Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3942 E. 2026/1165 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3942
- Karar No
- 2026/1165
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/734 E., 2024/708 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Doğubayazıt Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2016/17 E., 2020/1 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, .. ili .. ilçesi .. köyü çalışma alanında bulunan 1 01... ve 1 08... parsel sayılı sırasıyla 12.206, 44... .772,48 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, toprak tevzi tapusu nedeniyle, beyanlar hanesinde ...'ın işgalinde olduğu şerhi yazılmak suretiyle davalı ... adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; .. ili .. ilçesi .. köyü 1 01... ve 1 08... parsel sayılı taşınmazların 30 - 35 yıldır kendi tasarrufunda bulunduğunu, bu zamana kadar kendisi tarafından ekilip biçildiğini, kadastro çalışmaları sırasında taşınmazların ... adına tespit edildiğini belirterek, taşınmazların adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "dava konusu 1 01... parsel sayılı taşınmazın tarla vasıflı taşınmaz olduğu, komşu parsellerde yer alan taşınmazların da aynı mahiyette olduğu, dava konusu 1 08... parsel sayılı taşınmazın ise çayır vasfında olduğu, yine komşu parsellerde yer alan taşınmazların benzer mahiyette olduğunun anlaşıldığı, keşif sırasında arazi başında dinlenilen mahalli bilirkişiler ve tespit bilirkişileri olan ve Hazinenin tapusunun ihdasından önceki kullanmayı bilebilecek durumda olduğu değerlendirilen mahalli-tespit bilirkişilerin birbirleriyle uyumlu beyanlarında, dava konusu 1 01... parsel sayılı dava konusu taşınmazın evveliyatında davacının babası ...'ye ait olduğunu, ...'ye de babası ...'den kaldığınu, davacının babası ...'nin sağlığında taşınmazların çocukları arasında harici taksim ile paylaşıldığını, paylaşıma istinaden dava konusu taşınmazın oğlu davacı ...'a kaldığını, o tarihten günümüze kadar davacının kullanageldiğini, gerek davacı ve gerekse de zilyetliği devraldığı üst soyu tarafından hem 1961 yılından geriye doğru 20-30 yıldan fazla süre boyunca hem de kadastro tespit tarihinden geriye doğru 20-30 yıldan fazla süre boyunca eklemeli zilyetlik marifeti ile dava tarihine kadar ve sonrasında taşınmazın arpa ve buğday vasfında ekilip biçilmek suretiyle davasız aralıksız ve nizasız olarak günümüze kadar kullanılagelindiğini, Toprak Tevzii Komisyonu köye geldiği vakit taşınmazın davacının babasının elinde olduğu, kendilerinin dava konusu taşınmazın sahipsiz olduğunu hiçbir zaman görmediklerini belirttikleri, özellikle mahallinde yapılan keşifte arazi başında dinlenilen ve Hazinenin tapusunun ihdasından önceki kullanmayı bilebilecek durumda olduğu değerlendirilen mahalli bilirkişilerin beyanlarına göre, dava konusu taşınmaza uygulanan ve Hazinenin adına olan dayanak tapu kaydının oluştuğu günden geriye doğru 20 yıllık zilyetlik süresinin davacının dedesi ve babasının zilyetliği nedeni ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14. maddesindeki koşulların oluştuğunun ve bu halde dava konusu taşınmazın zilyedi adına tespit ve tescil edilmesi gerektiğinin değerlendirildiği, dava konusu .. ili .. ilçesi .. köyünde bulunan 1 08... parsel sayılı taşınmaz yönünden ise, keşif sırasında arazi başında dinlenilen mahalli bilirkişiler ve tespit bilirkişileri olan ve Hazinenin tapusunun ihdasından önceki kullanmayı bilebilecek durumda olduğu değerlendirilen mahalli-tespit bilirkişilerin birbirleriyle uyumlu beyanlarında, taşınmazın evveliyatında davacının babası ...'ye ait olduğunu, ...'ye de babası ...'den kaldığı, davacının babası ...'nin sağlığında taşınmazların çocukları arasında harici taksim ile paylaşıldığını, paylaşıma istinaden dava konusu taşınmazın oğlu davacı ...'a kaldığını, o tarihten günümüze kadar davacının kullanageldiğini, gerek davacı ve gerekse de zilyetliği devraldığı üst soyu tarafından hem 1961 yılından geriye doğru 20-30 yıldan fazla süre boyunca hem de kadastro tespit tarihinden geriye doğru 20-30 yıldan fazla süre boyunca eklemeli zilyetlik marifeti ile dava tarihine kadar ve sonrasında taşınmazların ot biçimi yapılmak suretiyle çayır olarak davasız aralıksız ve nizasız olarak günümüze kadar kullanılagelindiğini, Toprak Tevzii Komisyonu köye geldiği vakit taşınmazların davacının dedesi ve babasının elinde olduğunu, kendilerinin dava konusu taşınmazların sahipsiz olduğunu hiçbir zaman görmediklerini belirttikleri, özellikle mahallinde yapılan keşifte arazi başında dinlenilen ve Hazinenin tapusunun ihdasından önceki kullanmayı bilebilecek durumda olduğu değerlendirilen mahalli bilirkişilerin beyanlarına göre, dava konusu taşınmazlara uygulanan ve ... adına olan dayanak tapu kaydının oluştuğu günden geriye doğru 20 yıllık zilyetlik süresinin davacının dedesi ve babasının zilyetliği nedeni ile 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesindeki koşulların oluştuğunun ve bu halde dava konusu taşınmazların zilyedi adına tespit ve tescil edilmesi gerektiğinin değerlendirildiği" gerekçesiyle, davanın kabulüne ve dava konusu 1 01... ve 1 08... parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile aynı vasıf ve yüzölçümleri ile davacı adına tapuya tescillerine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "2007 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda dava konusu taşınmazların tutanağının beyanlar hanesinde davacı ... oğlu ...'ın işgalinde olduğu belirtilerek, toprak tevzi komisyonu çalışmaları sonucunda oluşmuş 06.11.1961 tarihli 6 ve 12 sıra numaralı tapu kayıtları nedeniyle ... adına tespit ve tescil edildiği, davacının kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tapu kayıtlarının iptali ile adına tescili istemi ile eldeki davayı açtığı, İlk Derece Mahkemesince yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişilerinin beyanlarından taşınmazların öncesinde davacının babası ... tarafından kullanıldığı, taksim sonucu davacıya kaldığı, halen de davacının kullanımında olduğu ve ... adına oluşan tevzi tapusunun oluşum tarihinden önce davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetlik şartlarının oluştuğu belirlenerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı (aynı kadastro çalışma alanı içerisinde ve konuya ilişkin olarak Yargıtay 8. Hukuk Dairesince verilen 14.03.2023 tarihli ve 2022/30 Esas, 2023/1444 Karar sayılı onama ilamı da bu doğrultudadır.)" gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazların, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ve kadastro çalışmaları sonucunda ... adına tespit edildiğini, davanın kanuni süresi içinde açılmadığını, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi koşullarının gerçekleşmemiş olduğunu, bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığını, ek ziraat bilirkişisi raporunun taraflarına tebliğ edilmeyerek savunma haklarının kısıtlandığını, mahalli bilirkişiler ve tutanak tanıklarının beyanlarına itibar edilmesinin mümkün olmadığını, eksik inceleme ve araştırmayla kurulan hükmün hukuka uygun olmadığını belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların tespitlerine esas olan tapu kayıtlarının oluşum tarihine kadar taşınmazlar üzerinde davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş ise de, bu karar dosya kapsamına uygun düşmediği gibi, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmak için yeterli olduğundan da söz edilemez. Şöyle ki, Dairemizce aynı gün incelemesi yapılan 2024/4004 Esas sayılı dava dosyasına konu 1 01... parsel sayılı taşınmazın bir kısmının ve eldeki davanın konusu olan 1 01... parsel sayılı taşınmazın bir kısmının, 1961 yılında yapılan toprak tevzi çalışmalarında taşlık olarak göründüğü anlaşılmakta olup, bu taşınmazlar toprak tevzi çalışmaları sonucu ... adına tapuya bağlandığına göre, söz konusu taşınmaz bölümleri yönünden toprak tevzii öncesi kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanım koşullarının oluştuğunun kabulü mümkün değildir. Öte yandan; İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırmalara göre 1 01... ve 1 08... parsel sayılı taşınmazların, 2007 yılında yapılan kadastro tespitine esas alınan 06.11.1961 tarihli 6 ve 12 sıra numaralı tapu kayıtlarının kapsamında kaldığı hususunda tereddüt bulunmamakta ise de, davanın mahiyeti itibarıyla taşınmazın hukuki durumunun 3402 sayılı Kanun'un 46/1. maddesi uyarınca toprak tevzii tapu kayıtlarının oluşum tarihi olan 1961 tarihi esas alınarak belirlenmesi gerekmektedir. Mahallinde yapılan keşiflerde dinlenen tespit ve mahalli bilirkişileri beyanlarında, 1 08... parselin çayır vasfında, 1 01... parselin ise tarla vasfında olduğunu ve her iki taşınmazında öncesinde davacının babası ...'ye ait olduğunu, ona da babası ...'den kaldığını, ... adına olan tapu kayıtlarının oluşum tarihinden geriye doğru 20 - 30 yıldan fazla süreden beri davacı ve murisleri tarafından kullanıldığını beyan etmişler ve ziraat bilirkişisi raporunda da dava konusu taşınmazların sınırlarındaki taşınmazlarla aynı toprak yapısına ve bitki örtüsüne sahip, makineli tarıma elverişli yapıda oldukları belirtilmiş ise de, söz konusu beyanların ve ziraat bilirkişi raporunun denetlenmesi hususunda en iyi yöntem olan hava fotoğrafı incelemesinden yararlanılmadan yazılı şekilde karar verilmesi cihetine gidilmiştir. Hal böyle olunca; dava konusu 1 08... parsel sayılı taşınmaz ile 1 01... parsel sayılı taşınmazın toprak tevzi çalışmalarında taşlık olarak görünen kısmı dışında kalan bölümü yönünden doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, öncelikle Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilmek suretiyle taşınmazın bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı olduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre taşınmazın kadastro tespitine esas alınan toprak tevzi tapu kaydının oluşum tarihinden (1961 yılı) 15-20-25 yıl öncesine (bulunmadığı takdirde bu tarihlere en yakın tarihlere) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya bu şekilde ikmal edilmeli, dosyanın jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişisine tevdi edildikten sonra stereoskopik hava fotoğrafları üzerinde inceleme yaptırılarak, taşınmazın kadastro paftasındaki konumunun bilgisayar programı aracılığıyla uydu ve hava fotoğraflarına aktarılması suretiyle, hava ve uydu fotoğraflarının ait oldukları yıllara göre taşınmazın niteliğini, kullanım sınırının oluşup oluşmadığını, imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuşsa imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü belirten ve taşınmaz üzerinde imar-ihya edilmeyen, imar-ihyası tamamlanmayan ve/veya taşınmaz üzerinde kullanılmayan kısım/kısımlar var ise bu kısımlar da harflendirilmek suretiyle infaza elverişli olacak şekilde krokinin de düzenlenmiş olduğu rapor düzenlenmesi istenilmeli; bundan sonra taşınmazın tamamı veya bir kısmı üzerinde toprak tevzi tapu kaydının oluşum tarihi olan 1961 yılına kadar 3402 sayılı Kanun'un 14... /1. maddelerinde sözü edilen zilyetlikle iktisap koşullarının davacı lehine oluşup oluşmadığı hususları dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, yukarıda yazılı şekilde araştırma ve inceleme yapılmadan karar verilmiş olması isabetsiz olup Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerektirmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde bulunduğundan kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.