Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3638 E. 2026/1053 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3638
- Karar No
- 2026/1053
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2024/1 E., 2024/4 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, .. ili .. ilçesi .. köyü çalışma alanında bulunan 1 67... parsel sayılı 2.859.656,78 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kimsenin zilyet ve tasarrufunda bulunmadığı belirtilerek ... adına tespit edilmiştir 2. Davacı ... dava dilekçesinde; ... adına tespit edilen .. ili .. ilçesi .. Köyünde bulunan 1 67... parsel sayılı taşınmazda eklemeli 40 yıldır süren zilyetliğinin bulunduğu iddiasıyla, bağış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazda kullandığı bölümün adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili; hak düşürücü sürenin geçtiğini, dava konusu yerin Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu ve zilyetlikle kazanılamayacağını belirterek, davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı Köy Tüzel Kişiliği temsilcisi; davaya bir diyeceklerinin olmadığını belirtmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 13.02.2020 tarihli ve 2019/4 Esas, 2020/4 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 13.02.2020 tarihli kararına karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 12.04.2021 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan redddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 12.04.2021 tarihli kararının davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 11.10.2023 tarihli ve 2023/4739 Esas, 2023/5121 Karar sayılı ilamı ile ''... 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 1. maddesi uyarınca, kadastro hakimi, doğru ve infaz sırasında duraksamaya neden olmayacak biçimde, açık, anlaşılır ve sicil oluşturmaya elverişli hüküm kurmak zorundadır. Bu nedenle verilecek hükmün, doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde ve çekişmeli taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya elverişli olması gerektiği gibi, taşınmazın geometrik şeklini değiştirir şekilde verilen hükümlerin fen bilirkişi raporuna dayanması ve bu rapor ile irtibatlandırılması da hükmün infazı açısından zorunludur. Eldeki davada; İlk Derece Mahkemesince, hükme esas alınan ek fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 4.902,73, m²lik alana ilişkin yapılan kadastro tespitinin iptali ile aynı adanın son parsel numarası verilerek davacı adına tesciline karar verilmiş ise de, ifraz edilen kısım teknik bilirkişi raporunda hükmün infazını mümkün kılacak biçimde gösterilmediği gibi, taşınmazın geri kalan bölümü hakkında da tescil hükmü kurulmamıştır. Bu haliyle hükmün infazı kabil olduğundan söz edilemez. Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince, çekişmeli taşınmaz hakkında süresi içinde açılan dava gözden kaçırılarak tapuya tescil edilmiş olduğundan bahisle taşınmazın geri kalanı hakkında yeniden tescil hükmü kurulmamış olması hükmün düzeltilmesi nedeni olarak görülmemiş ise de, taşınmaz hakkında hatalı olarak oluşan söz konusu tapu kaydının geçersiz olduğu da ortadadır. Bu sebeple, kadastro tespitine itiraza ilişkin davalarda taşınmazın bir bölümü hakkında dava açılmakla parselin tümünün davalı hale geleceği ve 3402 sayılı Kanun’un 1. maddesi uyarınca kadastro hakiminin doğru ve infazı kabil karar vermek zorunda olduğu göz önüne alındığında çekişmeli taşınmazın davaya konu edilen bölümleri dışında kalan bölümü hakkında tescil hükmü kurulmaması ve infaza elverişli ölçekli kroki düzenlenmemiş olmaması doğru olmamıştır. İlk Derece Mahkemesince, bu husus gözden kaçırılarak, infazı kabil olmayacak şekilde hüküm tesis edilmesi isabetsiz olduğu gibi; kabule göre de, İlk Derece Mahkemesince ek bilirkişi raporunun ekinde bulunan krokiye atıf yapılmış ise de, dosya içerisinde bahsi geçen krokinin kök bilirkişi raporu ekinde bulunduğu anlaşılmakla, ek bilirkişi raporuna ait farklı bir kroki bulunup bulunmadığı hususunda da tereddüt hasıl olmuş olup, söz konusu bu tereddüt giderilmeksizin karar verilmiş olması da usul yasaya uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir...'' gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan tüm delillerden; davacı tanıkları, mahalli ve tespit bilirkişi beyanları ile davacının malik sıfatıyla, eklemeli olarak, yirmi yıldan fazla süreli, nizasız, fasılasız, ekonomik amaca uygun zilyetliğinin ispat edilmiş olduğu, bu beyanları destekler şekilde olan harita ve ziraat bilirkişi raporunda da, dava konusu taşınmazın mera, yaylak ve kışlak gibi herhangi bir gayeye yönelik kullanma özelliği bulunmadığı, taşınmazın zilyetliğe elverişli olup eskiden beridir özel mülkiyete konu tarım alanı olduğunun belirtildiği, bilirkişi beyanları ile teknik bilirkişi beyanlarının dava konusu parsellere örtüştüğü, dolayısı ile davacı lehine 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi gereğince zilyetlikle taşınmaz iktisap edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davalı ... Kişiliğine karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, Hazineye karşı açılan davanın kabulüne, .. ili .. ilçesi .. köyü 1 67... parsel sayılı taşınmazın, fen bilirkişisi ...'ın 29.02.2024 tarihli bilirkişi ek raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 4.902,73 m²lik alana ilişkin yapılan kadastro tespitinin iptali ile aynı adanın son parsel numarası verilerek, tarla vasfıyla ... adına tapuya tesciline, taşınmazın geriye kalan ve aynı tarihli bilirkişi ek raporuna ekli krokide (B) harfi ile gösterilen 2.854.754,05 m²lik kısmın tespit gibi ... adına tesciline karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın olduğu yerde toprak tevzi çalışması yapılmış olup taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kaldığını, taşınmazın tarım arazisi olmadığını, zilyetlik ve mera araştırmasının yetersiz olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz bölümü üzerinde davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararın ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine 17.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.