Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4750 E. 2026/2099 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4750
- Karar No
- 2026/2099
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/218 E., 2024/747 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2023/32 E., 2023/90 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ...... ili ...... ilçesi ........ Mahallesi çalışma alanında 2020 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/2-a maddesi gereğince yapılan uygulama kadastrosu sırasında, tapuda davacı ... adına kayıtlı eski 296 parsel sayılı ve 955,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 1 41... parsel ve 1.005,56 m² yüzölçümüyle tespit edilmiştir. 2. Davacı dava dilekçesinde; ....... ili ....... ilçesi ........ Mahallesinde kadastro yenileme çalışmalarının yapıldığını, eski 2 96... ada 3 parseldeki dedelerinden kalan eski evi babasının yıkarak eski evin yerine değil de parselin 7-8 metre içerisine yeniden yaptığını, yapılan çalışmalarda yıkılan eski evin değil yeni yapılan evin baz alınarak ölçüm yapıldığını, evlerindeki yaşam alanlarını kısıtlayarak diğer taraflarda çoğaltmaya gittiklerini, eski 296 parselin ........ ve ........ ait parselin arasındaki mesafenin eski ölçüme göre düzenlenmesini, eski 296 parselin kenarında bulunan samanlıklar ve evlerin sabit kaldığını, eski parseli ve komşu parsellerdeki nokta ve krokilerinin tamamen değiştiğini, ileri sürerek, eski parsel sınırlarına göre düzenlenmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı nedeniyle reddini, kadastro çalışmalarının doğru ve yerinde olduğunu ileri sürerek, haksız ve yersiz açılan davanın reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini savunmuştur. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. 3. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın husumet, usul ve esastan reddine karar verilmesini savunmuştur. 4. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın öncelikle husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, aksi takdirde davanın esastan reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ''yargılama konusu uyuşmazlığın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/2-a maddesi kapsamında yapılan yenileme çalışmaları sonrasında dava konusu taşınmazın sınırlarında meydana gelen değişikliğe ilişkin olduğu, davacı tarafından 30 günlük askı ilan süresinden önce dava açıldığı, Ankara Kadastro Müdürlüğüne müzekkere yazılarak 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 27/3. maddesine istinaden aynı kanunun 11. maddesi gereğince askı ilanlarının yapıldığı, dava konusu taşınmazın ilk tesis kadastrosunun 5602 sayılı Kanun hükümlerine göre 1957 yılında grafik usulle ölçülerek yapıldığı, tesis kadastrosu ve 22/2-a maddesi gereğince yapılan uygulama kadastrosu paftalarının ortofoto ve tesis kadastro tarihine en yakın hava fotoğrafları üzerinde çakıştırılması sonucunda; dava konusu taşınmazın yenileme sınırlarının, tersimat ve zemin sınırlarının tapulama sınırlarına uygun olarak belirlendiği, taşınmazın güneyindeki yol sınırının 1949 yılına ait hava fotoğrafı ile uyumlu olduğu, 1971 yılı hava fotoğrafında taşınmazın sınırlarının güneyindeki yola doğru genişlediği, zemindeki yol sınırlarının 1971 hava fotoğrafı ile uyumlu olduğu, tapulama evraklarına göre yapılan tapulama paftasında tersimat ve hatasının bulunmadığı, 22/2-a uygulaması ile elde edilen sınırların yenileme çalışmalarının mevzuata uygun olarak oluşturulduğu, teknik açıdan hatasının bulunmadığı şeklinde rapor düzenlediği, 17.08.2023 tarihli bilirkişi kurulu tarafından sunulan bilirkişi raporunun denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli olduğu, mahalli bilirkişi ve tanık beyanıyla da aksinin ispat edilemediği, Kadastro Müdürlüğünce yapılan sınırlandırmanın Kadastro Kanunu'nun 22/2-a maddesine, yönetmelik ve genelge hükümlerine uygun olduğu'' gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi kurulu tarafından yöntemine uygun şekilde tesis kadastrosu ve 22/2-a maddesi gereğince yapılan uygulama kadastrosu (komisyon) paftaları ile tesis kadastro tarihine en yakın tarihli hava fotoğraflarının çakıştırılması neticesinde, dava konusu eski 2 96... ada 3 parsel sayılı taşınmazın tapulama paftasında tersimat hatasının bulunmadığı, yenileme sınırlarının tapulama sınırlarına uygun olarak belirlendiği, taşınmazın güneyindeki yol sınırının 1949 yılına ait hava fotoğrafı ile uyumlu olduğu, 1971 yılı hava fotoğrafında taşınmazın sınırlarının güneyindeki yola doğru genişlediği, dava konusu taşınmazlarla ilgili uygulama kadastrosunun, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/2-a maddesi ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin Yönetmelik hükümlerine uygun yapıldığı, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı'' gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde davacının ileri sürmüş olduğu istinaf nedenleri hakkında yeterli araştırma ve inceleme yapılmaksızın dosyaya en son sunulan ve dosyadaki önceki raporlarla çelişkili bulunan 19.10.2023 tarihli bilirkişi raporuna dayanarak çelişki giderilmeden karar verildiğini, 19.10.2023 tarihli bilirkişi kurulu raporunun eklerinde yer alan “Dava konusu komşu taşımazların yenileme, zemin ve tapulama sınırlarının çakıştırılmış hali küçük ölçekli ” krokide çakıştırma yapılırken, 1957 yılında yapılmış ilk tesis kadastrosu sonucunda oluşturulmuş 8 numaralı paftada yer alan, dava konusu eski 2 96... ada 3 parselin güney sınırında yer alan sınırdaki 778, 775, 7 80... numaralı 4 adet sabit nokta hiç gösterilmeden çakıştırma işlemi yapıldığından yanlış sonuca varıldığını, dosyadaki bilirkişisi raporları arasındaki çelişkilere hiç değinilmediğini, çelişki giderilmeden hüküm tesis edildiğini, 19.10.2023 tarihli bilirkişisi kurulu raporunun ek-1 ve ek-2 de yapılan çakıştırmada 8 numaralı paftanın kullanılmadığını, 8 numaralı pafta kullanılmış olsa idi, dava konusu 1 41... parselin güneyindeki sınırda 4 tane sabit sınır noktasının belirtilmesi gerekeceğini, tapulama sınırlarının çakıştırıldığı belirtilmesine rağmen, böyle bir çakıştırma yapılmadığını, İlk Derece Mahkemesinin kararına dayanarak yaptığı bilirkişisi kurulu ............. ve .......... tarafından 23.10.2023 tarihinde sunulan raporun, yerinde keşif ve inceleme yapılmaksızın dosyadaki hava fotoğrafları ile yetinilerek hazırlandığını, raporun ilk tesis kadastrosu ile oluşturulan paftaya uygun olmadığını, bu paftaya da hiç değinilmeden rapor hazırlandığını, eksik inceleme ve araştırma ile oluşturulduğunu, 1957 yılında yapılmış ilk tesis kadastrosu ile oluşturulan 8 numaralu paftada güney sınırda 4 sabit nokta bulunmakta iken, yenileme çalışmaları sonucunda 3 sabit noktaya düşürüldüğünü, dava konusu eski 296 parsel ile güneyinde bulunan eski 618 parsel ile dava konusu eski 2 96... ada 3 parsel arasında kalan yol genişliğinin yenileme çalışmaları neticesinde 30 metre mesafeye çıkarıldığını, ilk tesis kadastrosu ile yapılan ilk paftada eski 296 parsel ile eski 618 parsel arasındaki yolun genişliğinin tahminen 6-7 metre mesafe olduğu, yenileme çalışmaları esnasında, dava konusu eski 296 parselin güney sınırında değişiklik yapıldığını, ilk tesis kadastrosu ve paftasına uymayan, sabit noktaları dikkate almayan 22/2-a yenileme çalışmaları neticesinde Kadastro Müdürlüğünce güney sınırın tamamen değiştirildiğini, ... köyünde (yeni Mahallesinde) eski sokak yolu alan ancak şu anda mahalle yolu olarak belirtilen bir yolun 30 metre genişliğinde olmasının mümkün olmadığını, dosyaya sunulan 19.10.2023 tarihli bilirkişisi kurulu raporunda ve Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesinde belirtildiği şekilde, yenileme sınırlarının tapulama sınırlarına uygun olarak belirlendiği hususunun doğru olmadığını, yapılan 22/2-a günceleme çalışmaları ile belirlenen koordinat noktalarının, ilk tesis kadastrosuna uymadığını, ilk tesis kadastrosu ile oluşan sabit noktalar ve koordinatlara hiç bakılmadan ve yerinde keşif yapılmadan, dosya üzerinde yeniden bilirkişisi incelemesi yaptırılarak hüküm verilmesinin yanlış olduğunu, mahalli bilirkişilerin beyanlarında eski 296 parsel içerisinde mevcut eski ev 1971 yılında yıkılıp yerine eski evin 6-7 metre kuzey tarafına çekilmiş biçimde yeni evin yapıldığı belirtilmesine rağmen, 22/2-a çalışmalarında ... çalışanlarınca mahalli bilirkişilere hiç sorulmadan eski evin yeri tam tespit edilmeden yeni evin konumuna göre ölçüm yapıldığından dava konusu taşınmazın güney sınırının hatalı çizildiğini, komşuları ............ ve.......... ait yeni 1 40... parseldeki sabit noktalar ve aralarındaki yol mesafelerinin hiç dikkate alınmadığını, ilk tesis kadastrosundan bu yana zeminde değişmeyen sabit sınırlar bulunduğunu, sınırlarında kadastral pafta ile uyumlu olduğu halde, 22/2-a güncelleme çalışmalarında buna aykırı ölçümler yapıldığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde; ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.