091-e-2025-5950-k-a0729550377a