Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3160 E. 2025/5426 K. – Kadastro Tespiti
Konu: Kadastro Tespitine İtiraz
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/3160
- Karar No
- 2025/5426
- Karar Tarihi
- Konu
- Kadastro Tespitine İtiraz
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2023/2 E., 2024/10 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, temyiz incelemesi sonunda Dairemizce bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar Hazine ve ... vekili ve dahili davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde; mevki ve sınırları belirtilen tahminen 15 dönüm miktarındaki taşınmazın vekil edeni tarafından yaklaşık 40 yıl önce emek ve masraf sarf edilerek tarım arazisi haline getirildiğini ve 40 yıldır nizasız, fasılasız olarak kullanıla geldiğini açıklayarak, taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davacı yararına imar ve ihya ile kazanmayı sağlayan zilyetlik koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, ... ili ... ilçesi ... köyü, ... mevkinde bulunan bilirkişilerin 09.08.2010 tarihli raporu ve krokide (A) harfiyle belirtilen 4.021,76 m²lik kısmının tarla vasfıyla davacı adına tapuya tesciline, davacının bilirkişilerin 09.08.2010 tarihli raporunda (B), (C) ve (D) harfleriyle gösterilen kısımlara ilişkin talebin reddine, belirtilen yerlerin tapuya tespit gibi tesciline, davacı tarafça bilirkişilerin 09.08.2010 tarihli raporunda (E) harfiyle gösterilen kısmına ilişkin talepten feragat edildiğinden söz konusu yere ilişkin davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle, Dairemizin 06.07.2012 tarihli ve 2012/6987 Esas, 2012/6803 Karar sayılı ilamıyla kısmen bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamında özetle; "dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporuna ve ... Müdürlüğü yazısına göre, taşınmazın bilirkişi rapor ve krokisinde (E) harfiyle gösterilen 2.290,65 m²lik kısmı 1. derecede arkeolojik sit alanı içerisinde bulunduğundan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 715, 9 99... sayılı Kadastro Kanunu'nun 16/c maddesi gereğince Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan özel mülkiyete konu olmayacak, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 999. maddesi gereğince tescili mümkün olmayan yerlerden olduğu, Hazine vekilinin, taşınmazın Hazine adına özel mülkiyet niteliğiyle tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istediği, taşınmazın tescile ve özel mülkiyete konu olamayacak yerlerden olması sebebiyle mahkemece bu kısım hakkındaki davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davalı Hazine vekilinin bilirkişilerce düzenlenen krokide taşınmazın (A) harfiyle gösterilen kısmına yönelik temyiz itirazlarına gelince; İlk Derece Mahkemesince davacı yararına imar – ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik koşullarının davacı yararına oluştuğu benimsenerek taşınmazın krokide (A) harfiyle gösterilen kısmının davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve incelemenin hükme elverişli bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince, imar – ihya koşullarının usulüne uygun olarak araştırılmadığı gibi komşu parsellere ait kadastro tutanakları ve varsa bu parsellere ilişkin dava dosyaları ile kadastro çalışmaları sırasında komşu parsellere uygulanan tapu ve vergi kayıtlarının, ilgili mercilerden celp edilerek mahalline uygulanmadan hava fotoğraflarıyla yakın plan ve panoramik resimlerden faydalanılmadan eksik inceleme sonucunda hüküm kurulduğu, ayrıca, keşif sırasında üç yerel bilirkişinin birlikte dinlenilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğu açıklanarak, öncelikle dava tarihi olan 17.04.2009 tarihinden geriye doğru en az 20 – 30 yıl öncesine ait (1979-1989 yılları arası) iki ayrı zamanda çekilmiş stereoskopik hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığından yöntemine uygun bir biçimde getirtilerek dosya arasına konulması, yeniden yapılacak keşifte daha önce götürülmeyen uzman bilirkişi jeodezi ve fotoğrametri mühendisi aracılığıyla uygulanması, hava fotoğraflarının çekildiği tarihlere göre dava konusu taşınmaz ve çevresinin kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı, imar ve ihyasının tamamlanıp tamamlanmadığı, imar ve ihya edilmişse hangi tarihte tamamlandığı veya hava fotoğraflarının çekildiği tarihlere göre ne durumda bulunduğu konularının açıklığa kavuşturulması, hava fotoğraflarının stereoskopik aletle üç boyutlu olarak incelemeye tabi tutulması, taşınmazın gerçek niteliğinin saptanması, açıklanan konularda uzman bilirkişiden gerekçeli ve denetime açık rapor alınması, davacının taşınmazın imar ve ihyasına hangi tarihte başladığı, imar ve ihyayı ne şekilde sürdürdüğü ve hangi tarihte tamamladığı hususlarının yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulması, imar ihyanın tamamlandığı tarihten dava tarihine kadar 20 yıllık kazanma süresinin dolup dolmadığının hesaplanması, uyuşmazlık konusu taşınmaza komşu aynı köy 519, 224, 4 79... parsel sayılı taşınmazlara ait kadastro tutanakları ile varsa bu parsellere ilişkin dava dosyalarının ilgili mahkemelerden, kadastro çalışmaları sırasında uygulanan tapu kayıtları ve vergi kayıtlarının bulundukları Tapu Sicil Müdürlüğü ile Özel İdare Müdürlüklerinden celp edilerek, teknik bilirkişi, yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla mahalline uygulanması, kayıtların taşınmaz yönünü ne olarak okuduğu üzerinde durulması ve teknik bilirkişiye krokisi üzerinde işaretlettirilmesinin sağlanması, ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine" değinilerek davalı Hazine vekilinin taşınmazın krokide (E) harfiyle gösterilen kısmına yöneltilen temyiz itirazlarının reddi ile bu kısım hakkındaki hüküm fıkrasının onanmasına, davalı Hazine vekilinin taşınmazın bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen kısmına ilişkin temyiz itirazlarının kabulüyle hüküm fıkrasının bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamı sonrası yapılan yargılama sırasında, dava konusu taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlenmiş olması nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesince, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 27. maddesi gereğince dosyanın Kadastro Mahkemesine devredilmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne, 20.10.2021 tarihli bilirkişi raporuna ekli fen bilirkişisi tarafından hazırlanan krokide (A1) harfiyle gösterilen 2.955,78 metrekare yüzölçümündeki kısmın 1 57... parsel sayılı taşınmazdan iptali ile tarla vasfıyla ... adına tesciline, dava konusu 1 57... parsel sayılı taşınmazda aynı bilirkişi raporundaki krokide (A1) harfiyle gösterilen 2.955,78 metrekare yüzölçümündeki kısım dışında kalan alanların dava konusu olmaması sebebiyle bu yere ilişkin kadastro tutanağının mahkeme kararının kesinleşmesine müteakip olağan usule göre işlemlerini yapmak üzere Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine, aynı tarihli bilirkişi raporundaki krokide (A2) harfiyle gösterilen 590,341 metrekare yüzölçümündeki kısmın 1 57... parsel sayılı taşınmazdan iptali ile tarla vasfıyla ... adına esciline, (A2) harfiyle gösterilen taşınmazın beyanlar hanesine "taşınmazın tamamı 1. derece arkeolojik sit alanında kalmaktadır” şerhinin yazılmasına, dava konusu 1 57... parsel sayılı taşınmazda aynı tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (A2) harfiyle gösterilen 590,341 metrekare yüzölçümündeki kısım dışında kalan alanların dava konusu olmaması sebebiyle bu yere ilişkin kadastro tutanağının mahkeme kararının kesinleşmesine müteakip olağan usule göre işlemlerini yapmak üzere Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine, aynı tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (A3) harfiyle gösterilen 500,081 metrekare yüzölçümündeki kısmın 1 57... parsel sayılı taşınmazdan iptali ile tarla vasfıyla ... adına tesciline, dava konusu 1 57... parsel sayılı taşınmazda aynı tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (A3) harfiyle gösterilen 500,081 metrekare yüzölçümündeki kısım dışında kalan alanların dava konusu olmaması sebebiyle bu yere ilişkin kadastro tutanağının mahkeme kararının kesinleşmesine müteakip olağan usule göre işlemlerini yapmak üzere Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davalılar Hazine vekili, ... vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle, Dairemizin 13.12.2022 tarihli ve 2022/1851 Esas, 2022/10198 Karar sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamında özetle; "yapılan yargılamada yöntemince taraf teşkili sağlanmadığı gibi, taşınmazlara ilişkin askı ilanlarının da tam olarak yaptırılmadan davanın esasına girilerek karar verildiği, davacı ...'in, Asliye Hukuk Mahkemesinde Hazine ve köy tüzel kişiliğini hasım göstermek suretiyle 2009 yılında açtığı tescil davasının, bozma ilamından sonra davaya konu olan taşınmaz hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarıldığı, dava konusu 1 57... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 5. maddesi gereğince, genel mahkemede dava konusu olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle yapıldığı, ne var ki mahkemece, aktarılan davanın kapsamının, yani aktarılan davaya konu edilen taşınmazların, 1 57... , 1 59... parsel sayılı taşınmazların bir kısımına ilişkin olduğu yapılan keşif ve alınan fen bilirkişi raporuyla belirlenmesine rağmen, çekişmeli taşınmazlardan sadece 1 57... parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanak aslı getirtilmek suretiyle yargılamaya devam olunduğu gibi, çekişmeli 1 57... ve 162 parsel sayılı taşınmazlar hakkında da yöntemine uygun şekilde 30 günlük askı ilanının yaptırılmadığı, öte yandan, eldeki davanın aktarılan dava olması ve UYAP üzerinden yapılan sorgulamada da çekişmeli 1 57... parsel sayılı taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tescil edildiği dikkate alınarak, çekişmeli taşınmazların birbirlerine komşu olmaları, maliklerinin ve niteliklerinin tam ve doğru bir şekilde belirlenmesi için Orman İdaresinin de davaya dahil edilmesi suretiyle yargılama devam edilmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmaksızın işin esasına girilerek karar verildiği açıklanarak, öncelikle, Orman İdaresinin davaya dahil edilmesi suretiyle husumetin yaygınlaştırılması ve çekişmeli 1 57... ve 162 parsel sayılı taşınmazların kadastro tutanak asıllarının getirtilerek taşınmazların davalı hale getirilmesi, aktarılan davanın kapsamında kalıp kadastro tespitleri yanılgı ile kesinleştirilen taşınmazların bulunduğu anlaşılması halinde, bu taşınmazların kadastro tespitlerinin kesinleştirilmesinin hukuksal bir değer taşımayacağının düşünülmesi, aktarılan davanın kapsamında kalan 1 57... ve 162 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili olarak 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 11... . maddelerinde öngörülen şekilde yöntemine uygun olarak askı ilanı yaptırılarak buna ilişkin askı ilan tutanaklarının dosya arasına konulması ve askı ilan süresi dolduktan sonra davaya devam edilip toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; hükme esas alınan bilirkişi raporları ve tanık beyanları uyarınca dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu, davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne, 20.10.2021 tarihli bilirkişi kurulu raporu eki krokide (A1) harfiyle gösterilen 2.955,278 m² yüzölçümündeki kısmın 1 57... parsel sayılı taşınmazdan iptali ile tarla vasfıyla davacı adına tesciline, 1 57... parsel sayılı taşınmazın (A1) harfiyle gösterilen 2.955,278 m² yüzölçümündeki kısım dışında kalan alanların dava konusu olmaması sebebiyle bu yere ilişkin kadastro tutanağının mahkeme kararının kesinleşmesine müteakip olağan usule göre işlemlerini yapmak üzere Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine, 20.10.2021 tarihli bilirkişi kurulu raporu eki krokide (A2) harfiyle gösterilen 590,341 m² yüzölçümündeki kısmın 1 57... parsel sayılı taşınmazdan iptali ile tarla vasfıyla davacı adına tesciline, (A2) harfiyle gösterilen taşınmazın beyanlar hanesine "taşınmazın tamamı 1. derece arkeolojik sit alanında kalmaktadır” şerhinin yazılmasına, 1 57... parsel sayılı taşınmazın (A2) harfiyle gösterilen 590,341 m² yüzölçümündeki kısım dışında kalan alanların dava konusu olmaması sebebiyle bu yere ilişkin kadastro tutanağının mahkeme kararının kesinleşmesine müteakip olağan usule göre işlemlerini yapmak üzere Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine, 20.10.2021 tarihli bilirkişi kurulu raporu eki krokide (A3) harfiyle gösterilen 500,081 m² yüzölçümündeki kısmın 1 57... parsel sayılı taşınmazdan iptali ile tarla vasfıyla davacı adına tesciline, 1 57... parsel sayılı taşınmazın (A3) harfiyle gösterilen 500,081 m² yüzölçümündeki kısım dışında kalan alanların dava konusu olmaması sebebiyle bu yere ilişkin kadastro tutanağının mahkeme kararının kesinleşmesine müteakip olağan usule göre işlemlerini yapmak üzere Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine, karar verilmiş, hüküm davalılar Hazine vekili ve ... vekili ve dahili davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu ve imar - ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik koşullarının davacı yararına oluştuğu benimsenerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hükme elverişli bulunmamaktadır. Şöyle ki, hükme esas alınan ve orman mühendisi bilirkişisi tarafından tanzim olunan raporda dava konusu taşınmazların orman kadastro sınırları dışarısında bulunduğu bildirilmiş ise de, orman kadastro çalışmalarına ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları, taşınmazların bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği ile bilhassa dava konusu taşınmazları ilgilendiren bulunduğu çalışma tutanakları dosya arasına getirtilmediği için rapor bu yönü ile denetlenememiştir. Bunun yanı sıra taşınmazların eğimlerinin klizimetre ile ölçülüp ölçülmediği, üzerilerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı, üzerilerinde aşılı ağaçlar olduğu bildirilmesine rağmen deliceden aşılanarak yetiştirilen ağaç bulunup bulunmadığı, varsa aşı yaşları raporlarda belirtilmemiş, komşu taşınmazlara ilişkin tedavüllü tapu kayıtları getirtilip keşif esnasında uygulanmamış, ayrıca orman mühendisi bilirkişi raporunda 1971, 1975, 19 81... tarihli hava fotoğrafları uyarınca taşınmazların tarım ve ... alanı olarak kullanılmadığı, sınırlarının belirgin olmadığı, taşlık yapıda bulunduğu, jeodezi mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen raporda ise 1975 tarihli hava fotoğrafı uyarınca taşınmazların imar ihyasının tamamlanmış olduğu bildirilmesine rağmen bilirkişi raporları arasında çelişki giderilmemiş, orman mühendisi bilirkişisi raporunda 1989 tarihli memleket haritası uyarınca taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu bildirilmesine rağmen rapor eki gösterimde orman rumuzlu yeşil alanda kaldıkları anlaşılmıştır. Bu hali ile İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma ve hükme dayanak alınan bilirkişi raporları taşınmazların niteliğini belirlemede yetersiz olup, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulamaz. Tüm bunlardan ayrı olarak, dava konusu taşınmazlardan 1 57... parsel sayılı taşınmaza ilişkin tapunun beyanlar hanesinde 2019 tarihli "korunması gerekli kültür varlığıdır", 2020 tarihli "parselin 97.758,58 m²lik kısmı 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı içerisinde kalmaktadır" şeklinde şerh olmasına rağmen, taşınmazın niteliği hususunda gerekli inceleme ve araştırma yapılmamış, karar tarihinden önce tapu kayıtlarına Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı lehine 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu uyarınca konulan kamulaştırma şerhi bulunmasına rağmen dava, söz konusu şerh sahibine yöneltilmemiştir. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, davacıya, kamulaştırma şerhi sahibi kuruma davasını yöneltmek suretiyle yöntemince taraf teşkilini sağlaması için süre ve imkan tanınmalı, taraf teşkilinin sağlanması halinde anılan davalıdan savunma ve delilleri sorulmalı, dava konusu taşınmazların bulunduğu yörede yapıldığı anlaşılan tüm orman kadastro çalışmalarına (1953 yılı dahil) ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazların bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örnekleri, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile aktarılan dava tarihinden 15-20 yıl öncesine ait memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri, bölgeye ait tüm sit haritaları ve kurul karaları ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi, bir ... mühendisi bilirkişisi, bir fen bilirkişisi bir arkeolog bilirkişisi ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte, orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, dava konusu taşınmazların orman kadastro haritasına göre konumları genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise dava konusu parseller yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalı, bundan sonra getirtilen belgeler dava konusu taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116 sayılı Orman Kanunu, 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ve 5658 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazların dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (... veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle dava konusu taşınmazlar, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazların gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, dava konusu taşınmazların niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazların üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı, deliceden yetiştirme olup olmadığı, varsa aşı yaşları ile taşınmazların imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazların ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazların 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır. Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ... bilirkişisinden taşınmazların evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, yine fen ve arkeolog bilirkişiler aracılığıyla, taşınmazların orijinal paftası ile sit haritaları çakıştırılarak taşınmazların konumu tam olarak belirlenmeli, bilirkişilerden dava konusu taşınmazların sit alanı içinde kalıp kalmadığı, kalıyor ise hangi tarihte ilk defa sit alanı içerisine alındığı ve hangi nitelikteki sit alanı içerisinde kaldığına, taşınmazlar üzerinde 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun kapsamına giren herhangi bir kültür varlığı olup olmadığına dair krokili ve denetime elverişli ayrıntılı rapor alınmalı; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. Kabule göre de, 3402 sayılı Kanun hükümleri uyarınca kadastro hakimi infaza elverişli doğru sicil oluşturmakla görevli ve yetkili olduğundan ve dava konusu taşınmazların kadastro tutanaklarının malik haneleri açık olduğundan, bilirkişi raporlarında (A1), (A2) ve (A3) harfleriyle gösterilen alanlar haricindeki kısımlar yönünden sicil oluşturulmaması, olağan usule göre işlem yapılmak üzere tutanakların Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmesi de doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle; Davalılar Hazine vekili ve ... vekili ve dahili davalı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 09.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.