Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3390 E. 2026/2016 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3390
Karar No
2026/2016
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/152 E., 2023/590 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar birleşen dosya davacısı ... ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kullanım kadastrosu sonucunda, "....... ili ....... ilçesi ........ Mahallesi çalışma alanında bulunan 3 37... parsel sayılı 5.990,55 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın, kadastro tutanağının beyanlar hanesine "6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve 1992 tarihinden itibaren ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...’nın fiili kullanımında bulunduğu" şerhi yazılarak bahçe vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... taşınmazın bir bölümünün kendi fiili kullanımlarında bulunduğu iddiasına dayanarak ayrı ayrı dava açmışlardır.

II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın 2/B kapsamında bulunması nedeniyle orman idaresinin davaya dahil edilmesi, keşif yapıldığında davacının zilyetliğini kanıtlayacak yapı veya delil bulunmadığı takdirde davanın reddi gerektiğini ve taşınmazın Devletin mutlak mülkiyetinde bulunan yerlerden olması nedeniyle Hazine adına tescili gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. ... mirasçıları vekili cevap dilekçesinde; davaya konu taşınmazın satış senedinde 18 parsel olarak gözüken kısmının muris tarafından satın alınmış olduğunu, ayrıca satış senedinde 12, 13... parsel olarak gözüken kısmının yine muris ... ve ............ tarafından satın alındığını, satış senedinde 13 parsel olarak belirtilen kısmın 14 parsele bitişik yarısı ile 14 parselin tamamının günümüze kadar muris ve mirasçılar tarafından kullanılmakta olduğunu, bu nedenle söz konusu yerlerin müvekkilleri adına tescili gerektiğini, taşınmazın emlak vergisinin muris ve mirasçılar tarafından şimdiye kadar ödenmiş olduğunu belirterek, söz konusu taşınmazın 969 metrekare alanlı kısmının müvekkilleri adına zilyetliğin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. 3. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin zilyet olduğu alanın yaklaşık 600 metrekare olduğunu, davacının yerinin .......... Caddesinde, müvekkilinin yerinin ise ......... Caddesinde olduğunu, müvekkilinin taşınmazı 20.05.1990 tarihinde satın aldığını ve satış senedi arkasında krokisinin bulunduğunu, senet ve krokinin müvekkilinin zilyetliğini kanıtladığını belirterek taşınmazın 600 metrekare kısmının müvekkili adına tespitine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 10.05.2016 tarihli ve 2013/194 Esas, 2016/178 Karar sayılı kararı ile davacılar ..., ..., ..., ... ve ...'nın davaların reddine, davacılar ..., ... ve ... ile ... tarafından açılan davaların kabulüne, 3 37... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde bulunan kullanıcı şerhinin iptali ile beyanlar hanesine "taşınmazın fen bilirkişiler tarafından düzenlenen 03.06.2014 tarihli rapor ve ekinde bulunan 2 no.lu krokide (1A) harfiyle gösterilen 2.887,70 metrekarelik kısmının 1990 tarihinden beri ...'in, (1B) harfiyle gösterilen 332,44 metrekarelik kısmının 27.05.1990 tarihinden beri miras payları oranında ... mirasçılarının, (1C) harfiyle gösterilen 310,94 metrekarelik kısmının 1990 tarihinden beri ...'in, (1D) harfiyle gösterilen 456,27 metrekarelik kısmının 2001 tarihinden beri ...'in, (1F) harfiyle gösterilen 453,31 metrekarelik kısmının 21.06.1990 tarihinden beri miras payları oranında ... mirasçılarının, (1G) harfiyle gösterilen 594,36 metrekarelik kısmının 20.05.1990 tarihinden beri ...'nın, (1H) harfiyle gösterilen 295,56 metrekarelik kısmının 1990 tarihinden beri ...'ın, (1K) harfiyle gösterilen 171,99 metrekarelik kısmının 21.06.1990 tarihinden beri miras payları oranında ... mirasçılarının ve (1L) harfiyle gösterilen 271,70 metrekarelik kısmının 01.03.1993 tarihinden beri ...'in fiili kullanımında olduğu, geriye kalan 216,28 metrekarelik kısmının ise kullanıcısının tespit edilemediği" şerhinin yazılmasına karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili, davacı ... vekili, davacı ... vekili, davacı ... vekili ile davalılar ... ve ... vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 21.11.2019 tarihli ve 2016/16168 Esas, 2019/7592 Karar sayılı ilamıyla hükmün onanmasına karar verilmiş; davacılar ... vekili, ... vekili, ... vekili ile davalılardan ... ile ... vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 04.10.2022 tarihli ve 2021/16969 Esas, 2022/7664 Karar sayılı kararı ile "... davacılar ............... vekili, ... vekili ile ... vekilinin tüm; davalılardan ... ve ... vekilinin ise sair karar düzeltme istemlerinin yerinde olmadığı; ne var ki, Mahkemece; dava konusu taşınmazın üzerinde eylemli bir kullanım bulunmadığı; ancak getirtilen emlak kayıtları ve eklerinde bulunan özel parselasyon krokilerinin fiili zemine uygulandığı ve buna göre taşınmazın kullanıcılarının belirlendiği; davalılardan ... ve ...’ın da emlak kayıtları bulunmadığı gibi fiili kullanımlarının da olmadığı, bu nedenle iddalarını kanıtlayamadıkları gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de adı geçenlerin, 5831 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Ek-4. maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosu sonucunda; çekişmeli taşınmazda, lehlerine eşit hisselerle (1/8 oranında) kullanım şerhi verilen davalılardan olup; bu kişiler yönünden savunmalarını ispat yükü bulunmadığı; zira; ispat yükünün, dava açan davacı taraflar üzerinde olduğu; Mahkemece de; çekişmeli taşınmazın, 03.06.2014 tarihli teknik bilirkişiler raporunda (E) harfi ile gösterilen bölümü üzerinde; dava açan taraflarca fiili kullanıcı oldukları iddia ve ispat edilemediğine göre; bu bölüm üzerinde; davalı şerh sahiplerinden (hükmün karar düzeltme yoluyla incelenmesini isteyen) davalılardan ... ve ...’ın 1/8 oranındaki kullanıcı şerhlerinin korunması gerektiği..." belirtilerek Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 21.11.2019 tarihli ve 2016/16168 Esas, 2019/7592 Karar sayılı onama ilamının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi hükmünün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamına uyulmasından sonra birleşen dosyanın davacısı ... tarafından 01.06.2017 tarihinde aynı taşınmaza yönelik olarak satın alma ve fiili kullanım nedenine dayalı olarak açılan dava eldeki dava ile birleştirilmiş ve ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen karar ile "tüm dosya kapsamına göre, ... ile ... 5831 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Ek-4. maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosu sonucunda; çekişmeli taşınmazda, lehlerine eşit hisselerle (1/8 oranında) kullanım şerhi verilen davalılardan olup; bu kişiler yönünden savunmalarını ispat yükü bulunmamaktadır. Zira; ispat yükü, dava açan davacı taraflar üzerindedir. Bu nedenle davacı ... dava konusu taşınmazda 271,70 m²'lik kullanımını ispat ettiğine göre davasının kısmen kabulü ile davalılar ... ve ...’ın 1/8 oranındaki kullanıcı şerhlerinin korunması gerektiğinden 27.07.2023 tarihli ek rapor ile belirtilen (M) ve (N) işaretli kısmının eşit hisselerle davalı ... ile davalı ...' in fiili kullanımında olduğunun tespitine, karar verildiği birleşen dosya davacısı ...' in ise dava dilekçesi ile dava konusu İstanbul İli Sultanbeyli İlçesi, 3 37... parsel sayılı taşınmazda 450, m² kullanım alanının olduğunu beyan etmiş olup birleşen dosya ile yapılan keşifte beyan edilen kullanım alanının tespit edildiği, ancak davacının kullanım alanı olarak beyan ettiği kısmın Mahkememiz dosyası ile davacı ...'e ait olduğu tespit edilen ve raporda (1A) ile işaretli sarı renkli alanda kaldığının tespit edildiği, Mahkememizce aldırılan ek rapor ile bu durumun açıklığa kavuştuğu, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2016/16168 Esas ve 2019/7592 Karar ve 21.11.2019 tarihli ilamı ile ...' in kullanımında olan kısmın kesinleştiğinden birleşen davanın reddine karar verildiği; davacılar ... ve ..., adına açılan davaların reddine ilişkin karar karar Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2016/16168 Esas ve 2019/7592 Karar ve 21.11.2019 tarihli ilamı ile kesinleştiğinden ve Davacılar................. ... ve ... hakkında davanın reddine ilişkin karar Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2021/169 69... /7664 Karar ve 04.10.2022 tarihli karar düzeltme ilamı ile kesinleştiğinden yeniden yargılama yapılmaksızın esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığı..." gerekçesiyle davacılar ... ve ...'in davaların reddine ilişkin karar ile davacılar ................., ... ve ... hakkında davanın reddine ve davacılar ..., ..., ... tarafından açılan davaların kabulüne ilişkin 10.05.2016 tarihli önceki hüküm kesinleştiğinden esas hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davacı ... tarafından açılan davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine 3 37... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde bulunan kullanıcı şerhinin iptaline, aynı taşınmazın 03.06.2014 tarihli rapor ve krokide (1L) harfiyle işaretlenen 271,70 metrekarelik kısmının 01.03.1993 tarihinden beri davacı ...'in fiili kullanımında olduğunun; aynı taşınmazın geriye kalan 216,28 merekarelik kısmının 27.07.2023 tarihli ek rapor ile belirtilen (M) ve (N) işaretli kısmının eşit hisselerle davalılar ... ile ...' in fiili kullanımında olduğunun tespitine ve birleşen dosya davacısı ... tarafından açılan davanın ise reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Birleşen dosyanın davacısı ... temyiz dilekçesinde; kendisinin lehine şerh verilmesini talep ettiği bölümde ...'in kullanıcı olduğuna dair hiçbir iz ve emare bulunmadığı, kendisinin taşınmazın vergilerini düzenli olarak ödediği halde bunun dikkate alınmamasının isabetsiz olduğunu ve eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davanın kabulüne ilişkin hükmün hatalı olduğunu, eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiğini, hüküm fıkrasında taşınmazın mülkiyetinin Hazineye ait olduğunun gösterilmediğini, bu nedenle hükme "Mülkiyeti Hazineye ait olmak üzere" ibaresinin de eklenmesi gerektiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içereğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, taşınmaz üzerinde şahıslar lehine kullanıcı şerhi verilmesine ilişkin koşulların oluşup oluşmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına ve birleşen dosya davacısı ... taşınmazda fiili kullanımını ispat edemediğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup birleşen dosya davacısı ... ile davalı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 462,15 TL'nin temyiz eden birleşen dosya davacısı ...'den alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 26.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/3390, K. 2026/2016, T. 26.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-3390-e-2026-2016-k-706d70148da0