Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3318 E. 2025/6611 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3318
Karar No
2025/6611
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/48 E., 2024/416 K.

Taraflar arasındaki 2/B şerhi verilmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı ve davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun süre yönünden reddine, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından direnme kararı verilmiştir. Bu kararın temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava konusu Antalya İli Kepez İlçesi ... Mahallesi 281 45... parsel sayılı 519, 11... (eski 1293 parsel 5 00... ) yüzölçümündeki taşınmaz, arsa vasfıyla Hazine adına tapuda kayıtlıdır.

Davacı dava dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın 1942 yılında yapılan orman tahdidi sonucunda kesinleşen orman sınırları içerisinde kaldığını, 1976 yılında ise 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi kapsamında çalışma yapıldığını ve taşınmazın orman sınırı dışına çıkarıldığını, buna karşın tapu kaydında 2/B parseli olduğuna dair şerh bulunmadığından davacının taşınmazı satın alamadığını ileri sürerek, dava konusu taşınmazın tapu kaydına Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılan yerlerden olduğu ve davacının kullanıcı olduğunun şerh verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne, Antalya ili, Kepez ilçesi, ... Mahallesi 281 45... numaralı parselin Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışında kaldığının tespiti ile bu hususun tapunun beyanlar hanesine tesciline, davacının zilyetlik şerhi verilmesine yönelik talebin ise reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ve davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "davacının istinaf inceleme isteminin süre yönünden reddi gerektiği, hükümle davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi ve reddedilen kısım için maktu harç alınması gerekirken bu hususun gözden kaçırılması isabetsiz olduğu" gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun bu yönden kabulü ile hükmün HMK'nın 353/b-2. maddesi uyarınca kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile Antalya Kepez ... Mahallesi 281 45... numaralı parselin Orman Kanun'u 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışında kaldığının tespiti ile bu hususun tapunun beyanlar hanesine şerhine, davacı asilin lehine zilyetlik şerhi oluşturulması talebinin reddine karar verilmiş, bu karara karşı davalı Hazine vekili ve davacı temyiz kanun yoluna başvurmuştur.

05.04.2022 tarihli ve 2021/7233 Esas, 2022/3289 Karar sayılı ilamıyla; "davanın tapu kaydının beyanlar hanesine 2/B şerhi verilmesine yönelik olduğuna ve taşınmazların 2. madde kapsamında veya 2/B alanında kalmadığı anlaşıldığına göre Bölge Adliye Mahkemesince bu hususlar dikkate alınarak taşınmazların 2/B ile orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olduğuna ilişkin şerh verilmesi yönündeki talebin de reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçelerle yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmediği" gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince direnme kararı verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı Hazine vekili temyiz kanun yoluna başvurmuştur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25.10.2023 tarihli ve 2023/8-5 35... /1026 Karar ilamı ile; "dava konusu taşınmaz ile komşu taşınmazlarda 1942 yılında orman tahdidi yapıldığı, taşınmazların kesinleşen orman tahdidi sınırları içerisinde kaldığı, tüm bu davaların açılmasına neden olan sorunun 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesine göre orman sınırları dışına çıkarılmış olmasına karşın İdarenin, ... ile ilgili orman tahdidinin iptali kararını yanlış değerlendirip, 2/B uygulamasını iptal ederek mükerrer orman tahdit uygulaması yapmasından kaynaklandığı, ayrıca taşınmazın davacı veya murisi adına tespit edilmesi üzerine Hazine tarafından geçmişinin orman ve zilyetlikle kazanılamayacağı iddiası ile dava açıldığı, Mahkemece taşınmazın geçmişi orman ve 2/B niteliğinde görülerek Hazine adına tarla niteliği ile tescil edildiği, bu kararın kesinleştiği ve Hazine yönünden bağlayıcı olduğu, tüm bunlar dışında bölgede benzer ve komşu taşınmazlar için mahkemelerce verilen kabul kararlarının tamamına yakınının Yargıtay (Kapatılan) 16. ve 20. Hukuk Daireleri ile 8 . Hukuk Dairesi tarafından onandığı, az sayıda kalan dosyada taşınmaz yönünden görüş değiştirilerek bozma kararı verilmesinin hukuki güvenlik, hukuki istikrar ve aynı durumdaki kişiler arasında bulunması gereken eşitlik ilkesi ile bağdaşmayacağı, bu nedenlerle direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de; bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğunca benimsenmediği, hâl böyle olunca; Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu" gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; "davaya konu taşınmazın 1942 yılında yapılan tahditte orman olduğu ve halen bu niteliğini koruduğu, hükmen tescile ilişkin mahkeme kararının kesin hüküm niteliğinde bulunmadığı" gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 370. Maddesi uyarınca ONANMASINA,

427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/3318, K. 2025/6611, T. 27.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-3318-e-2025-6611-k-4a69fa69c369