Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4226 E. 2025/3082 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4226
Karar No
2025/3082
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/383 E., 2024/1442 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Anadolu 9. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/417 E., 2022/582 K. Taraflar arasındaki 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'un (6292 sayılı Kanun) 7. maddesinden kaynaklı tapu iptali ve tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve 15.04.2025 gününde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Duruşma için tayin edilen günde davacı vekili Avukat ... ile karşı taraftan davalı ... vekili Avukat ... geldi. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 15.04.2025 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sonucunda ... ili ... ilçesi A. ... mahallesi çalışma alanında bulunan 1342 parsel sayılı 5.057,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, paylı olarak ... müşterekleri adına tespit edilmesinden sonra 1995 tarihinde taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı şerh edilmiş, ardından taşınmaz hükmen Hazine adına tescil edilmiş; bilahare 01.06.2018 tarihinde 153.409/1.011.400 payı davalı adına, diğer paylar ise muhtelif tarihlerde dava dışı kişiler adına 6292 sayılı Kanun'un 7/1-a maddesi gereğince hak sahiplerine iade işlemi yoluyla tescil edilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde; 1342 parselin (öncesi 4 ada 11 parsel) 2510 sayılı İskan Kanunu'na göre hak sahiplerine verildiğini ancak taşınmazın tapuya kayıtlı iken orman sınırları içerisinde kaldığı gerekçesiyle Hazine adına tescil edildiğini, hak sahiplerinden ...'nün taşınmazı ... 2. Noterliğince tanzim edilen 04.12.1987 tarihli ve 78931 yevmiye numaralı "Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi" ile .. ve ..'dan satın aldığını, davacınında murisinden kalan evinin bulunduğu taşınmazın bir kısmını ...'den 14.03.1995 tarihinde satın aldığını, tel örgü ile çevirerek bu tarihe kadar kereste deposu olarak kiraya vermek sureti ile kullanmak suretiyle hak sahibi olduğunu, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18 inci maddesi gereğince ... ile davacı arasında satış vaadi sözleşmesi yapılamadığını, ...'nün kalan hissesinin tamamını davalı ...'e sattığını ve bu kısma yönelik hisseli satış yapılamadığından davacı, ... ve davalı arasında davacının satın alma haklarının korunması amacıyla 22.04.1998 tarihli ve 11163 yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesinin imzalandığını ve davalının satış senedini Milli Emlak Müdürlüğüne ibraz ederek taşınmazı adına tescil ettirdiğini belirterek taşınmazın tapu kaydının iptal edilerek davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "davanın, 6292 sayılı Kanun'dan kaynaklı tapu iptal ve tescil talebine ilişkin olduğu, Yargıtay kararları ile somut olay değerlendirildiğinde, tapu kaydının dayanağı olan idari işlem iptal edilmeden tapu iptali ve tescil davasının dinlenme imkanı bulunmadığı gibi idarî işlemlerin iptali taleplerinin ise 2577 sayılı İdari Yargılama Usûlü Kanununa (2577 sayılı Kanun) göre idarî yargı yerlerine yapılacağı ve o mahkemelerce karara bağlanacağı, Hazine tarafından 6292 sayılı Kanun hükümlerine göre davalıya yapılan satış işleminin idari işlem niteliğinde olduğu, bahsi geçen idari işlemin idari yargı yerinde iptal edilmediği, farklı deyişle tapu kaydının dayanağı olan idari işlemin hukuki geçerliliğini koruduğu, davacının idareye yapmış olduğu başvuru neticesinde gerçekleşmeyen tapu iadesine karşılık herhangi bir idari dava açılmadığı" gerekçesiyle davanın ön şart yokluğundan usulden reddine karar verilmiş; hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "davanın, 6292 sayılı Kanun'un 7.maddesine göre bedelsiz iade ve tapu iptal tescil talebi ile 2/B niteliğindeki taşınmazın satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali istemine ilişkin olduğu, somut olayda davacının, adi satış vaadi sözleşmesine dayalı olarak davalı adına 6292 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan satış işlemi ile tescil edilen kısmın iptalini istediği, dava konusu yerin ise dava dışı ... tarafından ... 6. Noterliği'nin 22.04.1998 tarihli ve 1163 yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki taşınmaz mal satış sözleşmesine istinaden davalıya satıldığı, tapu kaydının dayanağı olan idari işlem iptal edilmeden tapu iptali ve tescil davasının dinlenme imkanının bulunmadığı, 6292 sayılı Kanun'a göre yapılan işlemin idari yargıda iptal edilmedikçe taşınmazlara yönelik tapu iptal tescil veya zilyetliğin tespiti davası açılamayacağı, bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, temyiz edenin sıfatına, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 28.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalı ...'e verilmesine, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/4226, K. 2025/3082, T. 17.04.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-4226-e-2025-3082-k-b6933de72918